Suriye'de körüklenen cehennem ateşi bir anda söner mi?


02 Mart 2018 05:39

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından Suriye’de ateşkes ilan edilmesinin üzerinden tam bir hafta geçti. Bu bir hafta, ateşkesten çok ateşkesin bütün Suriye için geçerli olup olmadığı tartışmasıyla geçti. Kararı alan ülkeler de hep bir ağızdan ortak bir tutum almadığı için, her kafadan bir ses çıkmaya devam ediyor. Öyle anlaşılıyor ki, geriye kalan üç hafta da böyle geçecek ve sonuçta BMGK gibi bir kurulun aldığı kararın hükmünün olmadığını hep birlikte görmüş olacağız.

Halbuki, üye ülkelerin tümünün saygı duyması gereken bu kararı öncelikle sahada “belirleyici aktör” durumundaki ülkelerin uygulaması gerekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterez, özellikle Doğu Guta bağlamında alınan ateşkes kararını “Yeryüzündeki cehenneme son vermenin tam zamanı” olarak duyurmuştu.

Pazartesi günü toplanan AB dışişleri bakanları toplantısında da ateşkesin bütün Suriye için geçerli olduğu ve derhal uygulanması çağrısı yapılmıştı. Bu toplantıdan iki gün önce alınan kararın uygulanmadığının bilincinde olan AB Dış Politika Komiseri Federica Mogherini, ateşkesin denetlenmesi için bir mekanizmanın kurulması gerektiğini söylerken pek de haksız sayılmazdı. Çünkü, New York’ta masa başında alınan karar Suriye sahasında olduğu gibi hayata geçmiyor. Bölgede savaş halinde olan ülkelerin bir anda bütün planlarını rafa kaldırıp, barış müzakerelerinde bulunması elbette mümkün değil. Ama en azından BMGK’nin beş daimi üyesinin bunun hayata geçirilmesi için bütün gücüyle harekete geçmesi gerekiyordu. Bugün kararı hayata geçirme yerine birbirlerini suçluyorlar. Bu da halen çıkarlarının savaşın devam etmesinde olduğu anlamına geliyor.

Kararın Suriye’nin bütünü için geçerli olduğuna yapılan vurgular, Afrin’e Zeytin Dalı operasyonunu başlatan Türkiye’yi teğet geçti. ABD, Fransa ve Almanya’nın son uyarıları, Türkiye’ye yapılan çağrılar, şimdilik hükümet tarafından kulak ardı ediliyor. Ancak öyle görünüyor ki, Türkiye ateşkese uymadıkça ABD ve AB ülkeleri tarafından yapılan eleştirilerin dozajı yükselecek.

Bölgede ateşkesin gerçekten uygulanıp uygulanmadığını kontrol edebilecek tek ülke durumunda olan Rusya ise gelişmeleri adeta seyrediyor. Bugüne kadar Türkiye’nin de ateşkese uyması gerektiği yönünde elle tutulur bir mesaj verilmiş değil.

Ateşkesin kapsamı konusunda tarafların yaptığı açıklamalara ve gösterdiği tepkilere bakıldığında, Rusya’nın Türkiye’ye “Afrin vizesi” verirken asıl amacının Türkiye ile Batı arasındaki çelişkileri derinleştirmeyi hedeflediği yönündeki planının işlemeye devam ettiği anlaşılıyor. Türkiye yönetenlerinin bu planın parçası olduğu, yapılan son açıklamalarda görülüyor.

Bu durumda asıl soru Türkiye ile Rusya arasında Kürtler üzerinde yapılan pazarlığın en üst sınırının nereye dayandığıdır. Bütün kazanımların Türkiye eliyle yok edilmesi mi yoksa Esad rejimine teslim olacak düzeye getirmek mi?

Bu sorunun yanıtı çok uzun olmayan bir zaman zarfında ortaya çıkacak elbette. Şimdilik Rusya ve rejim için önemli olan Suriye içinde değişik terör örgütlerinin kontrol ettiği kent ve kasabaları geri almak. Doğu Guta da bunlardan birisi.

Deneyimli Gazeteci Karin Leukefeld’in önceki gün Junge Welt gazetesine yazdığına göre, Şam’a en fazla meyve-sebze sağlayan kentlerden biri olan Doğu Guta’da olanların arkasında Batılı güçler var. Rusya ve rejim, radikal dinci grupların kontrol ettiği Doğu Guta’nın teslim edilmesi için pek çok pazarlık yapmış, ancak bir sonuç alınamamış. Buradaki gruplar, teslim olmaktan ziyade her gün Şam’a roket saldırısı düzenliyor. Sadece son yedi hafta içinde 1500 havan topu atılmış. Çok sayıda sivil ve asker yaşamını yitirmiş.

Leukefeld’in yazdığına göre Şam’ın 100 kilometrekarelik bir bölümü halen rejime karşı savaşanların elinde. Örgütler, Doğu Guta’daki militanlarını bu alana sevk ederek, Şam’da rejime savaş açma planlar yaptığı sırada, Doğu Guta ablukaya alınmış ve havadan bombalanmaya başlanmış.

Denilebilir ki; Suriye tam bir satranç tahtasına dönmüş durumda. Hem rejim, hem rejime karşı savaşan örgütler hem de ülke üzerinde egemenlik sürdürmek isteyenler her gün yeni bir hamle yapıyor. Savaşın geldiği son evre nedeniyle, her hamle sonucu belirleme açısından büyük bir önem taşıyor.

Bu son evrede BM Güvenlik Konseyi gibi önemli bir kurum, Suriye’yi cehenneme çeviren ülkelere sözünü geçiremiyorsa, tablonun vahim olduğu anlamına geliyor. Bu nedenle sadece Doğu Guta değil, bütün Suriye cehenneme dönüşmüş durumda. Yedi yıldır süren savaşı yürütenler, silah satanlar, terörist gruplara yol verenler... hepsi bu cehennem ateşini körükledi.

Şimdi körükledikleri ateşin bir anda sönmesini istiyorlar. Mümkün mü? Elbette değil. Sönmesi için zamana ihtiyaç var. Ama mutlaka bir gün sönecek ve yerinden çıkarılan taşlar kendisine yeni bir yer bulacak. En çok da bölge hakları, özellikle de Kürtlerin buna ihtiyacı var.

www.evrensel.net