Liderin hali


02 Mart 2018 05:27

Kupada yarı final maçı… Yani, finalistlerden birisini belirleyecek olan eşleşmenin ilk karşılaşması… Akhisar ile lig lideri Galatasaray kozlarını paylaşıyor. Finale bir adım kalmışken beklenti; kaliteli, tempolu, heyecanlı bir karşılaşma olması yönünde... 

Beklenti yüksek ancak sahada oynanan oyunun kalitesi mahalle maçlarından daha yukarıda değil. Birbirinden gülünç ve acemice hatalarla top bir o takıma geçiyor, bir diğerine. İki ekip de rakip sahada üst üste 5 pas yapmayı beceremiyor. Özellikle Galatasaraylı oyuncular kafalarına göre takılıyorlarmış gibi bir izlenim veriyorlar. Sadece, oyunun hücum kısmında, Rodrigues’in çabukluğu ve hızından yararlanarak gol bulmaya çalıştıkları söylenebilir. O kadar da plansız değiller yani!..

Bu Galatasaray’ın lig lideri olduğuna inanmak imkansız. Rotasyon elbette bahane olamaz. Sonuçta ceza var, hastalık var, sakatlık var ve dolayısıyla her oyuncuya forma şansı gelebilir. Bu nedenle kadroda yer alan bütün oyuncular hazır olmak zorunda... 

Takım olarak ortaya bir şey koyamamaları bir yana tek tek oyuncuların ortaya koyduğu performans da içler acısı...

Son zamanlarda Muslera’nın, bazen aşırı öz güven, bazen de gereksiz yere risk alma hevesi yüzünden ciddi hata(lar) yapmadan tamamladığı 90 dakika yok. Ayrıca topu rastgele uzun vuruşla oyuna sokmak kalmadı artık günümüz futbolunda. Yoğun bir baskı söz konusu olmadığı sürece oyun, bir plan/kurgu dahilinde geriden kuruluyor ya da kurulmaya çalışılıyor. Lakin Muslera, savunmasına güvenemediği için oyunu onlar üzerinden başlatmaktan kaçınıyor da olabilir.

Savunmanın ortasında Ahmet Çalık, Serdar Aziz ikilisi varken Galatasaray’ın maçı sadece 1 gol yiyerek tamamlaması büyük başarı sayılmalı. Hem çok savruk ve dengesizler hem de doğru pozisyon almayı ve kademeye girmeyi bilmiyorlar. Ayrıca topu verimli kullanabilecek teknik kapasiteden de yoksunlar. Serdar Aziz daha önce yaşadıklarından ders almamış olacak ki, hâlâ sürekli olarak yere yatarak müdahalelerde bulunuyor. Fatih Terim de Serdar Aziz’in ceza sahası içi ya da ceza sahası dışı fark etmeden kendisini sürekli olarak oraya buraya fırlatışından ve rakibi için sakatlık tehlikesi yaratan tuhaf hamlelerinden memnun anlaşılan…

Selçuk İnan başka bir alem. Tolga Ciğerci ile neredeyse üst üste oynadılar. Zaman zaman aralarındaki 3-4 metrelik mesafede anlamsızca minik paslaşmalarla takımlarını hücuma hazırladılar!.. Pas hatası yapmamak adına, topu çoğunlukla geriye ya da yana kullanmaları, takımı frenliyor. İleriye doğru oynasalar bile bunu o kadar ağır yapıyorlar ki, rakip savunma rahat rahat yerleşme ve kapanma fırsatı buluyor. Yasin Öztekin saha içi görüşü dar, çevre kontrolü son derece kısıtlı bir oyuncu. Bu nedenle de genellikle yanlış tercihlerde bulunuyor. Diğer yandan kendisini geliştirebileceğine dair en ufak bir umut bile vermiyor. Genç yaşında veteran performansı sergileyen Sinan Gümüş’ün de aşama kaydedebileceğine inanmak o kadar zor ki...

Gelelim diğer yabancı oyunculara… Mariano ve Latovlevici asla şampiyonluk mücadelesi veren bir takımın kanat savunmacıları olamaz. Böyle vasat oyunculara da ancak bizimkisi gibi yabancı düşkünlüğünün marifet sayıldığı bir ülkede bel bağlanır. 

Belhanda’ya tahammül edebilmek gerçekten çok zor. “Mücadele eder gibi yapmanın” kitabını yazabilir. Halı saha maçında bile oynatılmayacak bir oyuncu. Feghouli 58. dakikada oyuna girdi ama ayakta duracak hali yok gibiydi. Akhisar risk almaya ve savunmasında ciddi açıklar vermeye başladıktan sonra yakaladığı önemli gol fırsatlarının ikisinde topu kaleye vurmayı bile beceremedi. O pozisyonlarda ne yaptığı ya da ne yapmaya çalıştığı dahi anlaşılamadı. 

Maçın sonlarına doğru yine ani bir karşı atakta Akhisar’ı tamamen savunmasız yakalayan Galatasaraylı oyuncular kendi kendilerine ofsayta düşerek futbol tarihine geçecek bir komikliğe imza attılar. 

Karşılaşma sonrasında Fatih Terim, “Keyifli bir maç olmadı ama skor olarak keyifliydi” değerlendirmesini yaptı. Geleceğe yönelik ciddi endişeler verecek kadar berbat bir oyunun ardından böyle yüzeysel laflar edebilmek için gerçekten de çok farklı bir futbol algısına sahip olmak gerekiyor. 

Yabancı oyuncuların bitik performanslarını ve takımın ortaya koyduğu perişan futbolu görünce, üstüne bir de bu oyuncuları transfer etmek için harcanan paraları ve kulübün borca batık mali yapısını düşününce, insanın “UEFA cezanızı versin” diyesi geliyor!..

www.evrensel.net