Asıl olan ‘tek adam rejimi’ne karşı olan güçleri harekete geçirmektir


26 Şubat 2018 05:09

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ve onun söylediklerini tekrarlamayı başlıca görev edinmiş AKP sözcüleri, AKP-MHP ittifakının yaptıkları ve yapmak istediklerine yönelik eleştirileri “AKP ile MHP niye ittifak yapıyor” deniyormuşa çevirerek, ittifak yapmanın meşru olduğu üstünden yanıtlayarak, asıl eleştirilerin üstünü örtüyorlar.

Oysa kimse, “AKP ile MHP niye ittifak yapıyor” demiyor. İster aralarında ittifak yaparlar, ister birisi partiyi kapatır ötekine iltihak eder. Bu kimseyi ilgilendirmez. Hatta siyaseti izleyenler; “Tencere yuvarlandı kapağını buldu”, “Maşallah çok da yakıştılar. Nazar değmesin!..” yorumları yapabilir.

İTTİFAK NİÇİN ELEŞTİRİLMEKTEDİR?

Burada itiraz edilen ya da eleştirilen; bu iki partinin seçim ya da başka konularda ittifak yapması değil, onların elbirliği ile ülkeyi “tek parti tek adam rejimi”ne sürüklemek için girdikleri yoldur. Ve onların Türkiye’nin halklarının aleyhine en gerici güçleri bir araya getirmek için ittifak yapmaları eleştirilmektedir.

Son günlerde; seçim ve siyasi partiler yasalarının “uyum yasaları” adı altında yapmak istedikleri düzenlemeler nedeniyle de ittifak eleştirilmektedir.

Bu düzenlemelerin ne olduğu ve ittifakın bundaki amacı, günlerdir gazetemizde gündeme getiriliyor ama burada bir kez daha özetleyelim.

Erdoğan ve Bahçeli’nin sonunda adı “Cumhur İttifakı“ olmasında anlaştıkları ittifak;   

1) Barajın yüzde 10 kalmasında ısrar edilmesi,

2) İttifakın oylarının ittifaka katılan tüm partilerin barajı geçmiş sayması; örneğin ittifak içinde yer alan ama kendi oyu yüzde 0.01 olan bir partinin de barajı aşmış sayılması,

3) Sandıkların yer değiştirmesi, sandık bölgelerinin yeniden yeniden düzenlenmesi, arkası mühürsüz oyların da geçerli sayılması, güvenlik güçlerinin sandık başlarına gelerek müdahale etmesine imkan sağlanması, sandık başkanlarının mülkü amirler tarafından tayin edilmesi,

4) Muhalif partilerin seçim faaliyetlerindeki propagandalarının “partinin tüzüğü ya da programında yok” denilerek yasaklanması gibi seçim güvenliğini ortadan kaldıran, partilerin bağımsız seçime girmesini zorlaştıran ve muhalif partilerinin çalışmasını engelleyecek düzenlemeler eleştirilmektedir. İttifak da bu, özgürlükleri sınırlayan girişimlerin merkezi olduğu için eleştirilerin hedefindedir.

HER ARAÇLA VE HER YOLLA TEŞHİRE DEVAM ÖNEMLİ

Elbette bu eleştirilerle, AKP-MHP sözcüleri ve yöneticilerini ikna ederek, yasaklayıcı ve seçim güvenliğini her tür ihlale açık hale getiren girişimlerden vazgeçirilmesi beklenmiyor. Böyle bir beklenti aşırı saflık olur.  

Tersine; asıl olarak burada amaç, AKP-MHP ittifakının Türkiye’yi “tek parti tek adam rejimi”ne götürmek için en gerici güçleri bir araya getiren bir ittifak olduğunu halk yığınlarına göstermektir.

Bu yüzden, medya ve Meclis kürsüsünü kullanarak AKP-MHP ittifakının, “uyum yasaları” ya da başka başlıkları altında yapacakları düzenlemelerin amaçlarının teşhir edilmeye devam edilmesi önemlidir. Bu teşhirin geniş emekçi yığınlar içinde çeşitli toplantılarla, bildiri, broşür, afiş, gazete... iletişim araçlarını kullanarak yaygınlaştırılması, kahvelerde, çay ocaklarında bu tartışmaların açılması elbette ki her zaman değerlidir. Bu yüzden de AKP-MHP ittifakının halkın ve ülkenin çıkarına aykırı, en gerici güçlerin birleştirilmesi amaçlı bir ittifak olduğunun teşhiri vazgeçilemezdir.

MECLİSTE VE ‘SAHA’DA ORTAK HARKET YARATMA İHTİYACI

Ama bütün bunlardan öte; gerek referandumda ortaya çıkan “hayır cephesi”nin, gerekse geniş emekçi sınıflar içinde oluşturulacak yeni mücadele merkezleri ve onların etrafında birleştirilecek güçlerin ortak hareketi, çok daha belirleyici olacaktır. Daha doğrusu bu yapılmazsa, sadece AKP-MHP ittifakının amaçlarını teşhirini yapmak ve sözel düzeyde karşı çıkışların bir kıymeti olmayacaktır.

Bunun içindir ki asıl olan; AKP-MHP ittifakı değil bu ittifakın geniş halk yığınlarının yedeklenmesinin engellenmesi, “tek parti tek adam rejimi”ne karşı ortak bir mücadele hattında birleştirilmesi; bunun için yerellerde ortak bir mücadelelerin geliştirilmesi belirleyici önemde olacaktır.

“Uyum yasaları etrafında”ki mücadele, Mecliste olanla sahada olanın ortaklaştırılması, yığınların daha adil bir seçim ve daha demokratik bir siyasi partiler yasası için mücadelesi ve AKP-MHP ittifakının saldırılarının püskürtülmesi için adımlar atmak bugün daha da acilleşmiştir.

SOKAKLAR VE ALANLAR, KULLANILARAK KAZANILABİLİR

AKP-MHP iktidarı OHAL ve “savaş hali” durumunu bahane ederek sokakları, meydanları halka kapatmıştır. Mitingleri, toplu gösterileri, grevleri, basın açıklamalarını, hatta yerine göre kapalı salonlarda yapılan basın toplantılarını, çok istisnalar dışında yasaklamaktadır. Özellikle hükümetin politikalarını eleştiren bu tür eylemlere sokalar, alanlar, hatta salonlar kapalıdır! Bunun için “uyum yasaları”na karşı mücadele bir yanıyla getirilmek istenen yasaların anti demokratikliği, seçim güvenliğini ortadan kaldıran düzenlemeler olduğunu gösterirken öte yandan alanların ve sokakları yeniden kazanılması mücadelesi olmak durumundadır. Çünkü eğer bu başarılamazsa, AKP-MHP koalisyonu seçimleri OHAL ve “savaş hali” koşullarında ve sokakları her tür muhalefete kapatarak yapmaktan çekinmeyecektir.

AKP-MHP ittifakının gidişatı dikkate alındığında; “Yok artık, herhalde bunu da yapmazlar!” demek için hiçbir belirti yoktur. Tersine AKP-MHP ittifakı seçimleri kazanmak için; hiç bir ahlaki, yasa-anayasa ihlali kaygısı duymadan her imkanı ve her yolu deneyeceğini gösteren pek çok belirti vardır.

www.evrensel.net
ETİKETLER Cumhur, ittifak, AKP, MHP, seçim