Suriye’de ateş-kes, savaşa devam!


26 Şubat 2018 05:05

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) kabul edilen bir kararla “Suriye’nin bütün bölgelerinde çatışan taraflara bir aylık insani ateşkes çağrısı” yapıldı. Bu kararın alınmasında özellikle Suriye rejim güçlerinin cihatçı grupların elinde bulunan Doğu Guta’ya yönelik hava bombardımanlarında aralarında sivillerin de olduğu yüzlerce kişinin yaşamını yitirmesi etkili oldu. Ancak Türkiye’de her renkten burjuva medya organlarında bu karar sadece Doğu Guta için alınmış gibi sunulsa da BM kararında belirtildiği gibi ateşkes çağrısı Suriye’nin bütün bölgelerini kapsıyor.

Dolayısıyla BM kararıyla ilgili akla gelen ilk soru bu kararın Afrin’i kapsayıp kapsamadığıdır.

BM kararında ateşkesin IŞİD, el Kaide, Nusra Cephesi ve BMGK tarafından belirlenen diğer terörist gruplar dışındaki bütün tarafları kapsadığı -ki PYD/YPG sıralanan örgütler arasında yer almıyor- belirtiliyor. Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi de BM kararının alındığı toplantıdaki konuşmasında ateşkesin kapsamıyla ilgili “Ateşkes Afrin ve Golan dâhil tüm Suriye topraklarında uygulanmalı” açıklamasını yapıyor. Burada ülke kamuoyuna yansıtılmasa da dünya kamuoyunda Afrin’de de onlarca sivilin yaşamını yitirdiğine dair ciddi iddiaların olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

Bu yazı yazıldığında resmi bir açıklama yapılmış olmasa da iktidar cephesinden “Biz Afrin’de teröre karşı operasyon yapıyoruz. Ateşkes kararı bizi etkilemez” benzeri bir açıklama yapılması herhalde şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak böyle bir açıklama ile dünya kamuoyunun ikna edilmesinin kolay olmayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Çünkü Suriye rejimi de Doğu Guta’da Şam’ı tehdit eden teröristlere karşı operasyon yaptığını söylüyor. Üstelik burada öyle belirsiz bir tehdit tanımı da yok. S. Arabistan destekli Ceyş’ül İslam (İslam Ordusu) ve kısmen de el Nusra’nın etkin olduğu Doğu Guta’dan Şam’a yönelik bugüne kadar yüzlerce roket saldırısı düzenlendi ve bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü.

Önümüzdeki günlerde gerek BM kararının uygulanması tartışmaları ve gerekse İran destekli milislerin destek amacıyla kente girmesi üzerinden Afrin’in Suriye’de öncelikli gündemlerden biri olmaya devam etmesi şaşırtıcı olmayacak.

BM’nin ateşkes kararına dönersek, burada Suriye’de çatışmaların kaygı verici biçimde tırmandığı vurgusunun yapılmasına dikkat çekmek gerekiyor. Bilindiği gibi BM’nin Suriye Özel temsilcisi Staffan de Mistura da geçtiğimiz günlerde “Suriye’de son dört yılın en tehlikeli dönemindeyiz” açıklamasını yapmıştı. Suriye’de sadece son bir ayda olup bitene bakıldığında bile Mistura’nın açıklamasının temelsiz olmadığını görmek mümkün. Rejim güçlerinin Doğu Guta ve İdlib’de cihatçı gruplara karşı devam eden operasyonları, Deyr el Zor’da Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) elindeki bir enerji tesisine yönelik rejim ve Rus askerlerinin operasyonuna ABD’nin hava bombardımanı ile karşılık vermesi-ki bu bombardımanda ölen asker sayısı yüzlerle ifade ediliyor, İsrail’in Suriye’ye yönelik artan saldırıları ve rejim güçlerinin bir İsrail uçağını düşürmesi, Türkiye’nin Afrin operasyonu ve bu operasyona karşı rejim-İran destekli güçlerin devreye girmesi…

Suriye’de egemenlik mücadelesi yürüten güçlerin doğrudan karşı karşıya gelmemesi nedeniyle uzunca bir süre ‘vekâlet savaşı’ olarak adlandırılan savaş, ‘asli’ güçlerin giderek karşı karşıya geldiği bir sürece doğru evriliyor. Üstelik ABD ve Rusya başta olmak üzere bu ‘asli’ güçler Suriye konusunda her ağızlarını açtıklarında “siyasi çözüm dışında bir yol bulunmadığı”nı söylüyorlar. Ancak mesele IŞİD sonrası Suriye’de etki alanlarının belirlenmesi, yani paylaşım mücadelesi olunca askeri olarak karşı karşıya gelmekten de geri durmuyorlar.

İşte Suriye’de egemenlik/paylaşım mücadelesinin kızıştığı koşullarda BM’de alınan geçici ateşkes kararının kendisi bile bu mücadelenin bir unsuru olmanın ötesine geçemiyor. Aslında ABD ve batılı güçlerin derdi de siviller değil, sivil katliamı propagandası üzerinden cihatçı grupların son kalelerine operasyonlar yapan rejimi sıkıştırıp rejimin meşruluğunu yeniden tartıştırma konusu yapmak. Öte yandan Suriye’de inisiyatifi büyük oranda ele geçirmiş olan Rusya da bu propagandayı boşa çıkarıp rejime zaman kazandırmak için kararı onaylıyor. Dolayısıyla ne kadar uygulanacağı/uygulanabileceği tartışmalı olmakla birlikte bu ateş-kes, Suriye’de savaşa verilmiş/verilecek küçük bir ara olmanın ötesinde-ki elbette bu küçük ara, çatışma bölgelerindeki insanlar için hayati önem taşıyor- bir anlam ifade etmiyor. Çünkü Suriye’de ülkeyi bir savaş-silah laboratuvarına dönüştüren ülkeler güçlerini geri çekmeden ilan edilecek hiçbir ateşkesin demokratik-barışçıl bir çözüme hizmet etmesi mümkün görünmüyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER BMGK, Suriye, ateşkes