21 Şubat 2018 04:15

Vatan millet, beka boş laf; Tek amaç 2019 seçimlerini kazanmak

Paylaş

AKP-MHP arasında yapılan “milli mutabakat” ittifakının yapılabilmesi amacıyla siyasi partiler ve seçim yasalarında yapılacak değişiklikler için Erdoğan ve Bahçeli’nin “tam mutabakat”a vardıkları açıklandı. Bu konudaki yasal düzenlemeye ilişkin AKP-MHP teklifinin 21 Şubat’ta (bugün) Meclise getirilmesi bekleniyor.

Meclisteki tartışmalarda da göreceğiz ki, AKP-MHP ittifakı için “vatan”dı, “millet”ti, “beka”ydı hepsi laf; tek hedef, 2019’daki seçimleri kazanmak! Bunu için, savaş mı, özgürlükleri ayaklar altına almak mı, OHAL altında seçim mi, savaş hali yaratmak mı, hak-hukuk tanımamak mı... ne lazımsa onu yapmak!

ASKERİ OPERASYONLAR AKP-MHP İÇİN SEÇİM MALZEMESİ 

AKP’nin basındaki en önemli sözcülerinden Abdulkadir Selvi, Hürriyet’te önceki günkü köşesinde AKP’nin seçime yönelik anketlerini değerlendirmiş.

“Afrin operasyonuyla devlete ve hükümete olan güven 8-9 puan arttı. Afrin bu yanıyla 15 Temmuz’a benzedi. 15 Temmuz kadar olmasa da Afrin, siyaseti etkilemiş gözüküyor” diyen Selvi’ye göre bu anketlerde AKP’nin oyları yüzde 49-50 bandına oturuyor ve CHP’nin oyu yüzde 21-22’lere düşüyor!

Elbette Selvi’nin yazısının bütününe bakıldığında, AKP’yi yüzde 49-50 bandına yerleştirmek için hayli zorlama yaptığı anlaşılıyor. Ama bu anketlerdeki bir yan, önümüzdeki dönem açısından önemli görünüyor. O da AKP oylarının geçmişte ulaştığı yüzde 49 sınırını sadece Afrin’e yönelik operasyonla biçimlendirilen “savaş hali” ortamında sağladığını gösteriyor. AKP’nin yaptırdığı ankete göre, Afrin operasyonu sonrasında “AKP’ye oy verebilirim” diyen seçmenlerin oranı yüzde 55’e dayanıyormuş! Afrin operasyonuyla birlikte MHP’ye desteğin de yüzde 10’un üstüne çıktığını söylüyor Selvi. 

Burada anket; “AKP’ye oy vereceğim” diyenleri değil, “AKP’ye oy verebilirim” diyenlerin oranını gösterse de “savaş hali” ortamının, öyle ya da böyle AKP’nin oylarını az çok artırması söz konusu.

ASKERİ MÜDAHALE SÜRGİT DEVAM ETTİRİLEBİLİR Mİ?  

Bunda da şu sonuç çıkar ki; Afrin’e yönelik operasyon ve ona benzer başka operasyonların sağladığı avantajdan AKP’nin (ve ortağı MHP’nin), en azından kendi gönülleriyle vazgeçmeleri beklenemez.

Bu da AKP-MHP koalisyonunun, Afrin’e yönelik operasyonu ya da benzer başka bölgelere yönelik operasyonları aralıklı ya da aralıksız sürdüreceği, sürdürmek isteyeceği anlamına gelmektedir. Hele de meydanlara toplanan kalabalıkları coşturacak; “şehitlik-gazilik”, “cennet-cehennem-cihat”, “beka-dünyaya karşı savaş”, “yerlilik-millilik”,... gibi kendilerine bir faturası olmayan şovenist-militarist içerikli bir propagandanın sağlayacağı etki düşünülüğünde!

Ancak şu da bir gerçek ki, şoven milliyetçilik ve militarizm içerikli propagandanı toplum içinde geleneksel bir etkisinin olması gerçeğine karşın, Afrin operasyonunda birinci ay tamamlanırken, artık bu propagandanın da etkisinin ve inandırıcılığının aşınmaya başladığı görülmektedir. Dahası Afrin’e yönelik operasyon ve bunun çerçevesindeki propagandanın içerik ve etkisinin şöyle ya da böyle olmasından öte bölgedeki gelişmeler; Erdoğan-Bahçeli koalisyonunun ayağının altındaki halıyı çekecek gelişmelerin işaretlerini de ortaya çıkarmış bulunuyor. 
Suriye’de Türkiye’nin “kırmızı çizgilerini” zorlayan bir noktaya gelmesi de (*) dikkate alındığında, Türkiye’nin savaş araçlarını kullanılarak bölgede sürgit askeri güç kullanmasının alanı da hızla daralmaktadır. 

EN GERİCİ GÜÇLERİN ARKASINDA OLDUĞU BİR İTTİFAK!

Elbette ki, Bahçeli-Erdoğan liderliğinde oluşturulan “milli mutabakat ittifakı”nın, nasıl bir seçim ve siyasi partiler düzeni istediği az çok bellidir. Ama bugün Meclise sunulmasından sonra AKP-MHP ittifakının nasıl bir seçim hayal ettiklerini göreceğiz.
Ancak Türkiye’nin tek adam rejimine karşı olan güçlerinin önündeki sorun elbette bu yasal düzenlemeden ibaret değildir. Tersine bu yasal düzenlemenin arkasında; 

- Ülkeyi Terörle Mücadele Yasası, OHAL Yasası ve “savaş hali” uygulamalarıyla yönetmenin,

- Tek parti tek adam rejimi inşasının, 

- Bölgede halklara rejim dayatan, “yayılmacı” politikaların sürdürülmesi yatmaktadır. Ki, AKP ve MHP’nin ön cephesini tuttuğu bu ittifakın arkasında; tarikatlar, cemaatler, barış-özgürlük ve demokrasi düşmanı, kendi gerici hayallerini “vatan millet davası” gibi gösteren en gerici güçler vardır.

Bu yüzden de Mecliste, yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeler çerçevesindeki mücadele, bu mücadelenin sadece bir boyutudur. Meclisteki güçler dengesi dikkate alındığında, bu düzenlemelerin Meclis çatısı ile sınırlı kaldığında, önlenemeyeceği de çok açık bir gerçektir.

‘TEK ADAM REJİMİ’NE KARŞI GÜÇLERİN ORTAK MÜCADELESİ  

Bu yüzden de, seçim ve siyasi partiler yasasındaki değişikliğine karşı mücadele, “tek parti tek adam rejimi” savunucularıyla karşısında olanlar arasında bir mücadelenin bir adımıdır. Ve “tek parti tek adam rejimi”ne karşı olanlar, bu mücadeleye, “tek adam rejimi”ne karşı olan her çevreyi, her kişiyi seferber edecek hatta girdikleri ölçüde başarılı olacaklardır. 

Dolayısıyla 2019 seçimlerinde başarılı olabilmenin de adımı olacaktır. 

Burada elbette CHP ve HDP’ye olduğu kadar Meclis dışındaki siyasi parti ve çevrelere, işçilerin, emekçilerin ileri kesimlerine, mücadeleci sendikalar ve emek örgütlerine, kadın ve gençlik çevrelerine, “tek parti tek adam rejimi”ne karşı olan her çevreye, her kişiye sorumluluk düşmektedir.

Bu sorumluluktan çıkan görevlerin yerine getirilmesi için vakit geçirilmeden harekete geçilmesi de çok önemli olacaktır.

(*) Önceki gün Suriye ordusunun birkaç saat içinde Afrin’e gireceği doğrultusundaki haberler doğru çıkmadı. Ama Suriye ordusunun Afrin’e girmeyeceği de belirtilmemekte, bu konuda rejim ile SGD arasında görüşmelerin sürdüğü belirtilmektedir. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da dün yaptığı açıklamada bu konudaki belirsizliğin sürdüğünü söyledi. 

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa