Nöroloji ve mimari


21 Şubat 2018 04:15

Nöroloji malum sinir bilimi. Yani beyin, beyin sapı, omurilik ve çevresel sinir sistemiyle kasların hastalıklarını inceleyen, teşhis ve cerrahi dışındaki tedavi uygulamalarını içeren tıp bilimi dalı. 

Ya nöromimari? Binaların, yaşam alanlarının, şehirlerin sağlığımızı ve haleti ruhiyemizi etkilediği bin yıllardır bilinen bir gerçek. Bugün artık kanıtlandı ki “Beynimizin hipokampal bölgesindeki kimi hücrelerin bulunduğumuz yerdeki geometrik ve alan düzenlemelerine uyum sağlamaktadır”.

İngiliz Siyasetçi Winston Churchill’in “Biz binaları biçimlendiriyoruz, sonra onlar bizi biçimlendiriyor” sözü hâlâ yerli yerinde. İkinci Dünya Savaşı’nda bombalanan İngiliz parlamento binasının restorasyonu aşamasında yapmıştı bu konuşmasını. Geldik bugüne...

15 Temmuz, bombalanan TBMM... Ya şimdi bizde ‘Bizi şekillendireceklerini’ umdukları hangi binaları önceliyor OHAL muktedirleri? Son dönem en hızlı bitirilen, görece fazla inşa edilen kamu binaları hangisi desem? Mahpushaneler olmasın sakın? Nice aydın, gazeteci, bilim insanı, seçilmiş milletvekili, belediye başkanı şimdi mahpushanede. En son eşsiz bilim insanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu tutuklandı. Muktedirlerin bir kurgu hatası olduğu kanaatindeyim. İnşa ettikleri yeni cezaevleri ve onun yeni mahpusları tahayyül ettikleri biçimde şekillenmeyecektir. Adalet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik için içlerinden nicesi insanlığa rehber olmaya devam edecekler.

F tipi cezaevlerini yaparken de mimarisi ile mahpusları  ‘hiçleştirmeyi/şeyleştirmeyi’ ve onlar üzerinden dışarıda olanları edilgenleştirmeyi ummuşlardı. 

Evet, günümüzde mimari salt mimar ve şehir planlamacılarının ufku ile sınırlı değil. Artık nöroloji ve psikiyatri gibi tıp disiplinleri de bu alanda çalışmalar yürütüyor. Şimdilerde bir çok üniversite mimarlık fakülteleri müfredatlarına nöroloji-mimari dersleri koymaya başladı bile. Yakın gelecekte “Psikolojiyi önceleyen yaklaşımların şehir planlamasını dönüştüreceği” öngörülmekte. Hatta San Diego’da ‘Mimari İçin Nörobilim Akademisi’ kurulmuş bile. 

Teknolojik dönüşüm “Akıllı telefon uygulaması ile kentte dolaşılan farklı ortamlarda beyin aktivitesi ve bu yolla ruh halini değerlendirmek” için olanak sağlamakta bilim insanına. Bu yolla şehirlerin mimari tasarımlarının bedenimizi ve ruh halimizi nasıl etkilediğinin belirlenmesi hedefleniyor. Yani yeni mimari onu kullanan insanlar üzerinden de şekillenecek yakın gelecekte. Bu insanı yeniden biçimlendirmeyi hedefleyen mimariye dair bir rövanş olarak de ele alınabilir.

Park, yeşil alan, yakın ormanlık alanların şehir insanları için stres atmadaki önemini bilmeyen yok. Üstelik “Yeşil alanların sağlık ve psikolojik olarak sağaltıcı etkisi” bilimsel olarak da kanıtlanmış bir veri. Buradan hareketle diyebiliriz ki, şehir insanlarında giderek artan şizofreni, depresyon, kronik anksite gibi ruhsal hastalıklar bir tesadüf değildir. Mimarinin getirdiği sosyal izolasyon bu konuda olumsuz kolaylaştırıcı. 
“Sosyal stres”  çoğu zaman “Komşularla sosyal ilişki geliştirememekten kaynaklı”. Bilimsel araştırmalar ile “Şehir yaşamının bazı insanlarda beyin yapısını değiştirdiği” kanıtlanmış bir veri. Sosyal izolasyonun salt ruhsal değil, birçok hastalık için de önemli risk faktörü. Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, demans, şeker hastalığı vb... 

Kırsalda olduğu gibi kentlerde de yola alternatif patika yollar; parklarda, çimlerde mimarinin öngördüğü yürüyüş yolu dışında yaşayanlarca oluşturulmuş çimenlerin üzerindeki patikalar hepimizin kulağına bir özlemi/ihtiyacı fısıldıyor: ‘Mimari kontrolü şehri planlarken bizlere verin’.
İşte bu yüzden nöromimarinin de katkısı ile mimarlık bilimi artık şehir planlamasında başarı kriteri olarak “Binaların bizi nasıl şekillendirdiğiyle ilgili değil, insanlara çevreleri üzerinde kontrolün ellerinde olması hissini verip vermediği” ile değerlendiriyor. 

Ve dostlarımız, arkadaşlarımız mahpushanede...

www.evrensel.net