‘Torba yasa’ yağması


15 Şubat 2018 04:52

Ülke ekonomisini ve halkın günlük yaşamını yakından ilgilendiren konularda son yıllarda peş peşe ‘torba yasa’ çıkarılmaya başlandı. Normal koşullarda yan yana gelmesi mümkün olmayan, birbiriyle ilgisiz kimi düzenlemeleri tek bir ‘torba’ içine doldurarak çıkarma uygulaması hükümetin sıkça başvurduğu bir yöntem olarak dikkat çekiyor. 

TBMM verilerine göre, 1923-2007 yılları arasında Mecliste sadece 1100 yasa maddesi torba yasa yöntemi ile yasalaşmış. Oysa özellikle 2007 sonrasında Meclise getirilen torba yasalar ile yasalaşan madde sayısı tek başına 6 bini bulmuş durumda. AKP’nin ‘çıraklık dönemi’ olarak tanımladığı ilk döneminde (2002-2007) sadece 2 torba yasa çıkarılırken, kasım 2015’ten kasım 2017’ye kadar olan dönemde çıkarılan 23 torba yasa ile birbiriyle hiç ilgisi olmayan yüzlerce yasa maddesi, halkın değil, sadece sermayenin ve patronların çıkarlarını savunan iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda yasalaştı.  

Torba yasaların, normal yasa yapma sürecinin aksine daha az tartışılması, temel kanun olarak hızlı bir şekilde Meclisten geçirilebilmesi AKP’nin neden ‘torba yasa’ yöntemine daha fazla başvurduğunu açıklıyor. İktidar torba yasa çıkarma işini o kadar benimsemiş ki, 18 aylık OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerin büyük bölümünün içerik olarak torba yasa şeklinde hazırlandığını görmek mümkün.

Birbirinden farklı içeriğe sahip yasaların son derece teknik bir dille kaleme alınıp Meclise getirilmesi ve özellikle tartışmalı konuların kamuoyunda yeterince gündem olmadan yasalaştırılması, tek başına yapılan işin hangi niyetle yapıldığının görülebilmesi açısından önemli. 

İktidar tarafından çıkarılan torba yasaların toplam yasalar içindeki payının son 15 yılda 82 kat artmış olması dikkat çekici. Son yıllarda çıkarılan torba yasaların içeriğine genel olarak baktığımızda, ‘Yangından mal kaçırır gibi’ hazırlanan düzenlemelerin kimlerin ya da hangi sınıfın çıkarları korumak için yapıldığını, iktidarın sınıfsal tercihlerini toplumun hangi kesimlerinden yana yaptığını görmek kolaylaşıyor. 

Ülke yönetimini ve toplumun geniş kesimlerini yakından ilgilendiren, bazen mevcut yasalarla bile çelişen yeni düzenlemeler içeren, ekonomideki kaynak dağılımını ve ekonomik tercihleri etkileyen kimi düzenlemelerin torba yasa yöntemiyle yasalaştırılması neredeyse bir alışkanlık haline getirilmiş durumda. 

İktidar tarafından hazırlanan hemen her torba yasada olduğu gibi, Meclise gönderilen son torba yasada da kelimenin tam anlamıyla bir ‘yağma’ söz konusu. Teorik olarak işsizler için kurulan, fakat en az işsizlerin yararlandığı İşsizlik Sigortası Fonu gibi fonların kaynaklarını patronlara aktarmak için yine ‘kırk takla’ atmışlar. Öyle anlaşılıyor ki, son torba yasada yapılan düzenlemeler üzerinden  ‘istihdamı teşvik’ bahanesiyle İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken ve işsizler hariç herkesin nasiplendiği kaynakların önemli bir bölümü, büyük bir yağma ve talanla karşı karşıya kalacak. 

Türkiye’de halkın, işçi ve emekçilerin büyük bölümü sürekli artan vergiler ve peş peşe gelen zamlar altında ezilirken, torba yasalarla patronlara çeşitli teşvikler üzerinden yapılan kaynak transferleri yapılması, vergi indirimlerine gidilmesi, faiz ödemelerinde sağlanan çeşitli avantajlar, Bireysel Emeklilik Sisteminin yeniden düzenlenmesi gibi uygulamalar dikkat çekiyor. 

Kaynakları gerçekten ihtiyacı olanlara ulaştırmak yerine, tek derdi ‘Yoksuldan alıp zengine vermek’ olan iktidarın yaptığı son yasal düzenlemeleri basit bir yasal düzenleme olarak değil, kelimenin tam anlamıyla bir ‘yağma ve talan yasası’ olarak nitelendirmek daha doğru.

www.evrensel.net