Sosyal medya: Vaha/cendere


14 Şubat 2018 00:07

Facebook, Instagram, Twitter başta olmak üzere sosyal medya yaşamın hem kolaylaştırıcısı hem de cenderesi olmaya aday.

Ülkemizde sosyal medya paylaşımları üzerinden binlerce kişi gözaltına alındı, yetmedi tutuklandı. Sanırım bir arkadaşı ya da yakını mağdur olmayan insan kalmadı.

Şirketlerin ‘devlet’, devletlerin ‘şirketleştiği’ bir ahvalden geçiyoruz. Danimarka, Google başta olmak üzere kimi ulus ötesi şirketlere ‘devletmişçesine’ karşılıklı büyükelçilik açmaya hazırlanıyor. Öte yanda İngiltere’’de bir özel sigorta şirketi araba sigortaları için başvuranları kapsama alımda sosyal medya üzerindeki beğenme ve paylaşımları üzerinden değerlendirmeye alınacağını duyurdu. Yani ödeyeceğiniz ücreti ‘sistemin efendi çocuğu’ olarak kalıp kalamadığınız belirleyecek.

Sosyal medya üzerinden depresyon, intihara meyil tespiti etik tartışmaları beraberinde getiriyor. Kimi zaman da bir bilgisayar oyunu sadece oyun olmakla kalmıyor. Sanal gerçekliğin bir bilgisayar oyunu üzerinden bunama (demans) tanısında kullanılabileceği hiç aklımıza gelir miydi? Akıllı telefonlar üzerinden 3 milyona yakın takipçisi olan “Sea Hero Quest VR” adlı oyun bu amaçla kullanılıyor nicedir.

Siz oyun oynadığınızı düşünürken bir yazılım programı ile “Sizin yön bulma beceriniz bunama hastalığı tespitinde” bir çalışmanın parçası oluveriyor.

Dünyada sosyal medya gidişatı kısaca böyle. Bizde ise başka bir cendere!.. Misal, sosyal medyada “”barış” demek suçların en büyüğü! Gelsin gözaltı, gelsin tutuklama. Yakında savcılık mütalaalarında ‘Çocuğuna yakın zamanda barış adını koymuş’ cümlesini ‘suç delili’ olarak görürsek şaşırmayacağımız bir sürecin tanıklarıyız.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) “Barış bir halk sağlığı sorunudur” içerikli bir basın bildirisi sonrası baskı altına alınmaya çalışıldığında başkan dahil olmak üzere Merkez Konsey üyeleri gözaltına alınmıştı. Sonrasında  sosyal medya üzerinden “TTB’nin yanındayız” diyenlere de gözaltı furyası kısmen de olsa başlatılmıştı. Barış demek “suç”, savaş ve işkence savunuculuğu  serbest...

“ONURUMUZU savunuyoruz” sosyal medya paylaşımlarını sanırım hatırladınız. Prof Dr Onur Hamzaoğlu bu coğrafyanın onuruydu ve şimdi o da gözaltında. O, hep ‘onurumuz’ olarak kaldı. 2011 yılında “Kocaeli’nin Dilovası ve Kandıra İlçelerinde Yaşayan Gebelerden Doğan Bebeklerde Ağır Metal Maruziyeti ve Büyüme Gelişme Durumu” üzerine bir araştırma projesiyle geniş kitleler tanıdı onu. Bölgede ölümlerin önemli kısmının kanserden olduğunu saptamıştı. Üstelik bu oran ülke ve dünya ortalamasının çok üzerindeydi. Ama daha vahim bir şey vardı ki tüyler ürperticiydi: Yeni doğan bebeklerin ilk kakasında ve annelerin ilk sütünde dahi ağır metal saptanmıştı. Bir bilim insanı refleksiyle bunu kamuoyu ile paylaştığında Ak troller devreye girdi, soruşturmalar/mahkemeler birbirini izledi. 

Sevgili Onur, sonrasında ‘barış imzacısı akademisyenler’ arasında yer aldı, KHK ile üniversitedeki görevine son verildi, yargılandı. Ve geçen hafta bir kez saha gözaltına alındı. O bu ülkenin, dünyanın ‘onuru’. O bir barışsever halk sağlığı hocası, aktivisiti. Ve onun için sosyal medya üzerinden yazılan cümleler bu ülkenin gerçek hazinesi.

Facebook, Instagram, Twitter başta olmak üzere sosyal medya hem cendere, hem vaha. İşte ona vaha özelliği kazandıran paylaşımların başında Sevgili Onur’la ilgili güzel paylaşımlar da yer alıyor.

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net