IŞİD'e dair hatırlatma


08 Şubat 2018 04:59

Suriye’de Afrin operasyonu dahil “saha karışık”, Irak’ta da Irak ordusunun Kerkük çevresinde yeni hamlelere giriştiğine dair haberler geliyor. Önümüzdeki aylarda yapılacak seçimlerle birlikte Irak’ta “Ortalık daha da karışacak” gibi görünüyor. Suriye ve Bağdat hükümetlerinin yanı sıra YPG ve Haşdi Şaabi gibi nispeten organize yapıların ve kiminin müttefik kiminin terörist dediği örgütlerin, ABD, Rusya, Türkiye, İran, Suudi Arabistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerin dahil olduğu çok yönlü, bol hesaplı, sayısız hamleli bir alandan bahsediyoruz sonuçta. Savaşın, çekişmenin niteliği, yöntemi değişse de gidişat, huzur dışında bütün ihtimallere açık.

Tarafların manevraları duruma göre değişse de bulunduğumuz coğrafya için, kendisi de etkisi de en azından bir nesil sürecek durumlar da var; IŞİD gibi. IŞİD’in ortaya çıkışı, ilerleyişi birçok açıdan yıkıcı bir domino etkisi yarattı. 

Örgütün Suriye’deki başkenti Rakka’dan, Irak’ta yıllarca merkezi olan Musul’dan çıkarılması “yalancı heyecan dalgası” yarattı. Sahayı yakından izleyenler ve arada bir gidip dolaşanlar için sadece mülteci kampları bile IŞİD gibi yapıların yeniden ve yeniden doğmasını sağlayan radikalizmin ne kadar köklü olduğunu anlatmaya yeterli.

Tekrar tekrar belirtmekte fayda var; Rakka ve Musul dahil Suriye’nin ve Irak’ın büyük kısmını IŞİD’den temizlemek sadece örgütü örgütsel anlamda çökertmeye yeter ancak zihniyet ve radikalizmi yaratan faktörler yeni IŞİD’ler yaratabilecek kadar güçlüyken böylesi hamleler ancak “geçici zaferler” olarak kalır.

Nitekim,Türkiye’nin Afrin, Suriye ordusunun İdlip operasyonları sürerken Suriye’den IŞİD’in bazı köylere saldırıp ele geçirdiği haberleri gelmeye başladı. Yine Irak’ta da bombalı eylemler dışında küçük de olsa örgütsel hareketlenmeler dikkat çekiyor.

Sahadaki toz duman içinde “Hani IŞİD bitmişti?” soruları henüz görünür değil ancak örgütün yeniden görünür olmaya başlaması şaşırtıcı değil, devamı da gelecek gibi görünüyor. Çünkü;

-IŞİD gibi yapılar için yerel faktörler, uluslararası güç çekişmeleri ve nüfuz savaşlarının yarattığı boşluklar bir araya geldiğinde mükemmel bir zemin oluşturuyor. 

-Her ne kadar taraflar çıkar mücadelesi çerçevesinde birbirlerine karşı kısır ve sorunun çözümünü pek de etkilemeyecek “IŞİD’i sen yarattın” suçlamalarına girişse de örgütün doğduğu zemine yönelik kafa yoran yok.

-Dünya değişiyor, haliyle terör ve terörist konsepti de değişiyor. IŞİD, el Kaide’den kopanların kurduğu bir yapı olsa da el Kaide’den tamamen farklı olduklarını ve kendilerini yerel şartlara göre çok hızlı güncellediklerini de gördük. Propagandayı, interneti, sosyal medyayı, militan toplamak için her bölgede her sosyoekonomik yapıda farklı zayıf noktaları etkili bir şekilde kullandıklarına şahit olduk. 

-El Kaide ajandası, ideolojisi, örgütsel hiyerarşisi ve militan toplama yöntemleri konusunda kolay kolay değişiklik yapmaması yönüyle IŞİD’den daha tehlikeli olsa da IŞİD’i yaratan “Psikopatlardan toplama kriminal örgüt” deyip geçilemeyecek kadar çok faktör var.

-IŞİD ile askeri yöntemlerle mücadele örgütsel açıdan dağılma yaratsa da IŞİD militanlarının önemli bir kısmı hâlâ hayatta ve ülkelerine döndüler.

-IŞİD dahil radikal örgütlerin kontrolü altında bir süre yaşamış olan sivillerin maruz kaldığı propagandaya karşı etkili rehabilitasyonun gerekliliği ve özellikle askeri eğitim alan çocuklara ne olacağı arada bir haber konusu olmak dışında gündeme bile gelmiyor.

-IŞİD ile mücadele döneminde doğrudan veya dolaylı olarak propagandaya maruz kalanların sayısını bilmiyoruz bile.

-Özellikle Irak’ta bazı yerlerde, sokaklarda gözle bile görülebilecek radikal eğilimlerin yeni IŞİD’ler yaratmaması neredeyse imkansız. Kaldı ki, din otoritelerinin bir kısmının hâlâ bu tip radikal yapıların propagandalarına karşı etkili cevaplar vermedikleri aksine Mısır’dan Suudi Arabistan ve Irak’a kadar genişçe bir coğrafyada radikal eğilimli din otoritelerinin olduğu da bir gerçek.

Bunlara ek olarak bir de savaş gibi ağır dönemlerin insanların bakış açısını tahrip ettiği açık. İnsanları “hayattan maksimum zevk almak” ile “hayat tamamen anlamsız” gibi düşüncelere ve inançlar dahil birçok açıdan uçlara ittiği de biliniyor. IŞİD’i yaratan şartlar mercek altına alınmamışken bir de IŞİD ve el Kaide’nin yarattığı domino etkisi ile bu örgütler açısından zaten müsait olan zemini sağlamlaştıran yeni faktörler ortaya çıkmış oldu. 

Bir de Arap ayaklanması döneminde rejimler değiştirip, haritalar çizmeye heveslenip girişilen silahlandırma yarışının yarattığı sonuçlar var. Suriye ve Irak’ta sahada dolaşan silahlar defalarca el değiştirdi ve hâlâ dolaşımdalar. Kimin elinde kime karşı kullanılacağı artık kontrol edilemez hale geldi. 

Konu çoğunlukla Irak ve Suriye özelinde yazılıp anlatılsa da artık radikalizmden her ülkenin az ya da çok etkileneceği bir dönem başladı. En azından yakın coğrafyalarda olan bitene dikkatle bakarken IŞİD gibi radikal yapıların örgüt olarak dağılsa da zihniyetlerinin ölmediğini, aksine kendini yeniden ve yeniden yaratacak kadar sağlam bir zemini olduğunu unutmayalım. Üstelik bu zemin de zemini yaratan faktörler de sabit değil; her ülkeye, her şehire, radikalizme meyilli her insana göre uygun bir kanalı var.

www.evrensel.net