Hatay’dan Afrin izlenimleri


05 Şubat 2018 05:13

Hatay, farklı inanç ve milliyetlerden insanların barış içinde yaşaması bakımından parmakla gösterilen örnek kentlerden biriydi. Ancak Suriye savaşının ilk dönemlerinden bu yana bu kimliğini giderek kaybeden bir kent haline geldi. İktidarın Suriye’ye müdahale politikasını savunup cihatçı grupları desteklemesi, Hatay’da yaşayan halklar arasında güvensizlik ve bölünmenin yaşanmasına yol açtı. AKP-Erdoğan iktidarının Katar ve S. Arabistan ile birlikte yürüttüğü Suriye’ye müdahale politikasının mezhepsel bir görünüm kazanması, Hatay’daki Arap Alevilerin bu politikayı aynı zamanda kendilerine yönelik bir saldırganlık olarak görmelerine neden oldu. Yine iktidarın desteklediği cihatçı grupların Ermeni kasabası Keseb gibi yerleşim yerlerine saldırıları Hatay’da o güne kadar huzur içinde yaşayan gayrimüslim cemaatlerdeki güvensizlik duygusunu da derinleştirdi. İktidarın, Reyhanlı katliamında olduğu gibi yaşamını yitiren vatandaşları bile mezhebine göre ayırması (2013’te yaşanan Reyhanlı saldırısından sonra dönemin Başbakanı Erdoğan “Reyhanlı’da 53 Sünni vatandaşımız şehit edildi” demişti) bu bölünmeyi kışkırtan bir rol oynadı. Ve savaşın yarattığı ekonomik çöküntü bu tabloyu daha da ağırlaştırdı.

İşte Türkiye, iki hafta önce ÖSO’cularla birlikte Afrin’e operasyon başlattığında Hatay’daki durum böyleydi. Afrin’e harekâtın başladığı gün Antakya kent merkezinde bayrak satıcıları ortaya çıkmış. Toplu taşıma araçları ve birçok binada bayraklar asılmış. Bu tabloya bakanlar Afrin operasyonunun Hataylıları birleştiğini düşünebilir. Hatırlanırsa yazılı ve görsel medyada da uzunca bir süre Hataylıların operasyona nasıl destek verdiğine dair haberler yapıldı durdu. Oysa kentin içine girip insanlarla konuşmaya başlayınca Afrin operasyonu konusunda da kentteki insanlar arasındaki bölünmenin devam ettiğini görmek mümkün. Kentteki birlik havası, iktidarın bu operasyona karşı ‘barış’ demeyi bile yasakladığı koşullarda iktidarın Suriye politikasını destekleyen kesimlerin kendilerini daha özgüvenli bir şekilde göstermesinden kaynaklanıyor. Ancak operasyonu destekleyen bu kesimlerden insanlar da iktidar cephesinden bu operasyonun gerekçesi olarak açıklanan “Afrin’den Hatay’a 700 saldırı yapılması” konusundaki sorulara net bir cevap veremiyorlar. Mesela “Bu operasyon başlayıncaya kadar Afrin’den yapılmış hangi saldırıyı hatırlıyorsunuz?” sorusuna hiçbiri bir cevap veremiyor. Ama yine de iktidar ve medyanın “Afrin’in Türkiye için büyük bir tehdit olduğu”na dair söylemlerinin doğruluğundan hiçbir kuşku duymuyorlar.

Kentin Arap Aleviler başta olmak üzere iktidarın Suriye politikasının karşısında yer alan toplumsal kesimlerinde ise, Afrin operasyonu konusunda bir sessizlik hâkim. Ancak konuyu tartışmaya açtığınızda konuşmaya başlıyorlar. Bu kesimlerdeki egemen görüş, iktidarın 2019 seçimlerini kazanmak için bu savaşa ihtiyacı olduğu biçiminde. Bu toplumsal kesimlerin azımsanmayacak bir bölümünde Kürt sorununa dair şoven yaklaşımların etkileri olsa da Afrin operasyonunu iktidarın Suriye’deki emellerinin bir parçası olarak görme eğilimi ağır basıyor. Zaten Suriye savaşının başlarından bu yana Türk kanalları yerine Rusya’nın Arapça yayın yapan RT, İran’ın Al Alam ve Lübnan Hizbullahı’nın Al Manar gibi televizyonlarını izledikleri için bu kesimlerin operasyona dair propagandadan en az etkilenen kesimler olduğu söylenebilir. Ama yine de Reyhanlı'ya düşen roketler ve yaşanan ölümler herkes gibi onları da tedirgin ediyor.

Burada Arap Alevilerin tanınmış din adamlarından Şeyh Nasrettin Eskiocak ile ilgili bir not düşmek gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde medyada Şeyh Nasrettin Eskiocak’ın “Zeytin Dalı Harekâtı’nın başarısı için Kur’an-ı Kerim okuyup dua ettiği” haberleri yapıldı. Nasrettin Eskiocak, Gülencilerin AKP-Erdoğan’la iktidar ortağı olduğu dönemlerde Arap Aleviliğini Gülencilerle uzlaştırmak için yaptığı çalışmalardan biliniyor. Yani her dönem kendi çıkarları için iktidara yakın durma politikasını izleyen Nasrettin Eskiocak gibi isimler Arap Alevi halk kesimlerinin görüşlerini yansıtmadıkları gibi bunların halk içindeki itibarları da giderek azalıyor.

Son olarak şunu da belirtmek gerekiyor. İktidarın Suriye politikasını desteklemeyen Arap Aleviler, gayrimüslimler ve diğer laik kesimler kendileri için asıl tehdidin Afrin’den değil, İdlib’den geleceğini düşünüyor. Bu toplumsal kesimlerde Suriye rejiminin İdlib’e başlattığı harekâttan sonra Afrin gibi Hatay’a sınır olan İdlib’de bulunan ve Türkiye’deki iktidar tarafından desteklenen cihatçı grupların buraya gelip yeni gerilim, çatışma ve katliamlara yol açabilecekleri kaygısı bulunuyor. Özetle Antakya kent merkezindeki görüntünün aksine Afrin operasyonu ve savaş politikaları Hataylıları birleştirmiyor. Aksine Hataylılar Hatay’ın eski günlerine dönebilmesi için demokrasi, barış ve huzur istiyor. Tıpkı bütün ülkenin ihtiyaç duyduğu gibi...

www.evrensel.net
ETİKETLER Hatay, Afrin Operasyonu