Soçi'de muhatapsız ‘diyalog’ kongresi!


02 Şubat 2018 04:15

Rusya’nın Suriye’de siyasi çözüm için büyük önem atfettiği Soçi toplantısı (Suriye Ulusal Diyalog Kongresi) başladığı gibi bitti. Daha doğrusu Soçi toplantısı, sonuç ve kararları düzenleyici ülkeler tarafından önceden hazırlanmış bir kongre olarak gerçekleşti. Fakat buna rağmen bu toplantıyı Cenevre görüşmeleri öncesinde kendi himayesinde bir çözüm oluşturmak için düzenleyen Rusya’nın istediğini aldığını söylemek oldukça zor. Çünkü siyasi çözüm için Suriye rejiminin en önemli muhatabı olan Kürtler, Türkiye’nin Rusya’nın ‘olur’uyla gerçekleştirdiği Afrin müdahalesi nedeniyle bu kongreye katılmadı. Dolayısıyla Soçi toplantısının muhatapsız bir ‘diyalog’ kongresi olarak gerçekleştirildiği söylenebilir.

Bilindiği gibi Soçi’de bir kongre toplama kararı, Rusya, Türkiye ve İran’ın katıldığı Astana toplantılarında Suriye’de ‘çatışmasızlık bölgeleri’ oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasının ardından verilmişti. Rusya, bu kongreye Suriye savaşındaki bütün tarafların katılımının sağlanacağını açıklamış ancak en başından Türkiye ve Rusya arasında bu toplantıya Kuzey Suriye-Rojava Kürtlerinin temsilcisi olarak PYD’nin katılması konusunda anlaşmazlık yaşanmıştı. Suriye rejiminin en büyük destekçisi Rusya, Kuzey Suriye-Rojava’da ‘özerk’ yönetimler kuran Kürtlerle bir uzlaşma olmadan Suriye’de bir siyasi çözümün mümkün olmadığını görüyor ve bu amaçla Kürtler ve rejim arasında görüşmelere arabuluculuk yapıyordu. Türkiye’deki iktidar ise, Suriye’de Kürtlerin statü sahibi olacağı bir çözümü kendisi için tehdit olarak gördüğü için Afrin’den başlayarak Kürtlere karşı müdahalenin koşullarını yaratmaya çalışıyordu. 

Tam da böylesi bir süreçte ABD’nin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) katılımıyla bir ‘Sınır Güvenliği Ordusu’ kurulacağını açıklaması gerilimi tırmandırdı. Çünkü Kürtler, IŞİD’e karşı mücadele konusunda ABD ile yaptıkları işbirliğini siyasi çözüm sürecinde kendileri için bir güvence olarak görseler de Rusya’yla egemenlik mücadelesi veren ABD’nin amacı bu işbirliğini Suriye’de kalıcı hale gelmek, Kuzey Suriye-Rojava’daki askeri üslerini kalıcılaştırmak için kullanmaktı. Rusya, bu koşullarda Kürtler için öngördüğü sınırlı özerkliğe dayalı çözümün mümkün olmadığını gördüğü için Türkiye’nin Afrin operasyonuna ‘olur’ vererek Suriye hava sahasını açtı. Türkiye’nin Afrin operasyonu, Rusya için Kürtlerin gücünü sınırlayıp onları kendi çözümüne razı etmek ve Türkiye ile ABD’yi karşı karşıya getirip ABD’nin hesaplarını bozmak bakımından karşı bir hamle olarak işlev kazandı. Bugün Türkiye ve ABD doğrudan karşı karşıya gelmiş olmasa da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrin’den sonra Menbiç’e müdahale edecekleri açıklaması, önümüzdeki dönem Türkiye ve ABD’yi askeri olarak karşı karşıya getirebilir. Sonuçta ABD ve Rusya arasındaki gerilim ve Türkiye’nin bu gerilimi kullanarak kendine alan açmaya yönelik müdahalesi, Suriye’de hem Kürtlerin durumunu ve hem de siyasi çözümü belirsizliğe sürüklüyor.

İşte Soçi kongresi, Suriye’de siyasi çözümün en önemli düğümünün Türkiye’nin Afrin müdahalesi sonrasında bir kördüğüm haline geldiği koşullarda gerçekleşti. Kongreye sadece PYD değil, hiçbir Kürt parti katılmadı. Yine S. Arabistan destekli radikal İslamcı grupların oluşturduğu ‘Müzakere Yüksek Komitesi’ ve 2012’de ABD tarafından muhalefetin ‘çatı örgütü’ olarak oluşturulan ama bugün temsil gücü oldukça sınırlı olan ‘Suriye Ulusal Koalisyonu’  toplantıya katılmayacaklarını önceden ilan eden örgütlerdi. Dolayısıyla Soçi kongresi, temsil yetkisini Türkiye’ye devreden grupların ve ‘iç muhalefet’ olarak adlandırılan ve en başından Suriye’de savaşa ve dış müdahaleye karşı çıkan grupların katıldığı bir toplantı olarak gerçekleşti. Toplantıya katılan en önemli isim, daha önce Demokratik Suriye Meclisi’nde PYD’li İlham Ehmed  ile eş başkanlık yapan ve 2016’da Cenevre görüşmelerine çağrıldığı halde “PYD yoksa ben de yokum” diyen Heysem Menna oldu. Menna’nın katılımı, Rusya’nın Suriye’de siyasi çözüm konusunda Kürtler dışında kalan demokratik muhalefeti ikna ettiği biçiminde de okunabilir. Kongrenin en önemli kararı ise, BM’nin Suriye Özel temsilcisi Steffan De Mistura’nın başkanlık edeceği bir anayasa taslağı hazırlama komitesi kurulması kararı oldu. Anayasa taslağı hazırlama komitesine kongreye katılmayan güçlerin de çağrılacağı söylense de Kürtlerin durumuyla ilgili belirsizlik, bu komiteye kimlerin katılıp katılmayacağını da belirsiz hale getiriyor. Nihayetinde Kürtlerin katılmayacakları bir anayasa yapım sürecinin havanda su dövmekten farksız olacağı, çözüm bakımından bir işe yaramayacağı da açıktır.

Sonuç olarak Suriye Ulusal Diyalog Kongresi, Suriye’de Kürtler olmadan siyasi bir çözümün mümkün olmadığını en fazla dillendiren güç olan Rusya’nın Kürtsüz, dolayısıyla muhatapsız olarak düzenlediği bir kongre oldu. Zaten hazırlık sürecinde çıtayı kendi himayesinde bir çözüme çıkartan Rusya, Soçi’deki toplanma aşamasında bu çıtayı Cenevre’ye yardım etmeye indirgemek zorunda kaldı. Bitirirken şunu da belirtmek gerekir ki, şimdiden uluslararası kamuoyunda tartışma konusu olmaya başlayan Afrin operasyonunun uzaması halinde herkesten önce Rusya’nın Soçi’ye gölge düşüren hesapları altüst olabilir.

www.evrensel.net