Bu teknik direktörlerle buraya kadar


02 Şubat 2018 04:15

Maçları hakemler üzerinden değerlendirmeyen ve “kötü sonuçları” hakemlere bağlamayan bir teknik direktöre rastlamak mümkün değil. Zaten futbolcusuyla, teknik direktörüyle, yöneticisiyle, medyasıyla, taraftarıyla, futbolseveriyle oyuna, “kötü oyun-teknik direktör” bağlantısından çok, “kötü skor-hakem” bağlantısı üzerinden bakıyor ve dolayısıyla da futbolu arızalı bir algı temelinde yorumluyoruz.

Beşiktaş ile oynadıkları kupa maçının ardından mikrofonun karşısına geçen Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ümit Özat öncelikle rakibiyle ilgili şikayetlerini, sıkıntılarını aktarıyor. Sonra “Oyuna gelirsek…” diye başladığı sözlerini hakemlere yönelik eleştirilerle sürdürüyor. “Oyuna gelirsek…” diye lafa başlayıp hakem konuşan bir teknik direktörün oyun hakkındaki bilgisinden elbette şüphe edilir. Hakemlerin kayıp zaman süresini 4 dakika olarak belirlemesine isyan ediyor. Zannedilir ki, Gençlerbirliği maçın son dakikalarında sağlı, sollu ataklarla Beşiktaş’ı bunaltmış ve her dakika yeni bir gol pozisyonu üretiyor. Maç boyunca Beşiktaş’ın kalesine 5 kez gidememiş bir takımın teknik direktörünün 2 dakikalık kayıp zamandan medet umması gülünç. Gerçekten “oyuna geldiğinde” ise söyledikleri şunlar: “İyi maç oldu. Maçın skoru bu olmamalıydı. Bu işin Ankara’sı da var, orada görüşeceğiz.” Yani böyle boş laflar edeceğine konuyu oyuna hiç getirmeseymiş de olurmuş!..

Gelelim Şenol Güneş’e… O da teknik direktör klasiği olan sızlanmalar, şikayetler eşliğinde isyanını dile getiriyor. İşin içinde bir bityeniği olduğunu ima eden bir üslupla, kendilerine uygun görülen salı-cuma maç aralığını sıkışık ve yorucu bulduğunu söylüyor. Ona göre böyle bir maç takvimi, Beşiktaş’ı yorarak göçertme planı yapan karanlık güçlerin marifeti olsa gerek!.. Bu devirde salı-cuma maç takviminden şikayet eden teknik direktöre ne denir ki? Geniş kadro niye var ki o zaman? Ayrıca günümüzdeki gelişkin çalışma ve kendini yenileme yöntemleriyle bu trafiğin rahatlıkla kaldırılabileceğini her seferinde Güneş’e hatırlatmak mı gerekiyor? 

Güneş’in oyunla ilgili söyledikleri ise skor ne olursa olsun zaten hep aynı. Oyuna dair hiçbir anlamlı bilgi içermeyen, standart açıklamalar…
Aykut Kocaman’a ne demeli? Sürekli olarak pek çok şeyin “net” olarak göründüğünü söyleyip duruyor. Hakemler üzerinden kendilerini engelleme amaçlı birtakım kirli işler tezgahlandığından emin.  Yoksa niye, “Bu organizasyonu yenecek gücümüz yok” diye bir laf etsin ki? Bu kadar “net” gördüğü şeyleri keşke biraz daha net anlatsa ve “organizasyoncuları” biz de öğrensek…

Ama öncelikle Kocaman’ın futbolda “aynı pozisyon” diye bir şeyin olmadığını, olamayacağını öğrenmesi lazım. “Aynı pozisyon” yanılgısı beraberinde hakemlerle ilgili olarak “standart karar” beklentisini doğuruyor. Kocaman aynı pozisyonlarda hakemlerin farklı kararlar verdiğine dikkat çekerek bundan mağdur oldukları sonucunu çıkarıyor. Yer, zaman, güç skalaları açısından sonsuz enstantane barındıran futbolda en fazla benzer pozisyonlardan söz edilebilir ama aynı pozisyon diye bir şey mümkün değildir. Dolayısıyla yoruma açık pozisyonlarda hakem standardı diye de bir şey olamaz. Kocaman, ilk önce bu basit gerçeği “net” olarak görebilse oyuna çok daha sakin kafayla bakıp gerginliğini atabilir...

Teknik direktör konuşmaları, davranışları futbolumuzun seviyesini görmemiz açısından sağlam bir ölçüt. 

Oyunla ilgili konuşmaktan kaçınan ya da konuşamayan, eleştiriden hiç hoşlanmadığı gibi öz eleştiri de yapmayan, sızlanmayı alışkanlık haline getirmiş ve sürekli olarak arkasına sığınacak bahane arayışında olan teknik direktörlerle oyun bu kadar oynanıyor.

Futbol, bahanelerin değil, bilginin peşine düşen, eleştiri ve öz eleştiriden çekinmeyen teknik direktörlerle gelişir…

www.evrensel.net