Demek ki, işçinin hak istemesi ‘milli güvenliğe aykırı’ymış!


27 Ocak 2018 04:56

Erdoğan-AKP Hükümeti, 2 Şubat’ta başlayacak metal grevini yasakladı.

MESS sözleşmesi kapsamında 130 bin işçi adına alınan grev kararı, işçiler daha greve çıkmadan Bakanlar Kurulunun kararı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla yasaklandı. Yasak kararını iki gün önce alan Hükümet, dün sabah, MESS’le sendikaların görüşmesinin hemen öncesinde açıkladı. Böylece patronlara; “Grev tehdidi olmadan, işçilerin ve sendikalarının taleplerini reddetmeye devam edin” denmiş oldu.

NE ‘MİLLİ GÜVENLİK’MİŞ BE!

Yasağın gerekçesi, “Grevin milli güvenliği bozucu nitelikte” bulunmasıymış!

* Demek ki işçilerin; MESS’in teklif ettiği yüzde 6.4’ten daha fazla zam istemesi “Milli güvenliği bozucu nitelikte”ymiş!

* Demek ki işçilerin; TİS’in 3 değil de 2 yılda bir yapılmasını istemesi “Milli güvenliği bozucu nitelikte”ymiş!

* Demek ki, kıdem farkı sorununun işçilerin istekleri doğrultusunda çözülmesi, “Milli güvenliği bozucu nitelikte”ymiş!

Bu üç saptamadan çıkan sonuç da şudur: Demek ki Erdoğan-AKP yönetiminin “milli güvenlik” anlayışı, en büyük patronların ve onların örgütü MESS’in çıkarlarıymış!

Şöyle de ifade edebiliriz: MESS’in işçiye yüzde 6.4 zam teklif etmesi, 3 yıllık sözleşme dayatması, işçiler arasında adil olmayan ücret uygulamalarıyla metal işçisinin ortalama ücretini asgari ücrete eşitleyen politikalar milli güvenliği bozucu değil, destekleyici bulunuyor. Ama işçilerin; daha iyi yaşama ve çalışma koşulları için mücadele etmesi, anayasa ve yasaların kendisine tanıdığı grev hakkını kullanması “Milli güvenliği bozucu” oluyormuş!

Ne “milli güvenlik”miş be!

‘GREVİMİZ YASAKLANIRSA TANIMAYIZ’ DENİYORDU
2002 kasımında iktidara gelen AKP, ilk grev yasaklamasını, daha bir yılını doldurmadan yapmıştı. 1 Temmuz 2003’te Petrol-İş’in örgütlü olduğu Petlas Lastik Sanayi ve Ticaret AŞ’deki grevi yasaklayarak emek düşmanlığını ortaya koyan Hükümet, “grev düşmanlığı”nı 15 yıl boyunca sürdürdü. Metal grevinin yasaklanması, Erdoğan-AKP hükümetlerinin “14. grev yasağı” kararı oldu.

Bugüne kadar 14 grevin yasaklandığını bilen işçiler; Erdoğan- AKP Hükümetinin 130 bin işçinin katılacağı metal grevini de yasaklayacağını az çok tahmin ediyorlardı. Hükümetin bu geleneksel alışkanlığına OHAL ve Afrin’e yönelik askeri harekat arkasında oluşturulan “savaş koşullarının” da eklendiğinin farkında olan işçiler, “Hükümet grevimizi yasaklayabilir” endişesi taşıyordu.

Nitekim gazetemize gelen mektuplar ve yapılan haberlerde işçiler, grevlerinin yasaklanması ihtimaline önemle dikkat çekiyorlardı. Dahası “Yasağa rağmen fiilen greve gidebilirlerse, haklarını ve taleplerini savunabileceklerini” belirtiyorlardı.

GREVE ÇIKMAMAK MESS’İN DAYATMALARINA BOYUN EĞMEKTİR
MESS sözleşmesi kapsamında 12 bin üyesi bulunan DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasının grev kararını duyurduğu toplantıda konuşan Genel Başkan Adnan Serdaroğlu da bu endişeye dikkat çekmişti. Grev uygulamasına 2 Şubat’ta başlayacaklarını belirten Serdaroğlu, “Eğer bu grevimiz yasaklanırsa grev yasağını tanımayacağımızı sizlerin aracılığı ile bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz” açıklamasını yapmıştı. Birleşik Metal-İş Yönetim Kurulu dün Hükümetin kararının ardından yaptığı açıklamayla grev yasağını tanımayacağını, 2 Şubat’ta greve çıkacaklarını bir kez daha duyurdu.

Metal işçilerinin grevinin Hükümet tarafından yasaklanmasının hemen arkasından “grev yasağı”na ilk tepki Facebook’ta oluşturulan Metal İşçilerinin Sesi’nden (MİS) geldi. Siteden yapılan açıklamada “Grevimiz yasaklandı! Üç sendikanın aldığı grev kararı Bakanlar Kurulu kararıyla milli güvenliği bozucu nitelikte görüldü. Bu sahte suçlamalara karnımız tok! Grev yasağını tanımıyoruz! MESS-Hükümet eliyle hak arama mücadelemizin bastırılmasına sessiz kalmayız” denilerek, sürecin bundan sonraki gelişme yönüne dikkat çekildi.
Bu önemlidir. Çünkü, bugünkü koşullarda greve çıkmamak, açıkça MESS’in dayatmalarına boyun eğmek anlamına gelecektir.

‘LOKAVT DA YASAKLANDI’ DEMEK DEMAGOJİDİR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasını taşıyan Hükümet kararında grevin yanında, MESS’in aldığı “lokavtı” da yasakladı. Şimdi operasyon medyası ve AKP severler; “Ne var canım, Hükümet grevi yasaklarken lokavtı da yasakladı. Demek ki, Hükümet sermayeden, patronlardan yana değil. İşçiye de patrona da aynı uzaklıktadır!” diye çıkarımlar yaparak, kafa karışıklığı yaratmaya çalışacaklardır.

Ancak burada şöyle bir fark var; patronlar (onların örgütü MESS), lokavtı, işçilerin ve sendikalarının grev kararı karşısında, işçileri ve sendikalarını grevden caydırmak için aldı. Bu yüzden de grev yoksa lokavt zaten yoktur! Yani lokavtın yasaklanmasının grev yasaklanmasıyla doğrudan hiçbir ilişkisi yoktur. Dahası bu kararı alan Hükümet, işçiler ve patronlar karşısında eşit uzaklıkta olduğunu göstermez. Tersine Hükümet bu kararıyla tam da patronların istediğini yerine getirmiş olur. Çünkü böylece patronlar hiçbir aksama olmadan işlerini yürütmeye, kârlarına kâr katmaya, üretim rekorlarıyla övünmeye devam edeceklerdir.

Elbette işçiler; “Grev yasaklandıysa lokavt da yasaklandı, ne yapalım Hükümet böyle karar vermiş” diyerek, hükümetin kararına, daha doğrusu MESS’in dayatmalarına boyun eğerse!.. Ama bugüne kadarki tepkiler; işçilerin taleplerinde ısrar eden bir mücadele hattına yöneleceği doğrultudadır.

www.evrensel.net