Afrîn’e düğüne mi gidiliyor!


27 Ocak 2018 04:54

Yandaş gazetecilerin ısrarlı soruları üzerine askeri araçlardaki askerlerden biri “Düğüne gidiyoruz” diyor. Sonra askerlerin her biri bir şey söylüyor. Oysa tümünün sesi titrek, endişeli, kaygılı, sesler çatallaşıyor, düğümleniyor…

Onlar da biliyor savaşa gittiklerini, savaşın da kuralları var… Öldürmeye gittiklerini ve ucunda ölümün de olduğunu biliyorlar.
Ama “Düğüne gidiyoruz” diyorlar.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ölüm yolu da demek olan savaşa doğru yol alan askerlerin (Arkasından gelen sözler es geçilerek) “Düğüne gidiyoruz” sözlerini konuşmalarında sık sık dile getiriyor.

“Bizim askerimiz ne diyor” diye soruyor ve “Düğüne gidiyoruz” diyerek yaşananı, ölüm kalım savaşını düğün olarak izah ediyor. Ve dinleyenler avuçları patlatırcasına Erdoğan’ı alkışlıyorlar.

Bir yandan savaş, kan, ölüm, gözyaşı, bir yandan Saray’dan, salonlardan yükselen alkış tufanı…

Oysa aynı Cumhurbaşkanı aynı gün bayrağa sarılı bir tabutun başındaydı. Tabuttaki belki de “Düğüne gidiyoruz” diyen askerlerden biriydi!
Gerçek ters yüz edilmeye çalışılsa da savaşın hükmü var! Ve daha sekizinci gününde bu hüküm icra ederken faturası her dakika daha da büyüyor.

Fatura derken öyle harcanan paradan bahsetmiyoruz. İşçi ve emekçilerin ekmeğinden kesilenden, onların verdikleriyle süren tablodan, rakamlardan söz etmeyeceğiz.

Yasaklanan grevleri de uzun uzadıya anlatmayacağız. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan kararın iki gün önce alındığı ortaya çıktı. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan karara göre; “Türk Metal Sendikası, Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Çelik-İş Sendikası tarafından ekli listede belirtilen işyerlerinde alınan grev kararı ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından aynı işyerleri için alınmış lokavt kararının, milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğünden dolayı 60 gün süreyle ertelenmesi Bakanlar Kurulunca 24 Ocak 2018 tarihinde alınmıştır” dendi. 130 bin metal işçisinin hakkı, hukuku, aşı ekmeği bir kez daha savaşa, patronların ve sarayın çıkarlarına hibe edilmek isteniyor.

Hatırlanacağı gibi, Erdoğan TÜSİAD başkanına çıkışarak, “OHAL’de grevleri hemen durduruyoruz demişti. Ne diye OHAL’den rahatsız oluyorsunuz demişti. Patronlara. TÜSİAD da daha ilk günden bu savaşa desteklerini sunarak gidişattaki memnuniyetini belirtmiş oldu.
Savaşın halklarımız için nasıl kan, gözyaşı, hak gaspları, azalan ekmek anlamına geldiğinin anlaşılması için bu sekiz gün boyunca yaşananlar fazlasıyla yeter.

Savaşın faturasını işçiler, emekçiler halklar ödüyor.

Düğün değil yaşanan…

Bombardıman sürüyor ve çatışmalar devam ediyor Afrîn’de…

Daha 8. günündeki gerçekler şöyledir;

Kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere siviller ölüyor.

4 asker hayatını kaybetti. İkisinin cesedine ulaşılmadığını biliyoruz. TSK’nin kaynaklarına göre 303 Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamaya göre

343 YPG’li hayatını kaybetti. Yüzlerce yaralı var.

Bu tarafta tabuta kolunu dayamış bir Cumhurbaşkanı ve savaşın devamı için yapılan konuşmalar ve çabalar görülürken, analar gözyaşı döküyor, Türkiye halkları tedirgin.

Öbür tarafta da sıra sıra dizilmiş tabutlar... Başında analar, babalar, kardeşler gözyaşı döküyor.

Ve halklar birbirine düşmanlaştırılıyor, beddua ediyor, diş biliyor hale getiriliyor.

O taraftaki görüntülere bakınca sivil yerleşim birimleri bombardımanın hedefi olmuş ve gelen bilgilere göre 35 sivil hayatını kaybetmiş. Afrîn’e çıkartma yapıldığı günden bu yana 4 sivil de Suriye tarafından kimler tarafından atıldığı açığa kavuşturulmayan havan toplarıyla hayatını kaybetti. Çok sayıda yaralı var.

Arap, Kürt, Türkmen, Süryani her dilden ve inançtan analar savaşın durdurulmasını istiyorlar.

O tarafta ağlayan anaların, ölen çocukların bu tarafta ağlayan analardan, ölen çocuklardan ne farkı var ki!
Yeri gelince İslam’dan,  din kardeşliğinden bahsedilip, IŞİD gibi cani örgütlerin kan döktükleri için İslam’la ilişkilendirilemeyeceği söylenirken,

Afrîn’e savaş, iktidarın talimatıyla 90 bin camide Fetih suresi okutularak kutsanma yoluna gidiliyor.

Görüldüğü gibi savaşta mazlumlar, yoksullar, işçiler emekçiler zarar görüyor. Halk çocukları ölüyor.

TÜSİAD kâr ediyor. Patronlar keyif çatıyor. Erdoğan’ın İnsansız Savaş Uçakları üreten damadı ile oğlu Bilal Erdoğan ise ekran başında atari oyunu gibi savaşı izlemektedir. Damadın ürettiği savaş makineleri test edilir gibi…

“Düğüne gidiyoruz” diyen halk çocuğu askerin yarın ne ile karşılaşacağı bilinemez ancak bir düğün değil, yaşanan egemenlerin çıkarı uğruna başlatılmış olan bir savaştır.

www.evrensel.net