Bölgede barış, ülkede demokrasi için mücadele!


21 Ocak 2018 04:06

Afrin’e yönelik askeri harekat, dün akşam saatlerinde hava kuvvetlerinin savaş uçaklarının YPG mevzilerini bombalamasıyla başladı. Obüslerle ve havan toplarıyla bombardıman da zaten önceki günden beri sürüyordu. 

Öte yandan ÖSO güçlerinin de Afrin sınırını aşarak, ilerlediklerine dair haberler gelmeye başladı.

Genelkurmay Başkanlığı operasyonun adının “Zeytin Dalı operasyonu” olduğunu açıkladı.

RUSYA İLE ANLAŞMA DA AÇIĞA ÇIKMIŞ OLDU

Böylece Rusya ile Türkiye’nin Afrin’e yapılacak askeri harekat konusunda bir anlaşmaya vardıkları, kapsamı henüz belirsiz olsa da ortaya çıkmış oldu.

Harekatın başlamasının arkasından, Rusya’dan yapılan, “Endişeyle öğrendik itidal çağrısı yapıyoruz” açıklaması ise doğrusu herkesi şaşırtmış olmalı! 

DEMOKRASİ GÜÇLERİ BAŞINDAN BERİ ‘SAVAŞA HAYIR’ DİYOR

Günlerden beri kamuoyunda tartışılan ve “Bir gece ansızın gelebiliriz” sloganıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli’nin motive ettiği bu operasyonun nereye kadar sürdürüleceği belirsiz olmakla birlikte Membic’in de hedefe konulacağına dair iddialar var. 

Bu operasyonun başlamasından beri, ilerici demokrat çevreler, bölgede sorunların savaşla değil barışla çözüleceğini savunuyorlar. Bu açıdan da “savaşa hayır” diyorlar. 

CHP VE İYİ PARTİNİN TUTUMU

Afrin’e saldırıya sadece AKP ve MHP ile polemik çerçevesinde karşı çıkan; “Fakir fukaranın çocuklarını değil sizleri kefenle karşılayan taraftarlarınızı gönderin” diyen CHP ve benzeri gerekçeler öne süren İyi Partinin ne yapacağı da elbette ki önemli. 

Fakat Türkiye’de muhalefet sadece CHP ve İyi Partiden ibaret değil. EMEP, ÖDP, HDP gibi Türkiye’nin demokrasi güçleri, açıkça silahların  bölgede yeniden devreye girmiş olmasını eleştiriyor. Öte yandan Afrin ekseninde Kürt güçlerini hedefe koyan bu operasyonun Türkiye’nin iç politikasıyla da doğrudan bağlantılı olması, Türkiye’nin ilerici demokrat güçlerine önemli sorumluluklar getirmiş bulunuyor. 

HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİ SAVUNMAK HER ZAMANKİNDEN ÖNEMLİ

Bugün gelinen aşamada; bölgede barış ve ülkede demokrasi isteyen, OHAL’e ve “tek parti tek adam rejimi”ne karşı olan güçlerin “savaşa hayır” diyerek bölge halklarının kardeşliğini savunması da her zamankinden daha çok önem kazanmış bulunmaktadır. 

Öte yandan bugün ülkemizde; 

-“Terör” ve “terörizm” argümanları konusunda kafa açıklığına sahip,

-Bölgede barışı, halkların kendi kaderini tayin etmesini savunan, keza bölge ülkelerine rejim dayatmasına karşı çıkan,

-ABD ve Rusya’nın (bölgedeki iş birlikçileriyle) bölgenin yeniden paylaşımı oyununu bozacak bir barış mücadelesini esas alan,

-Bölge ülkelerinde demokrasinin gelişmesi için mücadele eden ve Bahçeli-Erdoğan çizgisine gerçekten muhalefet eden antiemperyalist, demokratik bir muhalefetin olduğu da bir gerçektir.

Dolayısıyla bugün sözünü ettiğimiz bu muhalefetin daha da genişlemesi ve halkların şu ya da bu egemen gücün çıkarları uğruna birbirini boğazlatmasına karşı tutum alınması düne göre daha da önem kazanmıştır. 

Bugün, Afrin’e bir askeri müdahaleye karşı çıkmak; “savaşa, savaş politikalarına” karşı çıkmanın yanı sıra Türkiye’de “OHAL’in kaldırılması”, “tek parti tek adam rejimi”ne karşı mücadelenin de belirleyici bir yanını oluşturmaktadır. 

www.evrensel.net