Afrin'e operasyon Rusya'nın 'olur'una bağlı


19 Ocak 2018 03:03

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sloganına ek olarak, “Bir hafta içinde ne yaptığımız görülecek”, “24 ya da 48 saat sonra başlıyoruz” sözleriyle de iyice kızışan “Afrin harekatı”nın medya boyutuna bakılırsa, Afrin çoktan düşmüş! Hatta medyaya bakılırsa, harekatın tamamlanması sonrasında Afrin’in yeniden inşasının nasıl olacağı, kaç Suriyelinin Afrin’e yerleştirileceği bile “planlanmış” görünüyor.

Bütün askeri hazırlıklar Afrin ve Menbic’e yönelik bir operasyon olarak hazırlanıyor ama tartışma; ABD’nin Rojava’da oluşturulacağı söylenen “Suriye sınır güvenlik gücü” etrafında dönüyor. Hani gelişmeleri medyadan izleyen (Ama çok dikkatli izlemeyen) bir vatandaşı çevirip sorsanız, olup biteni; “ABD Kuzey Suriye’de Kürt güçlerinden bir ordu kurmak istiyor. Türkiye bu girişimi engellemek için Afrin’e ve Menbic’e müdahale etmek için hazırlık yapıyor” diye açıklayacaktır.

ABD, “Afrin’le bizim bir ilişkimiz yok” demesine karşın, sanki, ABD Afrin’de “sınır güvenlik gücü” oluşturuyor, harekat da bu gücün kurulmasını önlemek amaçlı olacak gibi sunuluyor. Dahası, medyada askeri harekatın birkaç saatte Afrin merkezini ele geçireceğini gösteren askeri planlar açıklanıyor.

AFRİN ABD’NİN DEĞİL RUSYA’NIN ETKİ ALANI İÇİNDE

Yani bir yandan ABD’ye meydan okunuyormuş gibi görünürken öte yandan Afrin’e yönelik yapılacak harekatın çok kısa süreceği de içeride moralleri yükseltme amaçlı olarak propaganda ediliyor. 

Ancak olayları yakından izleyen sıradan vatandaşlar da görüyor ki; 

1) Afrin’in ABD ile ABD’nin “Sınır güvenlik gücü kurması” girişimiyle bir ilişkisi yoktur. Nitekim, ABD Dışişleri Bakanlığı, Afrin’le bir ilişkilerinin olmadığını açıklamış; Türkiye’ye de Afrin’e bir harekat düzenlemesine itirazları olmadığı anlamına gelecek bir açıklama yapmıştır.

2) Afrin’de ABD özel kuvvetleri yok. Tersine Afrin’deki hava alanını kontrol eden 300-400 kişilik Rusya özel kuvveti var. Nitekim Afrin’de Rusya askerleriyle SDG askerleri arasındaki yakın ilişkinin fotoğrafları da yakın zamanda medyaya sık sık yansıdı. Dahası Afrin hava sahası, Rusya ve Suriye rejiminin kontrolünde ve bir askeri harekatta Türkiye’nin hava gücü kullanması Rusya ve Suriye rejiminin izin vermesine bağlı.

Bu yüzden de Afrin’e bir askeri harekat, Türkiye’nin Suriye ve Rusya, en azından Rusya’dan “olur” almasını gerektirir! 

Her ne kadar Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ; “Kimseden icazet alacak değiliz” dese de Türkiye’nin Suriye politikasında “tek dostunun” Rusya olduğu dikkate alındığında Türkiye’nin Rusya ile “uzlaşması” önemli bir durumdur. Nitekim dün Genelkurmay Başkanı Akar’ın MİT Müsteşarı Fidan’ı da yanına alarak Rusya’ya gitmesinin nedeni herhalde “Afrin harekatı” ile ilgilidir. 

RUSYA’NIN SESSİZLİĞİNİN ANLAMI

Hele de son gülerde Rusya’nın Türkiye’nin İdlib’teki rolünden şikayet ederken ve uzak olmayan bir dönemde, Türkiye’ye “Askerini Suriye’den çek” demeye hazırlanırken, Türkiye’nin Afrin’e operasyon için “Rusya’dan icazet alması” olmazsa olmaz gibi görünmektedir.

Burada, Türkiye Afrin’e bir askeri harekat için bu kadar gürültü koparırken Rusya’nın “Derin bir sessizlik içinde olması” dikkat çekicidir.

Rusya’nın bu sessizliğinin nedeni, büyük olasılıkla, Türkiye’ye bazı “garantiler” vererek, Türkiye’yi böyle bir harekattan caydırmaktır. Dün Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu* CNN’e verdiği röportajda, Rusya ile yoğun bir diplomatik ilişki içinde olunduğunu, İran’la da görüşmelerin sürdüğünü belirtti. Rusya’nın Afrin’e operasyona karşı olup olmadığı sorusuna Çavuşoğlu, “Rusya’nın bu operasyona karşı olmaması gerekir” diye yanıt vererek, Rusya ile henüz bir anlaşmaya varılmadığını da söylemiş oldu!

Kısacası Afrin’e yönelik askeri harekatın ABD’nin SDG’ye silah verip vermemesiyle doğrudan bir ilgisi yoktur. Tersine bu harekat, Rusya ile Türkiye’nin Suriye politikasıyla daha yakından bağlantılıdır. Afrin üstündeki “anlaşma (ya da anlaşamama); Türkiye-Rusya ilişkileri, hatta Türkiye ile Suriye rejiminin yakın gelecekteki ilişkileri bakımından önemli bir adım olacak mahiyettedir. 

(*) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ve Savunma Bakanı Mattis’le yaptığı görüşmelerden istediği sonucu aldığını söylemese de ABD’den yapılan “Suriye’de sınır güvenliği gücü kurmuyoruz” açıklaması, Türkiye ile ABD arasındaki polemiğin tansiyonunu düşürecek görünmektedir. 

www.evrensel.net