Emperyalist planlar ve Afrin operasyonu!


19 Ocak 2018 02:52

Sanki ülke tarihinin en büyük tehdidiyle karşı karşıyayız gibi günlerdir Afrin operasyonu ile yatıp kalkıyoruz. Günlerdir Afrin sınırına askeri yığınak yapılıyor, MGK toplantısında devletin Afrin operasyonunu yapma kararlılığı vurgulanıyor. İktidar ve medyadaki sözcüleri Afrin operasyonunu devletin bekası ve milli güvenlik için olmazsa olmaz atılması zorunlu bir adım olarak gösteriyor.

Peki, gerçekten öyle mi?

Bu sorunun yanıtını bulmak için Suriye’de olup bitene daha yakından bakalım.

Öncelikle şunu belirtelim: Kürt kantonlarından Afrin, Suriye savaşının başından beri en sakin bölgelerden biriydi. Savaştan kaçan yüz binlerce insana sığınak olmuştu. Ve Reyhanlı saldırısı başta olmak üzere Cihatçı grupların ellerindeki bölgelerden Türkiye’ye yönelik birçok saldırı ve tehdit gerçekleştiği halde Afrin, Türkiye burayı tehdit ilan edip sınırdan tank-toplarla bombalamaya başlayıncaya kadar bu çatışmaların dışında kaldı.

Şimdi Afrin operasyonu ile ilgili olarak konuşulan senaryolara bakalım:

Bugüne kadar yürürlükte olan senaryo şuydu: Rusya, Kürt kantonlarının (Kobanê ve Afrin) birleşmesini engellemek için Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonuna ‘olur’ vermiş olsa da Türkiye’nin Afrin’e yönelik olası bir operasyonunu engelledi. Bu amaçla Afrin’e ‘barış gözlemcisi’ adı altında yüzlerce asker gönderip sınıra yerleştirdi. Çünkü Rusya, her ne kadar Kürtlerin gücünün sınırlanmasını ve kendi himayesinde bir çözüme razı edilmesini istese de böylesi bir operasyonun Suriye’de lehine dönen dengeleri tehlikeye atabileceğini ve yeni bir çatışma ve istikrarsızlık alanı yaratabileceği düşünüyor. Aslında bu senaryo hâlâ yürürlükte görünüyor. 

Konuşulan yeni senaryo da şu: Rusya, Türkiye’nin Afrin operasyonuna izin verecek. Ancak Rusya ve Türkiye arasında bu operasyondan sonra bölgenin Suriye rejimine mi, yoksa Türkiye destekli ÖSO gruplarına mı devredileceği konusunda pazarlıklar yapılıyor. Eğer Rusya Afrin’deki askerlerini çekerse yeni bir senaryo devreye girecek ve Türkiye’nin Afrin operasyonu başlayacak. Bu senaryo Rusya için ciddi riskler taşısa da hem Kürtlerin daha da zayıflatılması ve hem de NATO üyesi Türkiye’nin Kürtlerin destekçisi ABD ile doğrudan karşı karşıya getirilmesi bakımından cazip görünebilir.

Rusya’nın bu senaryoyu devreye sokması ihtimalini arttıran gelişme ise, ABD’nin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içinden 30 bin kişilik ‘sınır güvenliği ordusu’ kuracağını açıklamasıydı. Türkiye’ye ve Suriye rejim güçlerine karşı sınır güvenliğini sağlayacağı belirtilen bu ordu, Rusya’nın Suriye’de öngördüğü çözümü fazlasıyla zorlaştırıcı bir adım olarak anlam kazanıyor. Çünkü böylesi bir ordulaşma, Suriye’de çözüm için Rusya’nın Kürtlere öngördüğü sınırlı özerkliği değil, federe bir yapıyı işaret ediyor. 

Ancak bu senaryonun gerçekleşme ihtimalinin artması karşısında ABD’nin karşı hamleleri de gecikmedi. ABD, öncelikle Afrin’in kendisi için öncelikli bir bölge olmadığı yönünde açıklamalar yaptı. Dolayısıyla bu açıklama, zaten Rus askerlerinin konuşlanmış olduğu Afrin’e yönelik bir operasyonunun gerçekleşmesi halinde Rusya’nın ABD ve Türkiye’yi karşı karşıya getirme senaryosunu bozmaya yönelik bir hamle olarak değerlendirilebilir. Ardından ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’dan tansiyonu düşürmeye yönelik “sınır güvenliği ordusu kurmaya niyetimiz yok” açıklaması geldi. Üstelik Tillerson “Türkiye’ye açıklama borcumuz var” diyerek Türkiye ile diyaloğa açık oldukları mesajını verdi.

Sahada bugün olup bitenlerin ve konuşulan senaryoların özeti bu.

Şimdi en başa dönüp soralım: Gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesi ABD ve Rusya’nın Suriye’deki egemenlik mücadelesine bağlanmış bir operasyon nasıl milli güvenlik meselesi olabilir? Türkiye’nin milli güvenliği ülkeyi emperyalist planların bir parçası haline getirmekten mi, yoksa bu planları boşa çıkarmaktan mı geçiyor? Emperyalistlerin iktidarın Kürt hassasiyetini kendi çıkarları için kullanmaya çalıştıkları bu kadar açıkken Kürt düşmanlığı siyasetinde ısrar etmek kimlerin işine yaramaktadır? Hem ülke içindeki ve hem de dışarıdaki Kürtlerle demokratik-barışçıl çözüm için diyalog yolu açıkken ülkeyi emperyalist planların bir parçası haline getirmenin yeni felaketlere davetiye çıkaracağı ve bu ülkede yaşayan halklara hiç bir şey kazandırmayacağı açık değil midir?

Öyleyse iktidar niye bu operasyonda ısrar ediyor?

Çünkü MHP ile kader birliği yapan Erdoğan iktidarı, Afrin operasyonunu ülkenin değil ama kendi bekası için zorunlu bir hamle olarak görüyor. Bu operasyonu ‘milli güvenlik’ meselesi olarak göstererek herkesi kendi arkasında saf tutmaya zorlamaya ve iktidar karşıtlarını baskı altına almaya çalışıyor. 

Oysa ülke ve bölge halklarının güvenliği ve barış içinde yaşaması için emperyalist planların boşa çıkarılması; emperyalist planların boşa çıkartılması için de halkların şu ya da bu emperyalist gücün eklentisi olmaktan öteye geçemeyen iş birlikçi ülke egemenlerinden kurtulması gerekiyor.

www.evrensel.net