Bir şiirin yitik öznesi


14 Ocak 2018 04:15

Zaman geçip giderken geride bıraktığı tortuda sorular da bırakıyor. Ayrıntıları kurcaladıkça yeni insanlar çıkıyor karşınıza. Onların hayatı ve hikayeleri geçmişin arşivinde saklı kalmasa keşke. 

Kimse tutamaz artık bu yoksul ölüyü
Üstünü çizdirtip kütükten düşürsek bile
Andıkça kahreder bizi anıları
Her gece rüyalarımıza girer
Bütün kazıklarımız sökülür birer birer

Soysal Ekinci’nin “Biri Yitik İki Ülke” adlı Bütün Şiirler’i için çalışmaya başlarken, bir yandan da kitaplarına girmemiş, dergilerde kalmış şiirleri var mıdır, diye kütüphanelerde araştırmalar yaptım. Dönemin dergilerini kurcaladım bir zaman. Mümkün olan en iyi haliyle yayıma hazırlamak üzereyken, burnumuzun dibinde, Evrensel Kültür dergisinde buldum bir şiirini. Daha önce yayımlanmış kitaplarında olmayan bir şiir çıktı karşıma. Dergide, Mart 1994’te yayımlanmış, “davud’un şiiri” başlığını koymuş Soysal. “Ün’süz Bir Sendikacının, Kardeşim Davud’un Ardından” diye bir de ithaf yazmış şiire.

İnsanız işte
Herkesin bir komşusu vardır
Bir dostu kendine göre
Tutkular aşk sanılır
Kıskanılır bu alemde
Doğrular sır gibi saklanır

Bu dizelerle başlıyor “davud’un şiiri”. Uzun dizelerin ve uzun şiirlerin şairi Soysal Ekinci, Davud’a yazdığı şiirde hayatı ve acıyı damıtıp üç bölümde tamamlamış şiiri. Kısa tutmuş bu defa, iki sayfaya sığdı Manos Kitap’ta ekip olarak hazırladığımız “Biri Yitik İki Ülke”nin yeni basımında bu şiir.
Sonrasında ve devamında “Ün’süz sendikacı Davud”un kim olduğunu araştırmaya kalıyordu iş, ki öyle yaptım. 

İnsanız işte ve yalnız
Emeğine el konmazsa yoksulların ölümlerinde bile,
Düşman dediğimiz kimdir ki,
Cehaleti cenge süren bitaraftan başka

Ardahan’a bağlı bir ilçe nicedir Damal. İkizdere köyünde 1952 yılında dünyaya gelmiş Davud Yıldız. “Karayola gidesin!” dermiş annesi kızdığında çocuklarına. İlkokulu köyde bitirip hayatı büyük şehirde kurgulamaya koyulmuş çocuk aklıyla Davud.

Nereye gidecek? İstanbul’a elbette. Ekmeğini çocuk yaşta kazanmaya başladığında hayatın öteki yüzüyle tanışması uzun sürmemiş. Yoksulluğun kış gecelerinden daha uzun olduğunu öğrenmeyen mi var? 

“Karayola gidesi” hayat, kara yollarında işe başlatmış Davud’u. Bir işçinin hayatını yeniden kurgulamaya ve hayata oradan yeni anlamlar katmaya çabalamış şiire özne olan insan. Soysal’ın ablasıyla evlenip hayata çocuklar armağan etmiş. Uzun sürmeyen okul yıllarına inat okuyup yazmaya, satırların altını çizip notlar almaya başladığında sınıf çelişkisinin farkına varıp zamanla bir işçi önderi olmuş Davud Yıldız. 
Türk-İş’e bağlı Yol-İş sendikasında işçi temsilcisi olmuş. Kazmayı avuçlayan elleri grev pankartları tutmuş sonrasında. Cesur, paylaşımcı, mücadeleci bir işçi önderi başka ne yapabilir ki?

Kendine katmak üzere değil, paylaşmak üzere kurguladığı hayat 1 Mayıs Mahallesi ve Örnek Mahallesi’nde gerçekleşen toprak işgallerine, gecekondu yapımlarına taşımış onu. Bir gecede başını sokacak ev edinmeleri için insanlarla birlikte temelini kazmış geleceğin.

Doğunun dağ aslanları
Batının pişman çocukları olarak
Kendi ellerimizle kazırız
Künyemize mühri alemini;

Hayat izin vermiyor sevincin çoğalıp paylaşılmasına bazen; onca yoksulluğun ve gece gündüz demeden çalışmanın kefaretini istiyor apansız.

40 yaşında akciğer kanserine yakalandığında Davud Yıldız, bunu da atlatacağını, gelecek günlerin ışıltısını insanlarla birlikte yaşayacağını düşünmüş tedavi süresince. 40 gün dayanabilmiş bedeni kanserin yağmasına. 

Okmeydanı SSK’den evine gelip ailesinin yanında, Pendik’te veda etmiş hayata. Kitapları, fotoğrafları, notları ve dolu bir hayatın ayrıntıları kalmış çocuklarına.

Ölümün menzili yoktur, kaybeden sizsiniz,
Katl’a uyarlanmış umarsız robotlar gibiyiz
Ta ki, düştüğümüzden beri anamızdan
Dünya denen şu cangılın ortasına…
Kızı Aysun Yıldız’la telefonla konuştuğumuzda bu ayrıntılar kaldı bende.
Bir işçinin ardından yazmış Soysal Ekinci. “Biri Yitik İki Ülke”nin eksik parçasını bütünlemiş olmanın erinciyle… 
Şiiri yazılan bir işçinin geride bıraktıkları da şiire dâhil.

www.evrensel.net