‘En gerici güçlerin ittifakı'na karşı halk güçlerinin ortak mücadelesi


12 Ocak 2018 04:15

MHP’nin, daha AKP bile Erdoğan’ı 2019’da cumhurbaşkanı adayı ilan etmeden “Erdoğan’ı destekleyeceğini” açıklaması, siyaset arenasında pek görülen bir durum değildir. Dahası Bahçeli’nin ‘Erdoğanseverlik’ çıtasını 2019’un da ötesinde, sonraki 5 yıla da taşıyıp açık çek vermesi elbette her çevrede “hayret”le karşılandı.

CHP sözcüsü Özgür Özel bu durumu; “Patron çıldırdı”, “Batan geminin malları”, “Bahçeli MHP’nin anahtarını Erdoğan’a verdi” diye alaya aldı!

Elbette “alay” da siyasi polemiğin etkili bir unsurdur; Özel’in sözleri de Bahçeli’yi çok rahatsız etmiş görünüyor. Ama, olup bitenlerin bir “Bahçeli-Erdoğan ittifakı”, “AKP-MHP yakınlaşması” ötesindeki sonuçları; “Türkiye’de siyasetin yeniden yapılandırılması”, “tek parti tek adam rejimi”nin inşasının önemli ve ciddi adımlarından birisi olarak görülmezse elbette yanlış yapılır. 

Unutmayalım ki “tek parti tek adam rejimi”nin yolunu açan anayasa değişikliği de Bahçeli’nin ilk anda “Hayret uyandıran”, hatta “Kurt siyasetçi Bahçeli, Erdoğan’ı bir tuzağa çekiyor” gibi komplo teorilerinin eşliğindeki girişimle başlamıştı.

CUMHURİYET TARİHİNİN EN GERİCİ İTTİFAKI

MHP-AKP arasındaki kutsal ittifaka, önceki gün BBP’nin de katılacağını gösteren açıklamalar geldi.

Bunlara, Perinçek’in de eleştirilerle de olsa, “Erdoğan bizim çizgimize geldi”den başlayarak, dönemin en tutarlı Erdoğan destekçiliği de eklendiğinde, sağın ve solun şoven milliyetçileri Erdoğan ve AKP’sinin etrafında birleşmiştir. Ki bu ittifak, bugüne kadar Türkiye’de oluşmuş, ülkenin geleceğine ciddi olarak müdahale eden güçleri bir araya getirmiş en gerici ittifaktır!

Karşı karşıya olduğumuz durum; her ülkede olabilecek bir “seçim ittifakı”ndan ibaret de değildir. Bu ittifak; “tek parti tek adam rejimi”nin ideolojisinin içeriğini de belirleyen, aynı zamanda “uyum” düzenlemelerinin kapsam ve içeriğini de belirleyecek mahiyette bir “kutsal ittifak”tır!

Bahçeli, bu ittifakın “motive edici elemanı”dır! Nitekim “yerli ve milli” kavramlarının içeriği de Bahçeli’nin ve MHP’nin ideolojik platformundan önemli ölçüde beslenerek oluşturulmaktadır. Özellikle Suriye’deki gelişmeler, bu ittifak içinde Bahçeli’nin pozisyonunu güçlendirecek mahiyettedir. 

Çünkü, Erdoğan-AKP iktidarının dış politikasının merkezi olan Suriye’de; İran, Rusya, Türkiye arasındaki ittifak, aslında çok önceden beklendiği gibi, Suriye ordusunun İdlib’i ele geçirmek üzere harekete geçmesiyle, “sonuna” doğru yaklaşmaya başlamıştır.

Çünkü, bu aynı zamanda Türkiye’ye “Suriye’de rejim, ülke içinde güvenliği sağlayacak kadar güçlendi, artık sizin askerinize ihtiyaç yok” denme aşamasıdır.

UYUM YASALARI MECLİSE GELECEK!

Pazartesi günü yapılan Bakanlar Kurulundan sonra Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Hükümetin mart sonuna kadar Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası’nda gerekli değişiklikleri yaparak, “Anayasa’ya uyumlu hale getireceğini” açıkladı. Dahası Bozdağ; Hükümetin yeni bir “yargı reformu” paketi üstünde çalıştığını, bunun da önümüzdeki günlerde Meclise getirileceğini söyledi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin yaptıkları açıklamalar dikkate alındığında, Erdoğan-Bahçeli ittifakının bu düzenlemelere damgasını vuracağını söylemek hiç de yanlış olmaz. Hele son günlerde Bahçeli’nin ‘seçim ittifakı’ üstünden yaptığı açıklamalar ve AKP cenahında “yerli ve millilik” vurgusunun had safhaya çıktığı dikkate alındığında, bu “uyum yasaları”nın kapsam ve içeriğinde (Elbette “yeni yargı reformu”nun da içeriğine) önemli ölçüde MHP-Bahçeli damgası taşımaması beklenemezdir. 

Dolayısıyla AKP-Bahçeli ittifakı içinde Bahçeli “etkisiz eleman” değildir. Tersine ideolojik bakımdan “yerli ve millilik” üstünden çıkarılacak yasaların ideolojik biçimlenişini olduğu kadar daha otoriter, demokratik normlardan uzak bir içerdikte çıkmasını da belirleyecektir. 

Yani gelişmeler Erdoğan’ın MHP’nin adayı olarak sunulmasını haklı gösterecek bir karakterdedir.

TEK GERÇEKÇİ YOL YIĞINLARIN MÜCADELEYE ÇEKİLMESİ

AKP ve MHP cenahından yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki, “uyum yasaları” ile bu en gerici ittifak;

1) Meclisin yeksizleştirilerek, Cumhurbaşkanının eylemlerini meşrulaştırmanın ötesinde inisiyatifi olmayan bir kuruma dönüştürülmesini,

2) AKP ve MHP’nin ilk seçimde yeteri kadar güçlü çıkması için Siyasi Partiler Yasası ve  Seçim Yasası’nda gerekli düzenlemeleri yapmak” istemektedir.

Elbette ki, bu amaçlarda başarılı olurlarsa, sonraki seçimlerin olup olmayacağı, olursa da sözde seçim olacağını tahmin etmek zor değil.

Önümüzdeki günlerde tek parti tek adam rejiminin en önemli dayanağı olacak olan “uyum yasaları”nın, AKP-MHP ittifakının istediği gibi çıkmaması için mücadele, sonrası açısından da çok önemlidir. Ancak şu da bir gerçektir ki, bu en gerici ittifakın amaçlarının, Meclisin duvarlarıyla sınırlı alanda kalacak bir mücadeleyle püskürtülemeyeceği çok açıktır.

Tersine; tek adam tek parti rejimine karşı olan tüm güçlerin harekete geçirilmesi için gerekli girişimlerle birleşmeyen bir Meclis mücadelesinin başarılı olma şansı yoktur. Çünkü; “tek adam rejimi”ne gidişin karşısındaki güçler, 16 Nisan referandumunda ve sonrasındaki Adalet Yürüyüşü ve mitinginde ortaya çıkandan da büyüktür. Dahası bu güçler doğru çağrılar yaptığında da sokakları, caddeleri, meydanları dolduracak bir dinamizme de sahiptirler. 

“En gerici güçlerin ittifakı”na karşı, halk güçlerinin ortak mücadelesi, “halk güçlerinin ittifakı” tek gerçek seçenektir! 

SURİYE, İRAN VE TUNUS’TAKİ GELİŞMELER BAHÇELİ’Yİ GÜÇLENDİRECEK

Suriye'deon günlerdeki gelişmeler, Türkiye ile Rusya’nın arasındaki su sızdırmayan iş birliğinin de “sonunun görülmesi”dir. Nitekim son bir hafta içinde, Rusya’nın Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarına mektup yazarak Türkiye’yi medya üstünden de teşhir etmesi, Türkiye’nin Rusya ve İran maslahatgüzarlarını Dışişleri Bakanlığına çağırarak uyarması gibi gelişmeler, Suriye’de dünkünden farklı, yeni gelişmelerin önemli işaretidir. 

İran ve Tunus’ta yoksulluk, yolsuzluk üstüne çıkan başkaldırılar, yığınların yeniden sokağa çıkma hevesinin Türkiye’ye de bulaşır mı?” sorusunun “AKP-MHP kutsal ittifak kampı”nın sensörlerine düşmemiş olması da beklenemezdir. Çünkü hem İran hem de Tunus sokaklarından yükselen sloganlar Türkiye’de de atılsa boşa atılmış olmayacağının hemen herkes farkındadır!

Bu da Erdoğan’ın Bahçeli’ye (MHP’ye) daha çok sarılması anlamına gelecektir.  

Elbette ki Rusyacı Perinçek ve Erdoğan arasındaki sorunların çoğalması, Erdoğan’ın da MHP’nin şoven milliyetçiliğine daha çok sarılması anlamına gelecektir. Bu yüzden de bu en gerici ittifakın en gerici bileşenlerinden Perinçek bileşeninin giderek ittifakın dışına düşmesi sürpriz olmayacaktır. Tabii Perinçek’in böyle bir durumda, yeni bir manevra ile Erdoğan destekçiliği için “Kitapta yer bulması” da sürpriz olmayacaktır! Ki bu ihtimal zayıf değildir. 

 

www.evrensel.net