Transferin sonu kriz


05 Ocak 2018 04:50

Futbol kulüplerinin çoğu ekonomik olarak zor durumda. Öyle ki ülkenin köklü kulüplerinden olan ve bir zamanlar şimdinin Süper Lig’inde şampiyonluk kovalayacak kadar parlak günler yaşayan Gaziantepspor’un kapanma noktasına geldiği açıklandı. Yine medyada çıkan haberlerden öğreniyoruz ki, Süper Lig ekiplerinden Kardemir Karabükspor’un yanı sıra, TFF Birinci Lig takımlarından Çaykur Rizespor ve Samsunspor ile mücadelesini İkinci Lig’de sürdüren Mersin İdman Yurdu ve Üçüncü Lig’de yer alan Kayseri Erciyesspor gibi futbol potansiyeli yüksek kentlerin takımları da alarm veriyor.

Mersin İdman Yurdu grubunda -6 puanla son sırada yer alırken daha şimdiden bir alt lige düşmüş görünüyor. Kayseri Erciyesspor da grubunda 0 puanla sonuncu durumda ve onun geleceği de hiç umut vermiyor. Bu, adı geçen ve şimdi alt liglerde mücadele eden kulüplerin hepsinin geçmişte Süper Lig’de iz bıraktıklarını hatta Kayseri Erciyesspor’un Avrupa macerası bile yaşadığını unutmamak lazım...

Transfer temelli/odaklı yönetim stratejisiyle yol almaya çalışan ve paralarını ağırlıklı olarak bu strateji doğrultusunda harcayan kulüpler, hedefledikleri başarıya ulaşamayınca umdukları gelirden yoksun kalıyorlar ve sonuçta da mali yükümlülüklerinin altından kalkamaz hale gelip kaçınılmaz olarak krize sürükleniyorlar. 

Kadro oluşturmak için kulüplerin önünde iki yol var. Ya kendileri futbolcu yetiştirecek ya da transfer yapacaklar. Futbolcu yetiştirmek her açıdan -özellikle uzun vadede- çok daha avantajlı olmasına karşın kulüplerin neredeyse tamamı kısa vadede başarıyı yakalamak adına transfere yönelmeyi tercih ediyor. Yüksek miktarda para harcayarak kadrolarına pahalı oyuncular katan büyüklerle ancak bu şekilde rekabet edebileceklerini düşünüyorlar. Kulüplerin borçlarını ödeyebilme kapasiteleri ise tabii ki birbirinden çok farklı. Büyükler, sahip oldukları taşınmazlara, satabilecekleri futbolculara, puan sıralamasındaki yerleriyle bağlantılı olarak federasyondan gelecek gelirlere, yüksek hasılat gelirine ve lisanslı ürün satışından elde edilen gelirlere güvenerek çok daha fazla borçlanmayı göze alabiliyorlar. Ayrıca Avrupa kupalarında alacakları olası puanlar karşılığında UEFA’dan gelecek geliri de bütçe planlamasına dahil ediyorlar elbette.

Gelirleri çok daha düşük seviyede olan kulüplerin, büyüklerle sidik yarıştırırcasına transfere yüklenmesi ve borçlanması çok büyük hata. Giderek çoğalan borç bir süre sonra altından kalkılamaz miktara ulaşınca kulüpler faaliyetlerini durdurma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyorlar.

“Başarılı olmak için pahalı transferler yapmak şart” algısı egemenliğini sürdüredursun, istedikleri her oyuncuyu alabilme gücüne sahip dünyanın en zengin kulüpleri bile altyapıdan futbolcu yetiştirme işini ihmal etmiyorlar...

Her zaman için kısa vadede başarı isteyen taraftarın sesi olmayı tercih eden medya ise kulüplerin zor duruma düşmesinin nedenlerini ortaya koymak ve çözüm önerileri geliştirmek yerine böyle durumları trajik bir öyküye dönüştürerek satış malzemesi haline getiriyor. Medya asla pahalı transferlerin yanlış bir yol olduğunu söyle(ye)mez. Çünkü en çok, yalan transfer haberleri üzerinden pazarladıkları hayallerle besleniyorlar...

Taraftarlar borcu düşünmez, tuttukları kulübün ne kadar borçlandığı hiç umurlarında değildir. Onların tek derdi takımlarının başarılı olmasıdır. Başarının, transfer edilen “yıldız” oyuncularla elde edilmesi ise onları daha fazla gururlandırıp mutlu eder. Dünyaca tanınmış futbolcuların, takımlarının formasını giymesi onlar için ayrı ve çok büyük bir gurur kaynağıdır. 

Bu bağlamda, yönetici, medya ve taraftar üçlüsü, kulüplerin geleceğini hiç düşünmeden, birbirlerinin nabzına göre şerbet vererek günlük/sahte mutluluklar yaşa(t)mayı çok iyi biliyorlar.

Transfer harcamaları yüzünden batma noktasına gelen kulüp haberleri birbirini kovalarken, sayıları parmakla gösterilebilecek birkaçı dışında hiçbir kulüp verimli/işlevli bir altyapı sistemi kurup buradan yetiştirdiği futbolcularla mücadelesini sürdürmeyi hedefleri arasına koymuyor.

Yöneticiler, medya ve taraftarlar başarının sadece ve sadece transfere bağlı olduğu yanılsamasından kurtulamadığı sürece kulüplerin sağlam adımlarla yol alması ve istikrarlı bir başarı grafiği yakalaması pek mümkün görünmüyor. 

Sözün özü; transfer, kulüpleri başarıya değil, krize götürüyor...

www.evrensel.net