Emekçinin gündemi


04 Ocak 2018 04:52

Türkiye gibi ekonomik-siyasal gündemlerin hızla değiştiği, bir gündemi tartışırken, birdenbire başka bir gündemin öne çıktığı, iktidar güçlerince yaratılan yapay gündemlerin, halkın gerçek gündemini bu kadar geri plana ittiği başka bir ülke bulmak hiç kolay değil. 

Uzunca bir süredir ülke gündeminde iç ve dış siyaset tartışmaları öne çıkarılmasına rağmen, emekçilerin gün geçtikçe zorlaşan çalışma koşulları ve yaşam mücadelesi, yüzde 12’ye dayanan (yüzde 11.92) yıllık enflasyon, sürekli artan işsizlik, yoksulluk ve çalışma yaşamına yönelik temel sorunların gündem olmasının önüne geçilemiyor. 

2017 sonu ve 2018’in ilk günleri itibariyle asgari ücretin, asgari geçim indirimi (AGİ) dahil, 1603 TL olarak (1451 TL asgari ücret, 152 TL AGİ) belirlenmesi ve ‘taşerona kadro’ tartışmalarında gelinen nokta, çoğu ‘masa başında’ üretilen ve iktidar güçleri tarafından bugüne kadar profesyonel bir şekilde kullandığı yalan propagandanın etkisi, yaşamın somut gerçekleri karşısında belirgin bir şekilde azalmış durumda. 

AGİ dahil 1603 TL’lik asgari ücretin açıklık sınırının bile altında kalmasına yönelik eleştirilere Cumhurbaşkanının ‘Beyefendiler asgari ücreti beğenmiyor, elinize dilinize dursun!’ şeklinde, her zaman yaptığı gibi alaycı ve kibir dolu ifadeler kullanması, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun ‘Asgari ücretli 42 aylık maaşıyla sıfır otomobil alabilir!’ diyerek 6 milyona yakın asgari ücretli ile resmen dalga geçmesi, içine düştükleri acizliğin net bir şekilde görülebilmesi açısından önemli. 

Benzer bir durum ‘taşerona kadro’ tartışmalarında da karşımıza çıkıyor. İlk açıklandığında 900 bin kişiyi kapsayacağı söylenen ve Meclisten çıkarılmayıp OHAL KHK’si ile getirilen ‘taşerona kadro’ düzenlemesinin kapsamı gittikçe daralıyor. Düzenlemeyle ilgili ayrıntılar ortaya çıktıkça, taşeron işçilerin gerçek anlamda kamu işçisi olabilmesi için hak ettiği ekonomik haklarının önemli bir bölümünden vazgeçmesi gerektiği anlaşılıyor. Üstelik işçiler önlerine uzatılan feragatnameyi imzalasalar bile, yazılı ve/veya sözlü sınavı ve güvenlik soruşturmasını geçip ‘ikinci sınıf kamu işçisi’ olmalarının hiçbir garantisi yok. Yandaş sendikalar ise, bu durumu çok iyi bildiklerinden taşeron işçilere şantaj yaparak üye sayılarını arttırmaya çalışıyorlar. 

İktidar ve yandaşları, her fırsatta en temel gerçeklerin bile üzerini örtmek, bireylerin günlük yaşamı ile ilgili hemen her şey gerçekte sürekli olarak daha kötüye giderken, sanki her şey yolundaymış gibi pembe tablolar çizmek konusunda bugüne kadar ödüllük performans sergilediklerini kabul etmek gerekir. Ancak özellikle yakın geçmişte yaşanan gelişmeler, istihdam ilişkilerini kuşatan torpil ve kayırmacılık uygulamalarının belirgin bir şekilde artması, bu durumun artık sürdürebilir olmadığını gösteriyor. 

Halkın gerçek gündemini oluşturan en temel sorunlar çözülmek bir yana daha da derinleşirken, hükümet temsilcilerinin ‘kabak tadı’ veren kibirli ve alaycı üslupları, en küçük eleştiri karşısında bile sağa sola tehditler ve hakaretler yağdırmaları boşuna değil. Bütün bu yaşananlar, neredeyse yedi gün, 24 saat hiç durmaksızın konuşma ihtiyacı hisseden Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, ülkeyi kendi çiftlikleri gibi yönetmeye alışmış olanlar açısından, daha önce hiç karşılaşmadıkları kadar zorlu bir döneme girdiklerinin farkında olduklarını gösteriyor. 

Tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2017 yılında da ekonomide önceden belirlenen hedeflerin yanına bile yaklaşılamadı. Ekonomik göstergelerin her alanda alarm vermesi, yüksek enflasyon ve işsizlik rakamları başta olmak üzere, geniş halk kesimlerini doğrudan ilgilendiren bütün alanlardaki verilerin açıklanan hedeflerden ciddi biçimde sapma göstermesi, 2018’in sadece emekçiler açısından değil, iktidar güçleri açısından da hiç kolay geçmeyeceğini gösteriyor.

www.evrensel.net