Tehdit açık ve net


29 Aralık 2017 04:23

İktidar adına muhaliflere saldıracak sivil çetelere ceza uygulanmayacağını ilan eden son KHK’ler geleceğe ilişkin bir niyetin açığa vurulmasıdır. İktidar açıkça demektedir ki, ‘Emrimdeki polis ve asker gücü, iki dudağımın arasından çıkanları uygulayan yargı bana yetmiyor, muhalefet besleyip sokağa saldığım çeteler tarafından da her türlü yol ve yöntem kullanılarak ezilecektir.’ 696’ sayılı KHK’nin bu ülkenin halkına söylediği budur. 

Bugünlerde bu KHK’ler üzerinde yoğun bir tartışmanın olduğu da bir gerçektir. Zayıf bir ihtimal olarak varsayalım ki, bunlar “Düzeltilmiş” olsun. Bu durumda iktidar tarafından sivil milislere politik olarak verilmiş olan mesaj değişmeden kalacaktır. Bu çeteler artık bilecekler ki yapacakları her türlü saldırı iktidarın koruması altındadır ve kendilerine yasalar ne derse desin cezai bir yaptırım uygulanmayacaktır. Çeteler kendilerine verilmiş bu güvence ile hareket edeceklerdir.

Bu KHK’lere karşı itirazlarını dile getirenlere karşı Adalet Bakanı Gül demektedir ki, “Son aşamada kararı yargı verecek. O halde yersiz bir kaygı.” Çok rahatlatıcı bir açıklama değil mi? Yargının nasıl işlediğini, nasıl kararlar verdiğini hep birlikte görüyoruz. Politikacılar ve gazeteciler terörist suçlamasıyla yargılayan, Ahmet Şık örneğinde görüldüğü gibi savunmaya bile tahammülü olmayan bir yargıdır bu. Şimdi bizden böyle bir yargıya güvenmemiz bekleniyor. Ama gelişmelerin kanıtladığı kesin bir gerçek var ki o da şu: Tek adam tek parti diktatörlüğünde son taşlar da kararlılıkla döşeniyor.

Son KHK’ler iktidarın hangi yolda ilerlediğine ilişkin bugüne kadar içinde bir kuşku taşıyan kesimler varsa, onları da uyandıracak ve sarsacak bir özelliğe sahiptir. İktidar 2019 başkanlık seçimlerine kadar tüm pürüzleri çözmüş, seçimleri kazanmayı her türlü yolla güvence altına almış olarak gitmek istemektedir. Hiç seçim yapmamak elbette ilk tercihleri olurdu. Ama “meşruiyet” açısından seçimler hâlâ önemini koruyor. Bu nedenle kazanılması her yolla güvence altına alınmış, şekilsel olarak yerine getirilmiş bir araç olarak seçim de izleyebilecekleri bir yol olabilir.

Bu gelişmeler kesin bir gerçeği ortaya çıkarmaktadır. OHAL’e, KHK’lere karşı mücadele artık iktidarın devrilmesi mücadelesi ile sıkı sıkıya iç içe geçmiştir. Nedeni ise açıktır: Bu iktidarın olağan yönetim anlayışı, egemen kılmak istediği yönetim biçimi OHAL ve KHK’li yönetim anlayışından farklı bir şey değildir. OHAL’in olağan yönetim biçimi, KHK’lerin olağan kanun koyma biçimi olduğu bir ülke istenmektedir. Erdoğan’ın dudakları arasından çıkanın kanun haline getirildiği bir yönetim biçimidir bu.

Son gelişmelerin ortak bir mücadele hattında birleşebilecek olan kesimler için de kesin bir uyarı niteliğinde olduğunu görmek gerekir. Ülkede “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” diyen başbakanlara rastlanmıştı, ama hiçbir hükümet gelecekte söz konusu hükümet lehine işlenecek suçların suç sayılmayacağını açıkça ilan etmemişti. Atılan bu adımın inşa edilmekte olan rejime varışta çok kritik bir adım olduğu ortadadır. Ortak mücadele için yapılan çağrıların, gösterilen çabaların daha ısrarlı sürdürülmesi ve kesin bir sonuca varmayı amaçlamasının hayati önemi bugün daha iyi görülebilecek durumdadır.

www.evrensel.net