İlk perdenin ardından


29 Aralık 2017 04:05

Süper Lig’in ilk yarısı Başakşehir’in liderliğiyle tamamlandı.  Puan cetvelinde ilk 7 sırada bulunan takımların 7 puanlık (36-29) bir aralıkta sıkışması ligin ikinci yarısında heyecan dozu yüksek bir zirve mücadelesi vadediyor.

Ekonomik açıdan daha güçlü olanlar devre arasında eksikliklerini gidermek ya da kadrolarını takviye etmek üzere transfere yönelecekler. Zorlu yarışta kadroyu alternatifli hale getirmek önemli tabii. Haftalar ilerledikçe kadrosu geniş takımlar avantaj sağlayabilir...

Liderlik koltuğunda oturan Başakşehir için rahatlıkla ilk yarının en istikrarlı takımı denebilir. Hiçbir maçta belli bir standardın altına düşmediler, dikkat çekici performans dalgalanmaları yaşamadılar. Kolektif anlayıştan ödün vermeden, oyun disiplininden kopmadan ve kurtarıcı bireylere ihtiyaç duymadan sergiledikleri mücadelenin karşılığı olarak ilk yarıyı hak ettikleri yerde bitirdiler. Takım oyununu tartışmasız en iyi sergileyen ekipti Başakşehir. Abdullah Avcı ve oyuncuların birbirlerini iyi tanıması onları aynı zamanda ligin en uyumlu ekibi yapıyor. Bu uyum sayesinde yüksek yaş ortalamasını da bir tecrübe avantajına dönüştürmeyi başardılar. İki senedir zirve yarışında yer almaları onları öz güven konusunda da eksiksiz kılıyor. Taraftar baskısı yaşamamaları başka bir avantajları. Malum bizde taraftarlık algısı, çoğu zaman destek değil, köstek olmak üzerinden vücut buluyor. En istikrarlı takım olmaları, elbette aynı zamanda bir numaralı şampiyonluk favorisi olmaları anlamına geliyor. İlk yarıdaki grafiği sürdürürlerse, “Ligin 6. şampiyonu” unvanını elde etmeleri zor olmaz ve sürpriz de sayılmaz...

İlk yarının son haftasında 4. Fatih Terim döneminin başlangıç maçını oynayan Galatasaray, ligin formda ekibi Göztepe’yi yenerek puan cetvelinde ikinci sırayı tuttu. İç saha maçlarında alışıldık bir sonuç olmasına karşın, Terim ile birlikte motivasyon kaynaklı bir performans sıçraması yaşandığı da bir gerçek. Sarı-kırmızılı ekip bir anda sıçradığı performans aşamasında kalmayı başarır ve bunun yanında deplasman fobisinin de üstesinden gelebilirse, zirve yarışını sonuna kadar sürdürür. Lakin, temeli motivasyona dayalı bir başarı grafiğini uzun süre korumanın hiç kolay olmadığını unutmamak lazım. Motivasyonun ötesinde ortaya koyacak kozları olmalı Galatasaray’ın. Aksi takdirde mayıs ayı ile ilgili hayallere erken veda edebilir.

Ligin ilk haftalarında kaybettiği puanlarla kriz boyutuna varan hüsrana sürüklenen Fenerbahçe, özellikle 10. haftadan sonra gerçekleştirdiği çıkışla ilk yarıyı 3. sırada tamamlamayı başarsa da neredeyse hiçbir maçta tatmin edici bir oyun ortaya koymadı. Ama en azından, düşe kalka yol alan ve kazanmakta zorlanan sıradan takım görüntüsünden sıyrılıp iyi oynamasa da maç kazanabilen büyük takım aşamasına ulaştı. Tempoyu bir türlü yükseltememeleri, topa sahip olma konusunda tutturdukları yüksek oranı işlevsiz kılıyor.

Aykut Kocaman hâlâ arayışlarını sürdürüyor. Takımı, hedeflediği verim seviyesine ulaşana kadar da arayışı sonlanacağa benzemiyor. 

30 puanla ilk yarıyı 4. sırada bitiren Beşiktaş oyunun çıtasını en üst seviyeye çıkaran takım oldu. Ne var ki bunu az sayıdaki maçta gerçekleştirebildi. Yine de üst sıralarda yer alan takımlar arasında Başakşehir ile birlikte en istikrarlı grafiğe sahip takım olarak anmak mümkün Beşiktaş’ı. Bireysel yetenek ve yaratıcılık anlamında pek çok üst düzey oyuncuyu barındıran kadrosu, siyah-beyazlı ekibi kalite sıralamasında tartışmasız ilk sıraya koyuyor. Ama bu zaman zaman Beşiktaş için handikap da yaratabiliyor. Bireysel oynamayı seven hatta bunu abartıp işi şova döken bazı oyuncuları yüzünden siyah-beyazlı ekip takım görüntüsünden uzaklaşıyor. Bu da oyunlarını etkisizleştiriyor. Şenol Güneş’in burada devreye girip ağırlığını hissettirmesi ve disiplin sorunu üreten kaprisleri törpülemesi lazım. Beşiktaş ligde en çok, Şampiyonlar Ligi’nde sergilediği ciddiyet, disiplin ve dayanışmaya ihtiyaç duyuyor. Bu üç unsuru bir araya getirdiği maçlarda Beşiktaş kolay kolay puan kaybetmez.

Beşiktaş gibi ilk yarıyı 30 puanla tamamlayan iki sarı-kırmızılı ekip Kayserispor ve Göztepe de, sergiledikleri oyunla sezon sonuna kadar üst sıralardan kopmayacaklarının sinyalini fazlasıyla verdiler. Şu anda bulundukları konum itibarıyla ekstra bir motivasyon da edinmiş durumdalar. Sağlam adımlarla sessiz ve derinden yol alırken, üsttekilerin birbirlerini çelmelemesini bekleyecekler ki en azından Avrupa şansları sürsün.

29 puanlı Trabzonspor ise üst sıraların en dalgalı performans sergileyen takımı. Savunma,  bordo-mavililerin yumuşak karnı. İddialarını koruyabilmeleri kalelerini daha iyi savunmalarına bağlı görünüyor. Rıza Çalımbay’ın takviye isteği ve revizyon planı yersiz değil...

Yeni yıl öncesinde sağlığın, barışın, huzurun yanı sıra yeşil sahada güzel oyunlar izlemeyi de dileklerimizin arasına ekleyelim...

www.evrensel.net