Tehlikeli yönelim


28 Aralık 2017 04:47

20 Temmuz 2016’da ilan edildiği günden bu yana, OHAL sürecinde Anayasa’da belirtildiği şekliyle OHAL konusuyla ilgili ilgisiz 30 tane kanun hükmünde kararname (KHK) yayımlandı. Yaratılan olağanüstü yönetim rejimi koşullarında, OHAL gerekçesi ile hiçbir ilgisi olmayan adımlar peş peşe atılırken, olağan koşullarda açıkça suç olan çok sayıda karar alındı ve uygulanmaya başlandı. 

Bir buçuk yıllık OHAL sürecinde yaşananlar, ‘Bir gece ansızın’ hatta sabaha karşı yayımlanan KHK’lerle yerleşik hale getirilmeye çalışılan tehlikeli uygulamaların, Türkiye’de uzun süredir devam eden faşizmin kurumsallaşması sürecini de hızlandırması kaçınılmaz görünüyor. 

Fabrikada, okulda, üniversitede, hastanede, sokakta, hatta evlerinde otururken bile insanlar, iktidarın günlük yaşamın bütün alanlarına müdahalesi ve baskıları üzerinden hizaya getirilmeye, sınırları iktidar tarafından çizilen baskıcı bir yaşam ve düşünce tarzının içine sıkıştırılmaya çalışılıyorlar. Cumhurbaşkanı ya da hükümetin uygulamalarını eleştiren ya da itiraz eden herkes önce yandaşlar ve troller tarafından linç edilmeye çalışılıyor, ardından OHAL sürecinde tamamen iktidarın denetimine giren ‘bağımsız ve tarafsız yargı’ huzuruna çıkarılıyor. 

Son KHK’ler ile ‘milis güçlere af’ ve ‘tek tip kıyafet’ gibi, doğrudan ‘iç savaş’ hazırlığı olarak görülen ve ülke açısından sadece siyasi anlamıyla değil, ekonomik ve toplumsal anlamda da ağır sonuçları olması kaçınılmaz olan düzenlemeler bardağı taşıran son damla oldu. Böylesine olağanüstü bir dönemi zorbalıkla, tehditle ve doğrudan faşist rejimleri anımsatan keyfi düzenlemelerle aşmaya çalışanlar, içine girdikleri ve sonunu kendilerinin bile göremediği korku tünelinde hızla ilerlerken, karşılarına çıkan engelleri birer birer temizlemeye çalışıyorlar. 

Hukukun en temel ilkelerini yok sayan, keyfi ihraçlarla yüz binlerce insanı fiilen cezalandıran, kendisi gibi düşünmeyen herkesi ‘düşman’, ‘hain’ ya da ‘terörist’ olarak görüp hedef gösterenlerin gerek kullandıkları dil ve söylemler, gerekse uygulamalar açısından ancak faşist rejimlerde görülebilen düzenlemelere imza atmaları, ülke yönetiminde açık açık Hitler’i örnek aldıklarını gösteriyor. 

Hangi gerekçeyle olursa olsun, OHAL KHK’leri ile olağan hale getirilmeye çalışılan hukuksuz uygulamalar, hesap verme kaygısı güdülmeden, tamamen baskı ve zor mekanizmaları ile hayata geçiriliyor. Bireylerin sadece çalışma hakkı değil, mahkemelerde kendini savunma hakkı,hatta yaşama hakkı bile bizzat OHAL KHK’leri ile ortadan kaldırılmış durumda.  

Attıkları her adımda kendi hukuklarını bile yok sayarak hareket ederlerken, bu durum, uzun süredir uygulanan ‘olağanüstü rejim’ anlayışının iktidarın elinde, ileride geri tepmesi kuvvetle muhtemel olan tehlikeli bir silaha dönüşmeye başladı. 

Bütün eleştiri ve itirazlara rağmen önümüzdeki süreçte uygulanması beklenen ve ülke açısından telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaratması kaçınılmaz olan son düzenlemelerin tek anlamı,  AKP’nin iktidarda kalmak için tüm ülkeyi yangın yerine çevirmekten çekinmeyeceğidir. 

Ekonomik göstergelerde yaşanan ve 2018’de daha da belirgin hale gelmesi kaçınılmaz olan kötüleşmeye, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan ve giderek ağırlaşan sorunlara rağmen, iktidarın toplumu kutuplaştırmaktan, muhalifleri tehdit ederek hedef göstermekten ve ülkeyi tamamen keyfi kararlarla yönetmekten vazgeçemeyecekleri anlaşılıyor. 

İktidarın OHAL koşullarında bugüne kadar hayata geçirdiği ve 2018’de devam etmesi beklenen tehlikeli yönelimi, her alanda ‘tek adam’ rejimi ve yönetim anlayışına karşı birleşik bir mücadele cephesi oluşturmanın ve bir an önce harekete geçmenin ertelenemez derecede önem ve aciliyet kazandığını gösteriyor.

www.evrensel.net