Şaşırt bizi 2018


21 Aralık 2017 04:15

Gelenektir ya, bir yıl biterken genel dökümü yapılır ve bir sonraki yıl için iyi niyetli temennilerde bulunulur. Kişisel temennilerde aşk, sağlık, para; genel olarak da dünya barışı vs... 

2017 biterken de yüzlerce “2017 biterken” dökümleri, foto galeriler ve biten yılı değerlendiren uzmanlar yerli-yabancı medyada yerini aldı. 
Elbette temennimiz barıştan, huzurdan yana ancak ülkelerin dış politikalarına, kendi bölgemizdeki krizlere ve genel gidişata bakınca her yeni yılın bir öncekinden daha kötüsünü getirdiği açık. 2018 yılı da bu geleneği bozacakmış gibi görünmüyor.

Kişisel olarak, 2018 yılından dünya için tek beklentim 2017 yılını aratacak kadar kötü olmaması. Böyle yazınca biraz alacakaranlık kuşağı korku filmlerine uygun bir havanın tasviri gibi oldu ancak Türkiye’den başlayarak bölgedeki duruma bir göz atınca ortaya pek de ümit vadeden bir tablo çıkmıyor.

Türkiye’nin durumu malum. Art arda darbelerle zar zor ayakta duracak hale getirilen adalet sistemi, derinleşen toplumsal kutuplaşma, siyasi krizler, istikrarsızlık sinyalleri veren siyasi ve ekonomik sarsıntılar, devleti ayakta tutan kurumsal yapının ve geleneklerin yerine yenisi gelecek şekilde planlama yapılmadan zayıflatılması, her yıl değişen eğitim sistemi, Kürt sorununa ilişkin çözümsüzlüğün artık politika haline geliyor oluşu, hatalı dış politikalar ve gerçekçi bir revizyon yerine günü kurtaran popülist söylemlerle öne çıkan neredeyse “günü kurtarmaya” yönelik hamleler... Liste uzun... Durum çok mu ümitsiz? Elbette değil ancak yol uzun, mücadele uzun soluklu...

Bölgesel açıdan durum biraz daha vahim.

Irak henüz huzur bulmuş değil. 2018 bahar aylarında Bagdat’ta yapılması beklenen seçimlerden önce ve sonra çok şey değişebilir. Irak Kürt Bölgesel Yönetiminde politik tıkanıklık sokağa iniyor yavaş yavaş. 

Hem Suriye hem de Irak’ta Arap ayaklanması ve karmaşanın yarattığı IŞİD ile mücadelenin ardından yeni bir paylaşım savaşı başladı. Bu yeni paylaşım savaşının yeni bir kanlı süreçle yapılması şimdilik hiç kimsenin işine gelmiyor ancak ABD, Rusya, Suudi Arabistan, İran gibi ülkelerin ve uluslararası müttefiklik ilişkileri ile yerel güçlerin taraf olduğu çok taraflı, çok başlıklı yeni bir süreç başladı. Nereye evrilir, kestirmek zor.
Lübnan krizi de malum, inişli çıkışlı sürüyor ancak bölgedeki Suudi Arabistan-İran çekişmesinin 2018 yılında tırmanması sürpriz olmaz. Yine İsrail’in Hizbullah’a dair söylemlerini “Sıcak savaş olasılığı şimdilik zayıf olsa da” Lübnan’ı da içine alan bir krizin önemli unsurlarından biri olarak takip etmekte fayda var.

Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırıları sürüyor. ABD’nin Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması yönündeki kararı nerede, nasıl patlayacağı belli olmayan bir süreci tetiklemiş durumda.

Bölgesel açıdan toparlayacak olursak; 2011 yılından beri süren vekalet savaşları, nüfuz mücadeleleri birçok hesabı yerle bir ederken kimileri için de hiç hesapta olmayan sonuçlar da yarattı. Ayaklanma döneminin en heveslisi ve beklentisi en yüksek taraflarından biri olan Suudi Arabistan beklediklerini pek alamazken İran ayaklanma sonrası sürecin kazananı durumunda. Bu durumun tırmandırdığı Suudi Arabistan-İran gerginliği bölgedeki yerel müttefikler üzerinden giderek büyüyecek gibi görünüyor.

Krizler piramidinin bir üst tabakasında ise ABD ve Rusya çekişmesi sürüyor. Yeni yıla günler kala Trump yönetiminin açıkladığı Güvenlik Strateji Belgesi ABD’nin ‘süper güç’ pozisyonunu zorlamaya başlayan Rusya ve Çin ile mücadelesinin daha da çetrefilli hal alabileceğini gösteriyor.
Strateji belgesinde ABD’nin “süper güç” konumunu korumak için her türlü yola ve yönteme başvurabileceğini açıkça ilan eden oldukça ürkütücü ifadeler var. Belgeyi okurken tedirgin olmamak elde değil. 

Bir de IŞİD gibi yapılarla mücadele biterken dünyaya yayılan radikaller, evlerine dönen cihatçılar var. Örgütsel olarak çökse de zihniyet olarak hâlâ varlığını koruyan ve büyük ihtimalle yakın dönemde kendilerini yenilemiş, yeni oluşumların çatıları altında örgütlenmiş olarak yeniden ortaya çıkacak “Arap baharı” bakiyesi de 2018’in getirecekleri arasında olacak gibi görünüyor.

Kuzey Kore dahil daha birçok kriz potansiyeli yüksek başlık var. Yukarıda sıralananlar özetin özeti gibi sadece...

Hani medeniyetin savaş, salgın hastalık gibi bir nedenle çöktüğü distopya filmleri vardır ya, filmin içinde çöküşten çok kısa süre önceki çatışmalar, siyasetçilerin açıklamaları, BM’de birbirlerine diş bileyen ülkelerin temsilcileri 30 saniyede art arda karelerle görünür. 

2018 yılı elbette medeniyetin çöktüğü yıl olmayacak ancak genel duruma göz atarken o 30 saniyelik sekansları izliyormuş hissi oluşuyor. Biz yine de en iyisini temenni edip “2018’in bizi yanıltmasını” dileyelim.

www.evrensel.net