Barışa dair bir rapor


21 Aralık 2017 04:15

Barış Vakfının (Türkiye Barış Meclisi) uzun zamandır beklenen çok değerli barışa dair raporu yayımlandı. Şöyle bir duyuruda bulunuldu:
“Barış Vakfından Üç Dilde 2013-2015 Çözüm Süreci’nde STK’lar” Raporu ile Barış Vakfı bir ilki gerçekleştirdi ve çözüm sürecinde STK’lerin rolünü konu alan bir rapor çıkardı.

Hazırlık çalışmasına 2017 mayıs ayında başladığımız “2013-2015 Çözüm Süreci’nde Sivil Toplum Kuruluşları” başlıklı rapor tamamlandı.  Raporu, Cuma ÇİÇEK hazırladı.  Saha araştırmasını Reha RUHAVİOĞLU ile Veysi ALTINTAŞ yaptı. Alev ERKİLET, Bekir AĞIRDIR ve Etyen MAHÇUPYAN ise danışman olarak katkıda bulundu.

Raporda, çözüm sürecinde STK’lerin barış inşasına dair çalışmalarının muhasebesi ile pozisyonlarının ve kapasitelerinin analizini bulabilirsiniz. Aynı zamanda, yeni bir barış sürecinin gelişmesi için sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi aktörlere dönük önerileri de raporda yer alıyor.
Çalışma sırasında Ankara’da 11, İstanbul’da 10, Diyarbakır’da 13, Van’da 11 STK temsilcisiyle  ve Diyarbakır’da 1, İstanbul’da 2 STK’ler üzerine çalışan uzmanla olmak üzere, toplam 48 kişi ile görüşme yapıldı.

Rapor, barışın inşasıyla ilgili teorik bir çerçeve sunarak başlıyor. İkinci bölümde müzakere süreçlerinin katmanları ele alınıyor. Devamında Türkiye’de sivil toplumun ve çatışma çözümünün genel bir değerlendirmesi ve geniş olarak 2013-2015 yıllarında çalışma yürüten sivil toplum kurumları analiz ediliyor. Çözüm sürecinde STK etkinliklerinin muhasebesinin yapıldığı sonraki bölümde aynı zamanda çözüm sürecinde çalışma yürüten STK’lerin ortak yönleri tespit ediliyor. Sonuç bölümünde ise Kürt meselesinde müzakere ve uzlaşının imkanları ile çözüm ve uzlaşı için STK’lerin rolüne yönelik öneriler yer alıyor.

Rapor, Türkçe, İngilizce ve Kürtçe dillerinde yayımlanmıştır.”

Rapor,  benim değerlendirmeme göre, Türkiye toplumuna sesleniyor. Savaşı neden durduramadık, duran savaşı (2013-2015) barışa neden evriltemedik ve şimdi ne yapmak gerekir? Sivil toplum olarak kendimize sormamız gereken sorular bunlar. Raporun girişinde, devletin resmi bilgilerine göre 11 bin insanın (AA, sahife 13) çözüm sürecinin sona ermesinden sonra yaşamını yitirdiği bilgisine yer verilmiştir. Aynı döneme ilişkin İHD verilerinin 3 bin civarında bir sayıya işaret ettiği vurgulanmaktadır. Hatırlayınız, Türkiye’nin kurtuluş savaşında yaşamını yitiren insan sayısı 10 bin civarındadır.

Raporun pek çok yerinde, görüşlerine başvurulan kişiler, STK’lerin etkisiz kaldığından şikayet etmektedir. Rapor, mini bir akil insanlar heyeti çalışmasını hatırlatıyor. Tek fark raporun bilimsel yöntemlerle hazırlanmış olması. Şu anda silahlı çatışmalar sürüyor ve hâlâ yapılabilecek olan şeyler var. Türkiye’nin özellikle orta, kuzey ve batısında ortada bir savaş olgusunun bulunduğunu anlatabilmek. Resmi görüş bunu (savaş olgusunu) terörle mücadele olarak niteliyor. Eleştirel yaklaşımlara da yaptırım uyguluyor. Barış akademisyenleri örneği canlı örnek. Kentlerin ablukaya alınmasını, yıkımı, sokağa çıkma yasaklarını eleştiren raporlar hazırlayan sivil toplum örgütlerinin (insan hakları örgütlerinin) yöneticileri hakkında soruşturma açılıyor (İHD; TİHV), bazıları hakkında da (Gündem Çocuk Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği) KHK’ler kapatma kararları veriliyor.

“2013-2015 Çözüm Sürecinde Sivil Toplum Kuruluşları” Raporu konuyla ilgili yetkin bir akademisyenin, Cuma Çiçek’in  çok değerli bir çalışması. Düşündüren ve ufuk açan bir çalışma. Mutlaka okuyun derim.

www.evrensel.net