Büyüme ve işçiler


16 Aralık 2017 04:56

Güngör Uras’ın Ayşe Hanım Teyzesi soruyormuş, “ekonomi rekor büyüdü, benim payıma ne düşecek?” Uras kötü haberi veriyor, Ayşe Hanım Teyze “üretici değil, tüketici, onun geliri emekli maaşı.” Peki bu soruyu üretim yapan işçiler sorsaydı acaba yanıt ne olurdu? Örneğin sözleşme dönemine giren metal işçileri, ya da asgari ücretin belirlenmesini gözleyen milyonlarca işçi, veya diğer işçi ve emekçiler. Olumlu bir yanıt alırlar mıydı dersiniz?

Gerçi bu büyümenin nasıl bir büyüme olduğunu gazetemizde B. Falakoğlu uzun uzun yazdı. Genelde baz etkisi çıkarıldığında bu büyümenin 6 civarında olduğu da kabul ediliyor. Ama yine de yıl sonunda ekonominin 6 civarında bir büyüme göstereceği sanılıyor. Ekonominin kendi içindeki zayıflıkları ve dengesizlikleri bir yana bu da ciddi bir büyüme. Diğer yandan bankaların ve dev tekellerin cirolarında ve karlarında olağanüstü bir artış var. Yani onlar için işler tıkırında!

Peki ama işçi ve emekçiler için durum ne? Enflasyon yüzde 13’e ulaştı. Resmi işsizlik rakamları da o düzeyde. Yeni vergiler ve zamlar onlar için hayatı daha da kötüleştiriyor. Kısacası emeği ile geçinenler açısından yaşam koşulları her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Sömürücü üst sınıflar açısından ise durum farklı. Karları katlanıyor, zenginlikleri büyüyor. Ama onlar işçi ve emekçiler için yaşamı dar etmeye adeta yeminliler, ne insanca çalışma koşulları sağlamaya, ne de ücretlerde yeterli bir artış yapmaya kesinlikle yanaşmıyorlar.

Bu durumda ne yapılabilir? Üretimde bulunan işçiler Uras’ın Ayşe Hanım Teyze’si değil. Çalışma ve yaşam kolullarını düzeltmek, bu arada Ayşe Hanım Teyzeler içinde taleplerde bulunmak bütünüyle onların ellerinde. Gazetemizin de ayrıntıları ile aktardığı gibi metal işçileri bir hareketlenme içine girmiş durumda. Geçmiş mücadelelerden ders çıkararak, tüm işçilerin öncü gücü olarak daha dirençli ve yaygın bir mücadele hattına girmek tümüyle kendilerine bağlı. Hem kendi iç örgütlenmeleri konusunda, hem de sendika yönetimlerinin geri tutumlarına karşı neler yapmaları gerektiği konusunda da yeterli birikime sahipler. Yeterki bunları mücadelelerinin yararına kullanmakta gereken birliği ve iradeyi, mücadeleci gücü ortaya koyabilsinler.

Burada ekonomiyle ve onunla ilgili işçi ve emekçi mücadelesini kısaca ele almakla birlikte, işçilerin mücadelelerinin ekonomiyle sınırlı olmaması gerektiğini de tespit etmek durumundayız. Ülkede temel bir sorun olarak kazanılması gereken bir demokrasi mücadelesi bulunuyor. Demokrasiyi kazanmak için dirençle mücadele eden kesimler olmakla birlikte, bu mücadele sağlam bir omurgaya ve bu omurga etrafında kenetlenebilecek kitlesel bir desteğe sahip değil. İşçi sınıfı bu görevi üstlenmedikçe de ülkede demokrasi mücadelesinin ileriye doğru ciddi hamleler yapabilmesi oldukça zor. 

Şurası açık ki, hiç bir işçi demokrasi mücadelesinden bana ne diyemez. Böyle düşünen işçi varsa Erdoğan’ın büyük patronların karşısında “olağanüstü hali neden ilan ettik” sözlerini döne döne bir daha okumalı. Olağanüstü halle ve olağan halle olup bitenin işçi ve emekçiler açısından anlamı şu: bir tarafta büyüyen, semiren büyük sermaye, diğer tarafta her geçen gün daha az ücrete, ağır çalışma ve sömürü koşullarına mahkum edilen işçi ve emekçiler. Büyüyen sermaye, küçülen ücretler, bir tarafta yığılan zenginlik ve servet, diğer tarafta yaygınlaşan yoksulluk ve sefalet.

Görmek gerekiyor ki, tek adam tek parti rejimine doğru gidiş, her türlü demokratik hak ve özgürlük mücadelesinin ezilmeye çalışılması, işçi ve emekçiler için daha ağır sömürü, çalışma ve yaşam koşullarını da beraberinde getiriyor. Grevler yasaklanıyor, bastırılıyor, zaten kısıtlı bulunan sendikal haklar budanıyor, sendikalı, örgütlü hale gelmek tümüyle olanaksız değilse de, bunlar için çok ciddi mücadelelere girişmek gerekiyor. İşçi ve emekçilerin kendi kaderlerini değiştirmek için mücadeleye atılması ile, ülkenin kaderinin değişmesi kesinlikle iç içe girmiş durumda. Gerçekler bir kez daha ortaya koydu ki işçi ve emekçilerle sermaye ve onun hükümeti ne aynı gemide, ne de kader bir ortaklığı bulunuyor! Onlar cenneti yaşarken, işçi ve emekçi cehennem ateşinde yanıyor.

www.evrensel.net