Fırsatçılık


16 Aralık 2017 04:52

Futbol Federasyonu’nun baş muktedirle uyumuna hayran olmamak elde değil!.. Baş muktedir, ABD’nin Kudüs ile ilgili aldığı kararın ardından “Kudüs kırmızı çizgimizdir” diye höykürünce, federasyon da hemen durumdan vazife çıkarıp o hafta sahaya çıkan takımların eline, üzerinde aynı ifadenin yazılı olduğu pankartları tutuşturuverdi... 

Ne de olsa seçim zamanı yaklaşıyor ve yakalanan her fırsatta kitleleri ajitasyona maruz bırakıp yönlendirmekte fayda var. Anlaşılıyor ki federasyon, iktidarın söylemlerinin daha çok kişiye ulaşabilmesi için gayret göstermeyi kendisine görev edinmiş... Bu uğurda bir tür seferberlik haline girilerek imkanlar değerlendirilmiş... Ne denir ki? Kusursuz bir sadakat!..

Kudüs meselesi bu anlamda, hem dikkatleri memleketin kronikleşmiş hırpalayıcı sorunlarından başka taraflara çekmek hem de “milli-manevi” kaynaklı birtakım özel hassasiyetlere sahip vatandaşların bir süredir körelmeye yüz tutmuş heyecanlarını, coşkularını yeniden harlamak için bulunmaz nimet. Coşkuya kapılanlardan bazıları her ne kadar, baş komutanlarından/reislerinden Filistin’e yerleştirilmeyi talep etmek ya da turp ısırarak Trump’ı protesto etmek gibi tuhaflıklarla ortaya döküldülerse de bunun pek yadırganacak tarafı yok. Bugüne kadar sayısız örneğin bize anlattığı gibi düşünsel ve entelektüel kapasite ancak bu kadarına izin verebiliyor...

Bütün bu gelişmeler, muktedirlerin futbolu bir politika aracı olarak kullanmaya ne kadar hevesli olduklarını bir kez daha bize gösterdi.

“Futbola politika sokmamak lazım” lafını ağızlarından eksik etmezler ama diğer yandan “milli ve manevi değerler” ile ilgili “hassasiyetleri” bahane ederek futbolu en gerici, en kışkırtıcı propagandalarına alet etmekten de asla geri durmazlar.

Muktedirlerin politik çıkarlarına hizmet eden her türlü propaganda serbest ama muhalif ve farklı seslere izin yok. Bu nedenle Amedspor’un açtığı, “Çocuklar öldürülmesin, maça gelsin” ifadesiyle barış talep edilen pankart gibi, Fethiyespor’un, Nazım’ın kardeşlik destanı sayılabilecek dizelerinin yazılı olduğu pankartından da hiç hazzetmediler ve bunları talimatlara aykırı bulup cezalandırdılar...

Hiçbir ahlaki kaygıyı dert etmeyenler, “ikiyüzlü” damgası yemekten de çekinmezler elbette. Futbolu geliştirmeyi değil, iktidara yaranmayı hedef bellemiş bir federasyondan ne beklenir ki?

Politika, hayatın rotasını belirleyen temel bileşendir ve bu nedenle de hayatın hiçbir alanını politikanın dışında tutmak mümkün değildir.  

Muktedirler, kitleleri kendi politikaları doğrultusunda yedeklemek ve yönlendirmek için futbolu tepe tepe kullanadursunlar, bize ise futbolu dünyayı güzelleştirme mücadelesinin bir parçası yapma yolunda adımlar atmak düşüyor... “Futbola politika bulaştırmayın” gibisinden safsatalara kulak asmadan...

www.evrensel.net