Kudüs için tweet’iniz mübarek like'ınız bol olsun


14 Aralık 2017 04:57

ABD, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını duyurduğundan beri timsah gözyaşları ile hamasi nutuklar birbirine karıştı, sel gibi akıyor ekranlardan. Bölge ülkeleri arasında içi boş, arkası gelmeyecek, sadece sözde kalacak olsa da “en büyük lafları eden biz olmalıyız” yarışı sürüyor. Bugüne uzanan süreçte kendilerinin payları yokmuş gibi “en çok alkış alan konuşmayı yapan, davayı en fazla sahiplenen olacak” anlayışından hâlâ vazgeçilmiş değil.

Trump’ın son hamlesinden sonra herkes bu beklenmedik karar karşısında şokta, herkes “inanamıyor”, herkes “Kudüs için her şeyi yapmaya hazır” vs vs... 

Sadece Filistinliler şaşkın veya şokta değil çünkü karar yeni değil ve adım adım kırılma eşiğine uzanan süreci yaşayanlar onlar. İsrail tarafının açtığı yeni yerleşim birimleri, ekranlara yansıyan ve artık sıradanlaşan güvenlik tedbirleri, rutin hava saldırıları, tutuklamalar, çatışmalar ve her geçen gün metre metre küçülen Filistinlerin yaşadığı bölgeler, birkaç nesildir mülteci olarak dünyaya dağılmış olan Filistinlilerin zamanla zayıflayan anayurtlarına geri dönme ümitleri…

Filistin davasını “sahiplenenler dünyanın farklı yerlerine dağılmış Filistinli mültecilere yurtlarına geri dönme müjdeleri” verirken Filistin haritasının 1947’den bugüne değişimini gösteren haritalara bir göz atmak siyasi “sorunu çözmek için yapılan girişimlerin” başarısını da ortaya koyuyor. 

Biz, Filistin davasının geldiği noktayı ve olası senaryoları bir Filistinli gazeteciden dinleyelim en iyisi. 

Lübnan’da yayınlanan El Ahbar gazetesinin muhabirlerinden Abdurrahman Nassar, aslen Gazzeli. Yani 1948’den beri birkaç nesildir mülteci. Nassar, “bütün kamu kurumları ve İsrail Parlamentosu ve ABD konsolosluğu zaten Kudüs’teydi. Kudüs fiilen başkent gibiydi. Karar da yeni değil, sadece önceki ABD başkanları sürekli erteliyordu” diyor.

“Büyük ümitler bağlanan” Oslo süreci ile Trump’ın son adımının ilişkili olduğunu söyleyen Nassar’a göre, “1993’ten beri devam eden Oslo sürecinin Filistinlilere hiçbir şey kazandırmadığını gördük. Bu açıdan baktığımızda bu kararın Oslo sürecinin bir uzantısı olduğunu görebiliriz. Yani yeni hiçbir şey yok.”

Arap basınında ve yaklaşık yarım milyon Filistinlinin yaşadığı Lübnan’da dile getirilen bir iddiayı Nassar da “büyük ihtimal” olarak görüyor. Bu iddiaya göre, Trump daha büyük ve geniş bir hamleye hazırlanıyor ve Kudüs’ün başkent olarak tanındığı kararın ilanı ile birlikte bir sonraki adımın zemini oluşturuluyor.

Bir sonraki adım ne?

Bununla ilgili tahminler yürütülüyor ancak genel kanı Filistin davasının/sorunun artık bir çıkmaza girdiği ve 1948’den beri devam eden sürecin Filistinliler için “boğulma” noktasına kadar zorlanacağı yönünde.

Nassar da, “Trump’ın Filistinlileri ve Arapları uzlaşı veya çözüm görüşmelerinde bir muhatap olarak görmediğini ve müzakere yerine sınırları önceden emrivaki ile belirleyerek hareket ettiğini” söylüyor. Bu durumda, Filistinliler veya sorunun çözümü için inisiyatif üstlenenler açısından manevra alanı çok daha dar olacak gibi görünüyor. Filistinlilere yönelik baskı, tutuklama ve saldırıların daha da artmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Nassar Arap dünyasından ümitsiz ve “Arap çevreler ABD’ye yeşil ışık yaktı bence. ABD’ye verilen tepkiler şeklen” diyor.

Bundan sonra ne olur ve bir intifada daha gerçekleşir mi?

Nassar, hamasete kapılmadan, mübalağaya düşmeden şartların ve gidişatın irdelenmesi gerektiğini söylüyor ki son derece haklı. Suriye başta olmak üzere Filistin davasına en büyük desteği veren ülkeler oldukça zayıflamış durumda. Direniş hattı da 2011’de başlayan kaostan dolayı büyük darbe aldı. Daha da önemlisi Filistin direnişi bir kez daha bölündü. Körfez sermayesi ve Müslüman Kardeşler ideolojisi ile Filistinlilerin birbirleri ile savaştığı, Gazze başta olmak üzere kendi toprakları kuşatma altındayken başka coğrafyalarda rejim devirmeye, devrim yapmaya girişen HAMAS gibi yapıları ve “İsrail’in Hizbullah’a saldırılarına sevinen dava insanlarını” gördüğümüz yıkıcı bir süreç hâlâ devam ediyor. 

Nassar, direnişin silah, askeri eğitim, örgütlenme, sürekliliği garanti altında lojistik gerektirdiği gerçek dünya şartlarını ve “neden büyük bir intifada beklentisi” ile heyecana kapılmamak gerektiğini uzun uzun anlatıyor;

“Kimse şu an verilecek tepki konusunda mübalağa edip yeni bir intifadanın olacağını söyleyemez. Bunu iddia eden önce mevcut durumu iyice görmeli. Karar çok hassas bir dönemde alındı. Arap coğrafyası son savaşlardan dolayı bitkin durumda. Filistin halkı da aynı durumda. 2015 yılında başlayan Kudüs intifadasının gücü ve etkisi de giderek azaldı. Evet, kimse bu kararın anlamını görmezden gelip bunun önemini küçümseyemez. Elbet tepki olacak ama zamana yayılabilir. Zaten Filistinlerin yaşadığı bölgeler bir kriz yaşıyor. Bu karar, bir yandan da İsrail’in Filistinleri hedef almasına zemin hazırlayacak. İsrail, Kudüs’ün başkent olarak konumunu güçlendirmek için bir dizi kanunlar çıkaracak. Batı Şeria’ya gelirsek, orası da bölünmüş durumda ve bölgeler arasında bir kopukluk var. Batı Şeria bir intifadaya kalkışsa bile İsrail ordusu buradaki herhangi bir kalkışmayı rahatlıkla bastırabilir. Gazze için de aynı durum geçerli. Gazze tamamen izole edilmiş. Gazze bir savaşa karar verse dahi savaştan sonra durum değişmeyecek. Zira böyle bir savaş ne ABD’nin tutumunu değiştirir ne de İsrail’i bitirebilir. Kısacası hiç tepki olmayacak şeklinde düşünmek veya çok büyük tepki beklemek gibi mübalağaya düşmemeliyiz.”

Filistin sorunu genellikle Suudi Arabistan ve Körfez başta olmak üzere birçok ülke için “her zerresi sömürülecek siyasi araç” olmaktan pek öteye gidemedi. 

Trump’ı kararından vazgeçmeye zorlayabilecek bir Arap veya İslam ülkesi de yok. Zaten coğrafyada Kudüs’ü veya Filistin davasını önemseyenler arasında kendi politikacılarının, liderlerinin sürecin bu noktaya gelişini sorgulayabilecek veya kendi yöneticilerinin İsrail ile en azından şahsi ticari ilişkilerini askıya almaya zorlayabilecek kesim de çok az. 

Gerisi ekseriyetle sosyal medya üzerinden cenge çıkanlardan müteşekkil. Ne diyelim, Kudüs tweet’leriniz hayırlı, like’larınız bol olsun.

www.evrensel.net