Çürüyorlar, kokuyorlar!


08 Aralık 2017 04:15

Aynı zamanda veya bir kaç gün içinde birbirine zıt açıklamaları bu ülkede kim yapabilir? Ülkenin politikasını yakından takip edenler için bu sorunun yanıtı tektir ve hemen verebilirler. Man Adası tartışması sürerken bazı para babası patronların “Servetlerini yurt dışına çıkardığı ve bunun da vatana ihanet anlamına geldiği” açıklaması da benzer bir sonuca ulaştı. Bir gün sonra bu “düzeltildi” ve serbest piyasa ekonomisine sahip olan ülkede, böyle bir para hareketine sınırlama konulamayacağı açıklaması yapıldı.

Sermaye ve para hareketleri, ekonominin belli kurallar içinde kendi işleyişi  söz konusu olunca emir ve komuta ile, “ey” haykırışları ile bu hareketlere yön verilemeyeceğini, bu yönde yapılan açıklamaların ters teptiğini ekonomi bilgisine sahip olmayan, ama gelişmeleri az çok takip eden her vatandaş artık çok iyi biliyor. Ama halen “milli ve yerli” demagojisine inanan, içteki ve dıştaki her olumsuzluğu “Ülkeye kurulmuş bir komplo” olarak gören ve gösterenlere kanan azımsanmayacak bir kitle de bulunuyor.

Zarrab davasının ülkeye yansımaları da benzer sonuçlar doğuruyor. Doğrusu İran’a uygulanan ve İran halkına zarar veren ambargonun nasıl delindiği bizi hiç ilgilendirmiyor. Ama buradan hareketle kurulan rüşvet ağı, bu ağın bakanlar dahil ülkenin etkili ve yetkili kişilerini içine alması, “ayakkabı kutularına” doldurulan dolarlar, nadide saatler hepimizi ilgilendiriyor. Çünkü bir lağımın patlamasıyla ortalığa saçılan pis koku sadece bir rüşvetten yayılan koku değil, ülkede bu iktidar döneminde çürümenin ve yozlaşmanın ulaştığı genel boyutu ortaya koyan bir olay.

Eğer bir ülkeyi yönetenler gırtlaklarına kadar bu tür pis işlere bulaşmışlarsa o ülkede bayrak, vatan, millet, din edebiyatı normal dönemlerden kat kat fazla yapılır. Ama bir kez bu yola girildi mi artık dozu sürekli yükseltmek, her geçen gün biraz daha yüksek perdeden sallamak gerekir. Bugün gözlerimizin önünde olup bitenler bu gerçeği kanıtlamıyorsa başka neyi neyi kanıtlıyor ki? Bu nedenle tam da bu sıralarda uluslararası düzeydeki ilişkilerin oldukça gerilimli bir döneme girmesi, büyük emperyalist devletlerin bu malzemeleri kullanarak mevcut iktidara şantaj yapması, kol bükmesi, hizaya getirmeye çalışması beklenmedik bir gelişme değildir.

Başta ABD olmak üzere belli başlı emperyalist devletlerin bu malzemeleri kullanmalarında şaşırtıcı ve beklenmedik bir yan bulunmuyor. Başka türlü davranmalarını beklemek kara bulutların yağmur yağdırmamasını, düşen yıldırımların hiç bir yere zarar vermemesini beklemek gibi bir şeydir. Emperyalist devletler uşaklarını, iş birlikçilerini her zaman “güzellikle” gütmezler, yönetmezler. Kendi stratejik çıkarlarına zarar verildiğini gördükleri anda her türlü yol ve yöntemi devreye sokmakta da ustadırlar. Ama gönüllü, ama zoraki isteklerini yaptırmaya, boyun eğdirmeye çalışırlar. Ne onların tekellerine ekonomide sus payı anlamına gelecek yağlı parçalar sunmak, ne de birine karşı diğerini kullanmaya çalışmak bir çözüm getirmez.

Bu tür gelişmelere çözüm getirmek giderek zaten buna niyeti olmayan iş birlikçi, gerici iktidarların manevralarını aşar ve bütün bir halkın sorunu haline gelir. Herkül, Augeas’ın ahırlarını ırmakların yönünü değiştirerek temizlemişti. Bugünün Herkül’ü ise halk yığınlarıdır. Halkın kendisinin büyük bir nehir olup ciddi bir temizlik hareketine girişmesi gerekir. Her gün daha fazla yığılan ve iğrenç kokular saçan bu pislik yığını başka türlü temizlenemez. Tüm belirtiler gösteriyor ki, ülkenin kaderinin yeniden belirleneceği bir döneme doğru dolu dizgin gidiliyor. Türk’üyle, Kürt’üyle bu ülkenin halkı haramilerin saltanatına mahkum değildir. Bağımsız ve onurlu bir ülke kurmak, demokrasiyi ve barışı kazanmak bütünüyle halkın elindedir. Kararlılıkla mücadele eden bir halkın yenildiği ise görülmemiştir. 

www.evrensel.net