Vatan, millet, Sakarya!


08 Aralık 2017 04:15

Kemal Sunal ve Yavuzer Çetinkaya’nın tımarhaneden kaçan iki deliyi canlandırdığı ‘Deli Deli Küpeli’ filmini izleyenler bilir. İki deli yolları kardan dolayı kapalı olan kasabaya vardıklarında kasabalı onların uzun zamandır bekledikleri kaymakam ve hakim olduklarını sanır. Hükümet konağı önünde toplanan kalabalığa önce kaymakam olduğu sanılan deli (Kemal Sunal) seslenir. Sonra sıra zırdeli olan hakime (Yavuzer Çetinkaya) gelir. Hakimin konuşması kısa ama oldukça etkilidir. Elini heyecanla kaldırıp “vatan” diye bağırır, kalabalık coşkuyla alkışlar. “Millet” deyince alkışlar artar ve  “Sakarya” ile coşku doruğa çıkar. Kasabalı bu konuşmanın ardından artık iki deliyi kaymakam ve hakim olarak bağrına basmıştır!

İşte bugünlerde iktidarın medya ya da halkın karşısına geçip açıklama yapan her temsilcisi bize bu zırdeli hakimi hatırlatıyor. Çünkü ne zaman iktidarın bir foyası ortaya çıksa, ne zaman sıkıştıklarını hissetseler veriyorlar coşkuyu. Yok, efendim iktidarı eleştirenler aslında vatanın bekasını ve milletin birliğini hedef alıyorlarmış. İktidarımız ‘yerli ve milli’ olduğu için bizi çekemeyen dış güçler milli çıkarlarımızı tehdit ediyormuş. O yüzden milletçe iktidarın arkasında durmalıymışız.

Acaba neden işçi-emekçilere bu milli çıkarlardan hep sıkışan iktidarı kurtarmak düşüyor? Yoksa bu milli çıkar dedikleri iktidarın ve sözcülüğünü yaptığı sermaye çevrelerinin çıkarları olmasın?

Mesela Zarrab. İranlı Reza Zarrab’ı ‘Rıza Sarraf’ yapıp vatandaşlığa alanlar, sonra birlikte fotoğraf çektirip en başarılı iş adamı ödüllerini verenler kimdi? Zarrab milyonlarca dolar-avro rüşvet dağıtırken, sonra Halkbank’ı kullanarak ülkeye milyarları getirirken bu milli çıkarlar neden halka uğramıyordu? Yoksa rüşvet alanlar, Zarrab’ın önünü açanlar daha mı milliydi? Ama şimdi bu kirli ilişkiler ortaya çıkınca hedef iktidar değil de milli çıkarlarımız, vatanın-milletin bekası oluyor öyle mi?

Mesela bu milli çıkar vergilerde nasıl işliyor?

Bugün 1404 lira alan asgari ücretli 373 lira vergi ödüyor. Ama Cumhurbaşkanı ve Başbakanın yakınları vergi vermemek için başka ülkelerde şirketler kurup milyonlarca dolar transfer ediyorlar. Sonra Başbakan çıkıyor, “Benim çocuklarım yasa dışı bir iş yapmıyor” diyor. Velev ki yasal olsun. Peki, o zaman hangi milli çıkardan söz ediyorsunuz? Bu nasıl bir milli çıkar ki, işçi-emekçiler gelirlerinin yüzde 20’sini peşinen vergi olarak ödeyecek ama sizin yakınlarınız milyonlarca dolarlık gelirlerini vergiden kaçırabilecek? 

Mesela işçiler ve patronlar arasındaki toplu iş sözleşmeleri (TİS) dönemlerinde nasıl işliyor bu milli çıkarlar? 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, OHAL’i işçi grevlerini yasaklamak için kullandıklarını açık açık söylemedi mi? Bugünlerde MESS’e (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) bağlı iş yerlerinde TİS görüşmeleri yapılıyor. Türkiye’nin en zenginleri listesinin başlarında yer alan ve milyarlarca dolarlık servete sahip olan metal patronları bu zenginliği yaratan işçilerin yüzde 38’lük zam talebine karşılık yüzde 3.2 zam ve 3 yıllık sözleşme öneriyorlar. MESS patronları da tıpkı iktidar gibi isteğimiz olmazsa üretim yapamayız, ekonomimiz darbe yer, milli çıkarlarımız zarar görür diyorlar. Ve patronlara “Biz zaten OHAL’i sizin için uyguluyoruz” diyen iktidarın hangi tarafta durduğu belli. 

Al sana milli çıkar!

Bir de milli çıkarlar için sürdürüldüğü söylenen savaş politikaları var. Mesela Afrin’e operasyon. Ne diyor iktidar? Vatanın bekası için bu operasyonları yapmak zorundayız. Yoksa ne mi olurmuş? Efendim, Suriye’de Kürtler haklarını alırlarsa sonra bizimkiler de istermiş. Meseleye ön yargılarından sıyrılıp vicdanıyla bakan her insan, yapılan bu açıklamaların aslında bu ülkede Kürtlerin eşit olmadığının itirafı anlamına geldiğini görür. 

Peki, Kürtlerin Türklerle eşit olması gerçekten söylendiği gibi Türk işçi-emekçiler için bir tehdit mi?

İktidar ve sözcülüğünü yaptığı burjuva gericilik, Kürt hareketi kendi programında bile ayrı devlet istemediği yazdığı halde Kürtlerin her hak talebi karşısında “bölünürüz” diye bas bas bağırıyorlar. Çünkü Kürtler haklarını alırsa Kürt coğrafyasındaki yer altı ve yer üstü zenginliklerini istedikleri gibi yağmalayamayacaklarından, buradaki pazarı kaybedeceklerinden korkuyorlar. 

Mesela Ciner’in Silopi’deki termik santralinden, Cengiz Holdingin Siirt-Şirvan’daki maden işletmesinden Türk işçi-emekçilerin bir çıkarı var mı?
Demek ki, Kürtlerin eşit olması Türk işçi-emekçiler için değil ama burjuva gericilik ve iktidarı için bir tehdittir. Çünkü o zaman hem çıkarları tehlikeye girecek, hem de işçi-emekçilerin birlik ve mücadelesini bölmek için “vatan-millet” nutukları işe yaramayacak.

Bitirmeden söyleyelim: Bugünlerde bize “vatan, millet, Sakarya” nutukları atanlar, filmdeki delilere hiç benzemiyorlar. Ve öyle karlar eriyince falan gitmeye de hiç niyetleri yok. Tabii bizler ‘Kendi çıkarlarınız için anlattığınız vatan-millet, milli çıkar masallarına artık karnımız tok’ deyip hesap sormadıkça!

www.evrensel.net