Klişeler


08 Aralık 2017 04:15

Bir yerde klişeler ve hamaset ne kadar yaygınsa, bilgi derinliği o kadar azdır. Az bilgiyle ise, ne sorunları çözmek ne de kayda değer bir gelişme kaydetmek mümkündür... 

Klişe ve hamaseti bir yönetme biçimi haline getirip hayata sokmak pek başarılı olduğumuz bir konu. Sorunların üstünü örtmek, dikkatleri başka noktalara çekip durumu idare etmek için klişeler ve hamaset büyük nimet!.. Üstelik bu tür söylemlerin, hep umut verici şeyler duymak isteyenler üzerinde gönül okşayıcı bir etki yarattığını da gözden kaçırmamak lazım...

Bilginin ve bilgiye ulaşma yollarının pek itibar görmediği memleketimizde, klişelerin ön planda yer almasına alışmış durumdayız... 

Futbol, klişe ve hamasetten oluşan söylem çöplüğüne en sık denk geldiğimiz alanlardan. Aklın, mantığın ve bilginin hoyratça dışlandığını ve bunların yerinin klişelerle doldurulduğunu gösteren örnekler o kadar çok ki... 

Son dönemlerde özellikle, “Kendi oyunumuzu oynarsak...” klişesini oyuncuların, teknik direktörlerin ya da yöneticilerin ağzından sıkça duyuyoruz. “Kendi oyunumuzu oynarsak...” ne demek ki? Bir takımın kendi oyununu değil de başkasının oyununu oynaması söz konusu olabilir mi? Hangi oyunu o takımın kendi oyunu olarak kabul edeceğiz, hangi oyunu kendi oyunu değil diye reddedeceğiz? Takım sahadan galibiyetle ayrılmışsa kendi oyununu oynamış oluyor. Diğer sonuçlarda ise kimin oyununu oynadıkları meçhul!..

Aslında “Kendi oyunumuzu oynarsak...” lafıyla, “Maç öncesinde düşündüklerimizi, planladıklarımızı sahada uygulayabilirsek...” demek istiyorlar herhalde... 

“Maç maç gideceğiz/bakacağız” ifadesi de dillerden düşmüyor. Sanki başka türlüsü mümkünmüş gibi. “Önümüzdeki maçla pek ilgilenmiyoruz, ona konsantre olmuyoruz, asıl hedefimiz bir sonraki maç ve tüm hazırlıklarımızı o maça yönelik olarak yapıyoruz” gibisinden bir laf duyulmuş mudur acaba şimdiye kadar? Motivasyona etki eden pek çok faktör söz konusu. Bu nedenle her maçın motivasyon yoğunluğunun farklı olması doğal. Ama bütün bunlar, maç atlanabileceği anlamına gelmiyor elbette... 

“Yüreğiyle oynamak”, “Yüreğini ortaya koymak” gibi duygusal klişeler de her zaman revaçta. Bu klişe, aklın ve bilginin geri planda kaldığının itirafı bir bakıma. Çünkü bilginin hüküm sürdüğü yerlerde futbol her şeyden önce beyinle oynanır. Bilgi yetersizse yürekle oynamak hiçbir işe yaramaz...

Sağlıklı iletişim kurabilmenin ve bilgi edinmenin yolu, düşüncelerin doğru ve anlaşılır bir şekilde dile getirilmesinden geçer. 

Ama biz aklı ve bilgiyi önemsemiyor, analiz, değerlendirme, yorum gibi sorgulayıcı, üretici düşünsel faaliyetleri de gereksiz buluyoruz. Kolayımıza geldiği için her fırsatta klişelere sığınıyoruz. Klişeler ve hamaset, bizi çoğu zaman, durumu idare etmenin de ötesine taşıyor ve mutlu kılıyor. 

Bakalım bunun sahte, temelsiz bir mutluluk olduğunu ne zaman fark edebileceğiz?

Futbolu klişelerden ve hamasetten arındırmayı becerip akıl ve bilgiyle oynamayı öğrendiğimiz zaman, çok şeyin değişmeye başladığını göreceğiz... 

www.evrensel.net