Alenen


07 Aralık 2017 04:14

Dilimiz ilginç. Aslında dilimiz değil ilginç olan. Bir türlü düşündüğünü doğrudan söyleme cesareti bulamayan insan üretmekten başka bir şey yapmayan eğitim sistemimiz ilginç. 

Bir insana alenen “yalancı” demek suç. Hakaret.

“Doğruyu söylemiyorsun” demek normal. 

Alenen “sahtekar” demek suç.

“Dürüst davranmıyorsun” demek çok normal.

Alenen “hırsız” demek suç. Hakaret. Cezası var.

“Servetinin kaynağını göster. Haksız kazanç mı?” demek eh işte. Suç değil.

Hakeme, hakime alenen “Taraflı davranıyorsun” demek hakaret.

“Tarafsız davranmıyorsun.” demek suç değil. Eleştiri.

Ama iş gelip siyasi intikam ve infaza gelince durum değişiyor. 1128 akademisyen, üniversite hocası akan kanı durdurmak, gençlerimizin ölmemesi, bu toprakların hepimize insanca yaşamak için yeteceğini ortaya koymak, dikkat çekmek için “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladılar. Ve ardından 12 Eylül’de 1402’yi çıkartanlara rahmet okuturcasına çıkarılan kararnamelerle okullarından atıldılar. Hayatları altüst edildi ve bir kısmı ağır cezalarda yargılanmaya başlandı. 

Tabii yargılanırlar. Çünkü dünya siyaseti ve iz düşümleri geleceklerini, varlık sebeplerini ve var olma şartlarını savaşa bağlamışlar. Baksanıza ABD Başkanına. Yatıyor kalkıyor dünyanın herhangi bir yerinde savaş makinesinin düğmesine basıyor. Kendi dışında ve belki eşi ve biraz yakınları dışında kimsenin hayatının onun için önemi yok. Her can bir kurşun ve kazanılan 1 dolar demek onun için. İz düşümlerinde de durum farklı değil. Adam başı kazanılan 1 doların 1 centini kapmak için büyük şefin bazen yanında bazen karşısında bağırıp duruyorlar. Çevirdikleri dolapları unutturacak savaşlar, ölümler, kim ölürse ölsün, kim savaşırsa savaşsın onlar için bir nimet, kurtuluş, zevk ve sefayı bir süre daha uzatma fırsatı.

Ne yapmış bizim “kötü eğitilmiş” hocalar. “Akan kan dursun” demişler. Hepsi okumuş, yazmış insanlar. İçlerinde Türk diline hakim bir çok bilim insanı var. Bu böyle denir mi? Soba kenarına çöreklenip kadayıfın iyi kızarmış tarafını yemek dururken, içinde FETÖ’nün ünlü savcıları, hakimleri, yüksek hakimleri, müsteşarları olan yargı sistemimize alenen “Taraflı yargı” denir mi? “Taraflı yargının taraflı hakim, savcıları taraflı oldukları için yargıdan uzaklaştırıldı ama onlara taraflı diyenler halen içeride” denir mi?

Bizim eğitim sistemimiz böyle yetiştirmiş. Doğrudan, alenen “Akan kanı durdurun. Bu suça ortak olmayacağız” demeyeceksin. Çaktırmadan, yarım ağızla, önceden devletlileri de inceden överek ve işin dışında bırakıp olayı soyutlaştırarak, “Kan akmasın, suç oluşmasın” diyeceksin. 

Yoksa özgür ülkemde 1128’lik oluverirsin. 

www.evrensel.net