Skora takılmadan


01 Aralık 2017 04:15

Beşiktaş’ın Türkiye Kupası’nda Manisaspor’u 9-0 yenmesiyle birlikte bir kez daha farklı skorların, onur, gurur, etik, rakibe saygı gibi kavramlarla ilintisi üzerinden tartışmalar gündeme geldi. Duyarlılık adına, spor karşılaşmalarını skor odaklı bakış açısıyla değerlendirmek tuhaflığından kurtulamıyoruz maalesef. İşin içine onur, gurur, etik, rakibe saygı gibi kavramları da sokarak farklı skorları dramatize ediyor ve böyle skorların yenilen takım açısından incitici, utanç verici, aşağılayıcı bir durum yarattığı algısına kapılıyoruz. 

Spor karşılaşmalarında elde edilen skorun/sonucun onurla, haysiyetle, gururla, etikle, rakibe saygıyla ne gibi bir ilgisi olabilir ki? Herkes elinden gelen mücadeleyi ortaya koyduktan sonra skor ne olursa olsun hiç kimsenin bundan utanması, incinmesi gerekmez. Skorları; onur, gurur, etik, saygı gibi kavramlarla ilintilendirmek, işin zevk, keyif, eğlence boyutunu ıskalamak anlamına gelir.

Tam tersine, insaf ve merhamet adına bir takımın rakibine iltimas geçmeye başlaması onursuzluk, gurursuzluk, saygısızlık sayılmaz mı? 
9 gol yiyen kalecinin gözyaşlarını “İnsanlık halinden anlamak gerek” sözleriyle iltimasa gerekçe göstermek, skor takıntılı yaklaşıma hizmet eder... Oysa skor üzerinden bir insaf, merhamet, duyarlılık sınırı çizmeye değil, sporun oyun, eğlence, zevk, keyif boyutunun asla göz ardı edilmediği ve buna bağlı olarak hiçbir skorun duygusal travmaya sebep olmadığı güler yüzlü bir spor kültürünün özümsenmesine ihtiyacımız var. Hem böyle bir duyarlılık sınırı neye göre, kime göre belirlenebilir ki? Kimisi 2-0’dan sonra gözyaşlarını tutamaz, kimisi 3-0’dan, kimisi 4-0’dan, kimisi 5-0’dan, kimisi 6-0’dan sonra... Sonuçta her şeyden önce bu bir oyun. Olabildiğince skora takılmadan ve olabildiğince keyif alarak oynanmalı, izlenmeli...

Takımlar arasındaki güç farkına dikkat çekip bu nedenle insaflı olmak gerektiğini söyleyenler de var. İyi de hangi ülkenin hangi liginde, ya da hangi kategoride takımlar arasında eşitlik bulunduğu söylenebilir ki? Kaldı ki gerek ülkemizde gerekse dünyanın diğer ülkelerindeki kupa maçları tarihi, alt lig takımlarının üst lig takımları karşısında elde ettiği pek çok sürpriz zaferi barındırır. Bu zaferler sayesinde bazı alt lig takımlarının futbol tarihindeki yeri özeldir ve unutulmazlar arasındadır...

Yer aldıkları kategoriler dolayısıyla resmi maçlarda asla karşı karşıya gelme şansı bulunmayan takımların buluşması özellikle güçsüzler açısından çok özel beklentiler ve farklı bir heyecan yaratır... Sadece bu bile başlı başına bir güzellik ve keyif kaynağıdır. 

Ayrıca farklı yenilgilerin çok önemli dersler içerdiğini ve bu anlamda takıma ciddi katkılar sunabileceğini de unutmamak lazım. Farklı yenilgiler sağlıklı bir şekilde analiz edildiklerinde, bir takımın eksikliklerini daha iyi görmesini, zaaflarını giderme yolunda kendine doğru bir çalışma rotası belirlemesini ve sonuçta da olumlu bir değişim fırsatı yakalayıp gelişme kaydetmesini sağlayabilir.

Sporu, skordan ve taraftarlık bakışından bağımsız düşünebilsek, duygusal travmaların uzağında kalacak ve çok daha fazla keyif alacağız. Takım gözetmeksizin, skoru önemsemeksizin güzel oyundan, atılan bütün gollerden keyif almaya başladığımızda çok şeylerin değiştiğini de göreceğiz. 

Bu bağlamda, Fenerbahçe karşısında 4-0 yenik durumda olmalarına karşın keyiflerinden bir şey kaybetmeden ve azalmayan bir coşkuyla takımlarını desteklemeye devam eden Adana Demirspor taraftarları örnek gösterilebilir... Umarız ki bu tavırlarını her rakip ve her türlü skor karşısında da sergiliyorlardır...

www.evrensel.net