Yol ayrımı


01 Aralık 2017 04:15

“...Su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak 

en giderilmeyecek susuzluk değil de nedir? 

Kimileri, pek çok mal mülk sahibi oldukları halde ancak pek azına kıyıp da verebilirler. 

Üstelik bunları da salt gösteriş olsun diye verirler. 

Oysa bu içten pazarlıklı veriş, verdiklerinde bereket komaz. 

Kimileri de ellerinde pek az olmasına karşın çıkarır olanı biteni verirler. 

Bu gibiler hayata bağlanmış, ona inanç duyan kimselerdir ve 

onların ambarları hiç boş kalmaz. 

Kimileri sevecenlikle verir ve edindikleri tüm armağan da bu olur...”

HALİL CİBRAN

Yollar vardır gittiğimiz. Yollar vardır çatallaşır. Hangi yoldan gitmeli, çok aşınmışından mı? Az aşınmışından mı? Karar verirken vicdan nasıl seslenir? Herkes zaman zaman yol ayrımına gelir. Aşklar biter, Evlilikler biter, işler sarpa sarar. O zamanlarda biliriz yol ayrımında olduğumuzu ve yeni bir yol ararız. Hata deriz, yanlış yaptım deriz, doğru yaptım deriz. Ya da çıkar ilişkisine dayanan bir projeydi deriz. Ne dersek diyelim vicdan bize seslenir. Ya vicdanımızın sesini dinler, özgürleşiriz. Ya da kendimizi hırslarımıza kurban ederiz. 

Evet Şener Şen’in oynadığı, Yavuz Turgul’un yönettiği filmden söz ediyorum.

Son yıllarda izleyip sevdiğim film oldu. Sade, basit, net bir film. İş dünyasının, mülkiyet ve miras ilişkilerinin, Sistem/iktidar ve iş dünyasının yargı ve finansla ilişkisini, Hayat ne, insan ne gelecek ne? Gibi soruları yol ayrımının odağı yapan ve “özgürlük ile zorunluluk” diyalektiğinden bakarak çözen bir film. Teknik kaliteden bahsetmeye gerek yok, gayet başarılı. İçerik olarak belki “Ya her şey bu kadar kolay mı” diye sordurabilir. Burjuvalar, büyük çok büyük patronlar insafa gerçekten gelir mi? diye düşündürebilir. Ama cevabını veriyor zaten. Büyük çok büyük patronlar aynı zamanda birer kölesidirler; projeli evliliklerin, rakiplerinin zayıflıklarını kullanmanın, vs... Örneğin şirketin geleceği için çocuklar rakip şirketin kızlarıyla evlendirilir, oluşan akrabalıktan milletvekili olan devletin olanaklarını seferber eder. Sosyal projeler diye yaptıklarının sonunda kendi çıkarlarına hizmet edecek şekle dönüştürdüklerini, burs verdikleri bir genç hakim olur, yıllar sonra şirketin beka sorunu çıkınca kararlar şirket lehine çıkar. Devletin hastaneleri doktorları bir şekilde bu şirketi korur. Hepsinden önemlisi aile bile kendi içinde miras ve mülkiyet hesabının derdinde olur. Devleti dolaylı yoldan dolandırmanın mübah olduğu, işçilerin haklarının adaletsiz ve hukuksuz bir şekilde nasıl gasbedilebildiği  bir sisteme karşı çıkmanın getirdiği iş dünyasının içinden bir gözle bizlere aktarıyor. 

Acaba gerçekte köle olan kim? Bu durumu da Rutkay Aziz başarılı oyunculuğu ile gösteriyor. Şan şöhret para sahibi olabilirsiniz ama insan olmak başka diyor. ‘Hayatın anlamı ne?’ sorusuna cevaplar veriyor. 

Filmdeki gönderilerin, öznelerini olaylarını değiştirip yeni denklemler kurabilirsiniz. Bir çok soruya yeni cevaplar verebilirsiniz. Bazen bir kaza, bazen bir katliam bazen bir farkına varma, bilinç kazanma hayatınızı değiştirebilir. İyi seyirler...

www.evrensel.net