Ters dönüşlü ikiyüzlülükte sınırsızlık


23 Kasım 2017 04:57

Bir önceki makalede kripto gazeteciliğin iktidar payandası ve besleme karakteriyle halk kitlelerine karşı düşmanca işlevine değinmiştik. Ajanlık, hainlik suçlamalarıyla “millilik” övgülerinin gırla gittiği Erdoğan iktidarının son yıllarında, iktidar kürsülerinden atılan nutuklara ve onlara paralel olmakla birlikte onları da aşacak bir heveskarlıkla sürdürülen kripto yayıncılığa bakan biri, anlama yetisinden yoksun değilse eğer, bir “terslikler komedyası”yla yüzyüze olduğunu düşünmeden edemez. Görüntü ile gerçeğin, doğru ile yanlışın, ihanetle yurtseverliğin, baskı ve zulmün temsiliyle özgürlük ve bağımsızlık savunusunun bu denli karmaşaya getirilip akıllara saldırının pervasızca yürütüldüğü nadir dönemlerdeyiz çünkü. Amiyane söyleyişinde bu durum “at izinin it izine karıştığı” bir dönem olarak tarif edilirdi. Ama artık o bile yetmiyor. ABD’nin 70 yıllık işbirlikçiliği geleneğinden gelenler, ülkeyi ve üzerinde yaşayanları emperyalist uluslarararsı sermaye kuruluşlarıyla askeri güçlerinin rotasında yeni sömürge statüsüne sürükleyip o durumda tutanlar, NATO’nun ön karakolu ve taşeron kuvveti rolünü üstlenenler, şimdi kalkmışlar gayet pişkin bir biçimde kürsü kürsü dolaşıp meydanlarda ve salonlarda, ekranlarda ve gazete sayfalarında, Amerika ve Avrupa karşıtı nutuklar atıyorlar. Amerikan emperyalizminin “Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi”nin “eşbaşkanlığı”yla övünüp AB’nin büyük güçleri, Rusya ve Çin gibi dünyanın en güçlü emperyalistleriyle her türden ilişkiyi, “ülke ve millet çıkarı” etiketiyle pazarlayanlar, ABD, AB ve NATO’yu “müttefikliğe sığmayan politikalar izlemek”le, ve hatta ihanet ve alçaklıkla nitelemekten kaçınmıyorlar. Kripto yandaşlar ise, “Bu ABD ile savaşırız, ‘Yokum’ diyen şimdiden gitsin...”diye çoşa gelmişler!

Bunlar yurtsever mi oldular şimdi? Amerikan emperyalistlerine, Avrupanın sömürge politikasının güncel sürdürücülerine ve uluslararası sermaye karşı bağımsızlıkçı mı oldular? Ülkenin, Amerikan emperaylizminin, uluslararası mali sermaye kuruluşlarının ve NATO gibi askeri-politik saldırgan organizasyonların çıkarları ve politikalarına bağlanmasına karşı mücadele edenleri katletmek dahil, ihanetle suçlayarak kitlelerin gözünde kirletmeye çalışanların tutum ve politikalarının değiştiğine mi inanmalıyız? ABD ve NATO taşeronluğuna karşı mücadele edenleri zindanlara, işkencelere, idam sehpalarına “layık” gören ve gönderenlerin bugüne kalanlarıyla devamcılarının “millilik” üzerine devasa propagandasına bakıp, iktisadi-askeri-mali ve diğer alanlarda uluslararası tekellerden, emperyalist gerici organizasyonlardan kopuş sürecinde olunduğunu mu düşünmeliyiz yoksa? 

Değişim ve değişmek kuşkusuz mümkündür. İnsanların, parti ve örgütlerin, hükümetlerin ve devletlerin politikaları değişebilir. Ama ikiyüzlü burjuva entrikalarınının sermaye partileri, hükümetleri ve devlet yöneticilerinin politikasında önemli bir yer tuttuğunu, büyük güçlere uşaklığın sürdürülmesine karşın onlara karşı savaşılıyormuş görünümlü lafazanlıkta sınır tanınmadığını da ancak siyasal körlükle malul olanlar unutabilir. Biz, iktidar mevzilerinden ABD’ne, AB’nin büyük güçlerine, NATO türü emperyalist askeri kuruluşların yöneticilerine “meydan okuyan”lara, onların yapmayacaklarını bile bile açık çağrı yapıyoruz. Diyoruz ki, burjuva entrikacılığını bir yana bırakıp söylediklerinizin arkasındaysanız, “hodri meydan!”, emperyalist ittifaklardan çekiliniz, emperyalistlerle ikili askeri-ekonomik ve mali anlaşmaları iptal ediniz, emperyalist uluslararası şirketlerin ülkedeki varlıklarını ulusallaştırınız! NATO Türkiye‘nin düşmanı ise işte fırsat, çıkın ondan! Amerikan emperyalizmi Türkiye’yi kuşatıp esir almak istiyor ve sizler de iddia ettiğiniz gibi ona karşıysanız, işte fırsat, onun hakimiyetinde durmaktan vazgeçin!

Ama siz nerde, bunları yapmak nerde! Sizler, ancak halk kitlelerini, “millilik ve yerlilik” söylemiyle aldatarak desteklerini almaya ve iktidarınızı halk kitlelerinin sömürülmesine ve baskı altında tutulmasına dayanarak sürdürmeye çalışırsınız. Ülkeyi NATO güçlerinin askeri karargahı yapanlar ne işçi ve emekçiler ne de devrimciler, ilericiler, marksistlerdir. ABD’nin bölge taşeronluğunda kusur etmemeye çalışanlar; ya da halk kitlelerine dönerek ve onların desteğini alıp sırtlarından düşmeme politikasını sürdürerek “milli şuur” üzerine sözümona birbirleriyle yarışa girenler de onlar değillerdir. 

Bütün bu suçların failleri sizin burjuva kapitalist kampınızın karargahındadır. Ülkeyi ve halk(lar)ını emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda beladan belaya sürükleyenler sizin burjuva hükümetleriniz, devlet iktidarınızdır. NATO’ya, AB’ne ya da ABD’ne yönelik bağırıp çağırmalarınız bundandır ki inandırıcı olamaz. O bağırtıların sağır edici etkisinde kalanlar ise, gerçeklere uyandıkları ölçüde sizi yalnız bırakacaklardır. Sizlerin durumunda olanların ne olduklarına bakıp kendi geleceğinizi tahmin edebilirsiniz. Ülkenin bağımsızlığı, her türden emperyalist tahakküme son verilmesi, halkların özgürlüğü ve sömürüden kurtuluşu ise, sınıf bilinçli işçilerle kent-kır yoksullarının ve yurtsever devrimci kesimlerin başında bulunacakları yığınsal mücadelenin eseri olacaktır. 

www.evrensel.net