İktidarın gücü, mücadelenin seyri


15 Haziran 2011 10:09

İktidar, en genel anlamıyla herhangi bir birey veya topluluğun başka birey veya topluluk üzerinde kendi istediklerini yapabilme veya yaptırabilme gücü olarak tanımlanır. Bir sınıfın ya da onun siyasal temsilcisinin iktidar olabilmesi ya da mevcut iktidarını sürdürebilmesi, toplumun büyük bölümünü yaptıklarının doğru olduğuna inandırması, kendi sınıf çıkarlarını, sanki tüm toplumun çıkarınaymış gibi gösterebilmesinden geçer. Tarih boyunca egemen olmuş her sınıf ve egemen sınıfın sözcüsü olan siyasi iktidarlar sahip oldukları gücü, bu şekilde güvence altına alabilmiş, kazandıkları geçici zaferleri, karşısındaki güçler üzerindeki üstünlüklerini ancak bu şekilde sürdürebilmişlerdir.
12 Haziran genel seçimleri sonucunda ortaya çıkan tablo, yukarıda yaptığımız tespiti bir kez daha doğrulayan sonuçlar ortaya çıkardı. İktidarın elindeki gücü kullanarak geniş toplum kesimlerini istediği gibi yönlendirebilme olanaklarına sahip olması, 12 Haziranda toplumun geneli açısından aslında pek de sürpriz olmayan bir sonucun çıkmasını kolaylaştırdı. Seçim sonuçları, aynı zamanda, iktidar gücünü elinde bulunduranların karşısına gerçek bir alternatif olarak çıkılmadığı sürece, örgütsüz ve günlük çıkarlarıyla hareket eden geniş kitlelerin, güçlü olana destek verme eğilimini engellemenin ne kadar zor bir iş olduğunu gösterdi.
Kuşkusuz bir toplumda egemen olan sınıf ve onun siyasal temsilcileri, sorunlarını daima içinden çıktığı ve hizmet ettiği sınıfın çıkarları açısından çözmek ister ve bunun için sahip olduğu bütün araçları, iktidar olmanın verdiği diğer olanaklarla birlikte, en etkili şekilde kullanmaya çalışır. AKP’nin yaptığı gibi, kimi zaman “hayal tacirliği” yaparak geniş toplum kesimlerini ikna eder, ikna olmayanları kendisine itaat etmesi için tehdit eder ya da kimi zaman kendisine oy verilmezse “İstikrar bozulur, kriz çıkar” gerekçesiyle korkutur.
Genel seçim sonucu, seçmenlerin yüzde ellisinin 9 yıldır iktidarda olan AKP’ye çeşitli gerekçelerle destek verdiği gibi bir sonuç ortaya çıkarsa da, bu durum her iki kişiden birisi AKP’ye oy verdi diye, AKP’nin bugüne kadar yaptığı her şeyin doğru olduğunu, geçtiğimiz 9 yılda yaptıklarının genel olarak halkın yararına işler olduğu anlamına gelmiyor elbette. Öyle olsaydı, sistem partilerinden farklı taleplerle ve tüm sermaye partilerinin söylemlerine alternatif bir seçim platformu ile seçime giren Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku bu kadar somut bir başarı elde edemezdi.  
Kuşkusuz seçim sürecinde ciddi bir performans gösteren AKP’nin ve Başbakanın sandıktan en azından oy oranları itibariyle istedikleri sonucu çıkarmış olması önemsenmesi gereken bir durum. Milletvekili sayısı düşmüş olsa da, toplumun yoksul, emekçi kesimlerinin önemli bir bölümünün neden AKP’yi hâlâ bir umut olarak görmeyi sürdürdüğü konusunun çeşitli yönleriyle incelenmesi gerekiyor.  
Başbakanın 9 yıllık iktidarları döneminde yaptıklarının, önümüzdeki dönemde yapacaklarının teminatı olduğunu söylemesi bile önümüzdeki dönemin geçmiş yıllardan daha yoğun bir mücadele gerektireceğini gösteriyor. Karşımızda kendi ifadeleriyle çıraklık ve kalfalık dönemini tamamlamış, “ustalık” dönemine girdiğini iddia eden katıksız bir sermaye partisi var. İktidarın örgütlü gücü karşısında, yeni saldırılara karşı emek örgütleri güçlü bir örgütlenmeyle çıkamazlarsa, çıraklık ve kalfalık döneminde yaptıklarını, ustalık döneminde yapacaklarının teminatı sayan bir iktidarın neler yapabileceğini söylememize gerek yok.
Karşıt çıkarlara sahip sınıflar arasındaki mücadelede önceden belirlenen hedeflere ulaşabilmek için sadece haklı olmak, doğruları savunmak yetmiyor. Bunun için öncelikle haklı olduğuna inanan ve bu uğurda mücadele yürütenlerin ekonomik ve siyasal örgütlülüğünü güçlendirmesi ve bu gücü doğru ve etkili bir şekilde kullanması gerekiyor.
Gücünüz varsa ve bu gücü kendi sınıf çıkarlarınız doğrultusunda kullanabiliyorsanız taleplerinizi gerçekleştirme olasılığınız her zaman vardır. Önümüzdeki dönem mücadelenin seyrini iktidarın gücü karşısında sadece eleştirerek ya da yakınarak söz söyleyenler değil, söylediği sözü sınıf mücadelesinin bütün alanlarını kapsayacak biçim ve içerikte somut olarak örgütleyebilenler belirleyecek.

evrensel.net
www.evrensel.net