Kripto gazetecilik ve darbe tellallığı


16 Kasım 2017 04:45

Saray entrikacılığı, doğuda ve batıda, iktidar savaşlarının önemli yöntem ve araçlarından biri olagelmiştir. Osmanlı‘da oyun bitmez özdeyişinin farklı ya da tıpkısı olan kısa vurgularla bu entrikacılığı açıklayan sözlere başka dillerde de rastlanacaktır. 15-16 Temmuz 2016’dan beri Türkiye’de darbe tetikçiliği, darbe kredisi, darbe fırsatçılığı, burjuva tekelci iktidar politikasının ‘torba’sında, özel bir mevki ve mevzi edinmiş bulunuyor. Erdoğan iktidarı, torba-torba KHK’lerle ülkenin ve halk kitlelerinin yakın geleceğini karartacak uygulamalarını birbiri ardına pratiğe geçirirken, darbe girişiminin yarattığı fırsatları tepe tepe kullanma yı başardı ve bu ‘orta oyunu’nu sürdürüyor. 150 bin civarında insanın tasfiye edildiği, onbinlercesinin aileleriyle birlikte açlığa mahkum duruma düşürüldüğü, el konulan mal varlıklarının karşılığı 80 milyar liralık servete el konulup ‘okçubaşı sehzade’nin vakfına mülk olarak yazıldığı bir ortamda, darbeden beslenen iktidar politikası hala prim yapabiliyor. OHAL’in sürdürülmesini gerekçelendirmede darbe girişimi hala malzeme olarak kullanılıyor. İşçi ve emekçi kitlelerinin sırtına yıkılan büyük oranlı vergilerle silahlanma için harcanan milyarlar, darbe girişiminin yarattığı uygun propaganda ortamı üzerinden kaçınılmaz ve zorunlu gösterilerek, karşı tepki ve protestolar engellenebiliyor. Maaşlarının bir bölümü işçilerin ücretlerinden kesilen ‘arabulucu’ statüsü oluşturularak işçilerin hakları için mücadelelerine karşı patron-hükümet saldırıları, işçilerden yana tutum olarak gösteriliyor. Kürtlere karşı sürdürülen kıyım politikalarıyla ilerici-demokrat ve sosyalist muhalefete karşı baskı ve yasaklar, tekelci şiddet yönetimini maskelemek üzere, darbe ve terörle ilişkilendirilerek yine darbenin ‘sofrası’ndan yenilip-içiliyor. 

Bütün bunlara eklenen bir de darbe gazeteciliği var. Tesis edilen bu tür gazetecilik, Saray kriptoculuğu olarak şekillenmiştir. İktidarın havuz basınıyla Doğan Holding gazetelerinin sayfalarında arz-ı endam eden kripto gazeteciliğin belirgin bir özelliği de, darbe telallığı yapmaktır. Bu gazetecilik türü, iktidarın saldırı politikalarına ‘mecburiyet elbisesi’ giydirme gayretlerini, ‘FETÖ’nün yeni bir darbe hazırlığında olduğu’ söylemiyle gizleme alçaklığını sürdürüyor. Bezirgan saltanatının eteköpücüsü bu ‘gazetecilik’ türü, ‘FETÖ’nün TSK’da henüz deşifre olmayan askerler aracıyla yeni bir darbeye hazırlandığı’ söylentisini yayarak, siyasal iktidar tekelini elinde tutan Erdoğan yönetiminin yanında ve yedeğinde durmanın ‘yararları’nı anlatmayı, bir daha sahip olamayacağı olanakları elde tutmanın koşulu olarak görüyor. Kripto gazetecilik için sorun, bir kez daha darbenin olup-olmaması değildir. Onun için hayati olan, iktidar tekelinin sürdürülmesiyle sahip olduğu mevzi ve büyük parasal olanakların korunması arasındaki koşullu bağdır. 

Türkiye gibi ülkelerde, burjuva devlet iktidarı için, sermaye klikleri ve çetelerinin kanlı hesaplaşmalarını da içeren darbe girişimleri ya da darbelerin olması, bundan sonra da elbette mümkündür. Bundan kuşku duyanlar kendilerini aldatırlar. Darbe karsıtı mücadele de gereklidir. Buna karşın, ama Erdoğan iktidarının A. Selvi gibi ‘kalem görevlileri’nin sürdürdükleri darbe tellallığı, muhalif kesimlerin iktidarın saldırı, baskı ve yasak politikalarına karşı mücadeleyi önleme amaçlıdır. İliştirilmiş bu gazetecilik türünde, tehdit pazarlamacılığı, ranttan yararlanma kapısına çıkar. Bu türden gazeteci ve politikacıların ‘Yeni darbe tehlikesi’ üzerine söylemleri, halk kitlelerinin kendi talepleri için yürütecekleri mücadeleye karşı saray entrikacılığına bağlanmıştır. Bu gazetecilikte, darbe olasılığı ya da tehlikesi gerici amaçlarla bağlanmış olarak istismar edilir. Gerçeklerin sistematik biçimde çarpıtılması ve yalan üretimi bu gazetecilikte başlıca görev olarak öne çıkar. Bu gazetecilik, polisiye siyasal saldırının ideolojik-kültürel cephesini oluşturmayı görev edinmiştir ve aynı nedenle de emekçi kitlelere karşı psikolojik savaş cephaneliğinden beslenmektedir. Siyasal iktidarın inandırıcılığı ve güvenilirliğini artan şekilde yitirmekte olduğu bir süreçte, iktidar şaklabanlığının ivme kazanması, sadece elde edilmiş olanakları koruma amacıyla değil, kaybetme korkusuyla da bağlıdır. Ancak, halk kitlelerine karşı olanlar eninde-sonunda kaybetmeye mahkumdurlar. 

www.evrensel.net