Üniversite mi, hapishane mi?


16 Kasım 2017 04:39

Önde bir çocuk. Elinde kağıt pankart. 

“Zindandan önce eğitim istiyoruz.” 

Yanında diğeri. 9, 10 gibi, aynı yaşlarda. 

“Bir okul bin hapishane kapatır.” 

Arkalarında veliler. Manavgat’ın Ilıca beldesinde 500 dönüme yakın bir arazi üniversite alanı olarak ayrılmış. Üniversitenin fakülteleri açılacak. Türkiye’nin her yöresinden gençler gelecek, kent yaşamı renklenecek. Öğretim üyeleri yöre insanından, yöre insanı öğretim üyelerinden, genç üniversite öğrencilerinden bir şeyler öğrenecek. Topluluğun en önündeki çocuklar gibi bölgenin diğer zeki ve çalışkan gençleri uzaklara gitmeden bulundukları yerde iyi kötü öğrenim görecekler. 

Ama olmaz. Sanki başka yer kalmamış gibi üniversite arazisine hapishane yapılacak.  “Yükseköğrenim görenler vatan haini oluyor” dememiş miydi, yüksek öğrenim kurumunun tepelerindeki bir profesör bir zamanlar. “Yüksek öğrenim gören sayısı arttıkça oylarımız düşüyor” diyen iktidardaki durduğu yerde duruyor. 

Son 15 yıllık tek parti döneminde üniversite öğrencisi sayısı 4 kat arttı. Buna karşın, yeni çıkarılan ve hırsızlık ve yaralama suçu ağırlıklı birçok hükümlünün salıverilmesini sağlayan yasalara rağmen tutuklu ve hükümlü sayısı 

4 buçuk kat arttı ve yükselen bir artış hızıyla sayı kabarıyor.  Normal bir ülkede yükseköğrenim görenlerin sayısı arttıkça suç oranları düşer. 

Ama toplum çıldırmış durumda. Kimse kimsenin gözüne bakmaya cesaret edemiyor.  Otobanda ensenize yapışmış kötü bakışlı ve sürekli selektör yapan, “Önce ben” şımarıklığı içinde sabırsız ve kavgacı tiplerle birlikte yaşıyorsunuz. Okumuş,  okumamış 21 milyon kişi ruhsatsız silahlanmış. İnsanlar tabancayla, taşla, sopayla bırakın başkasını kendi çocuğunu boğazlıyor. 

Ve ülkeyi yönetenlerin, birbirlerini yemekten “Neden böyle” diye sormayı akıllarına getirecek zaman bile bulamayan toplum yapısı ile ilgili en ufak bir kaygısı yok. Çareyi bulmuşlar.

“Üniversite arazisi yerine hapishane yapar işi çözeriz. Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.”   

www.evrensel.net