İstifa(de)


10 Kasım 2017 04:15

Geçen haftaki Osmanlıspor beraberliğinin ardından Aykut Kocaman’ın özeleştiri içerikli söylediklerinin, istifa sinyali olarak algılanması gayet doğal. Bir teknik direktör, ortada son derece ciddi bir başarısızlık olduğundan söz ediyor ve lafını, “Durumun faturası bana ait, ben de gerekeni yapacağım” şeklinde tamamlıyorsa akıllara istifadan başka ne gelir ki?

Aykut Kocaman’ın açıklamalarının ardından medya ve sosyal medyada doğal olarak bir istifa beklentisi oluştu. Üzerine Aykut Kocaman’ın maçtan sonra takımdan ayrılıp iki gün boyunca Ankara’da kalması, istifa beklentisini daha da güçlendirdi.  

Fenerbahçe gibi milyonlarca taraftarı olan kulüplerde yaşanan gelişmeler medya için çok önemli malzeme sonuçta. Medyanın, bu gelişmeden rant çıkarmaya yönelik haberler üretmemesi düşünülemezdi. 

Fenerbahçe Kulübü ise yazılı bir açıklamayla, Kocaman’ın söyledikleri üzerinden medyada yapılan yorumlara, “dedikodu haberciliği” ve “manipülasyon” gibi ifadelerle tepki gösterdi. 

Oysa Aykut Kocaman’ın konuşmasından, “istifa ediyor” şeklinde bir sonuca ulaşmak hiç de zor değildi.

“Olağan dışı bir gelişme olsa da bunu kullanıp satışı artırsam” diye dört gözle bekleyenlere istedikleri malzemeyi verip sonra da onları “dedikodu haberciliği” ve “manipülasyon” yapmakla suçlamak çok tuhaf...

Rant odaklı futbol düzeninin bileşeni olan medyanın, “dedikodu haberciliğini” ve “manipülasyonu” bir tarz olarak benimsemesi şaşılacak bir durum değil. Ne yani, Fenerbahçe Kulübü; medyanın, ahlaki ilkeleri ön planda tutarak, dürüstlükten ve doğruluktan sapmadan, salt futbolun gelişimine katkı sunma kaygısıyla haberler yapacağına mı inanıyor ciddi ciddi? 

Futbolculuğundan bu yana Aykut Kocaman’ın hep oyuna alışageldik kalıpların dışında bakan farklı bir kişilik olduğuna inanmak istedik. Oyuncuyken bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Oyuna yönelik eleştirel ve insani hassasiyeti gözeten düşünceleri, bizim gözümüzde onu gelecek adına umut veren az sayıdaki figür arasına sokmuştu. Ne var ki çalıştırıcılık macerasına başladığı ilk günden bugüne uzanan süreç içinde kazanma odaklı mevcut futbol düzenine diğerleri kadar uyumlu bir teknik direktör haline gelişini izledik... Oysa ondan, teknik anlamda elde ettiği başarıları, oyunun düşünsel ve kültürel gelişimine yapacağı katkıyla taçlandırmasını bekledik hep. 

Yaşadığı bunca deneyimin ardından en azından ikinci Fenerbahçe macerasına başlarken daha farklı yaklaşımlar ortaya koyabilirdi. “Öncelikli hedefim kupalar kazanmak, şampiyonluklar elde etmek değil, oyunun gelişimine, ses getirecek boyutta katkıda bulunabilmek. Bu konuda kendime güveniyorum. Sizin de bana güvenmenizi ve zaman tanımanızı istiyorum. Oyunu geliştirdiğimizde zaten istenen başarılara ulaşmak çok daha kolay olacaktır” gibisinden bir açıklama yaparak yola koyulsaydı şimdiki sıkıntılı durumlara asla düşmeyecekti. 

Her şeye rağmen Aykut Kocaman’ın, başka bir futbol hayali taşıyanlarla hâlâ yan yana olduğundan şüphemiz yok. 

Ona, çürümüş futbol düzeninin çekişmelerine, dayatmalarına uyum sağlamak değil, İslam Çupi’nin, mini manifesto niteliğindeki “Fenerbahçe’nin büyüklüğü kupalarla, şampiyonluklarla ölçülemez. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür, adı konamaz” sözlerini rehber edinerek yürümek yakışır...

www.evrensel.net