Taşerona kadro verilir mi?


02 Kasım 2017 04:54

15 yıllık iktidarı boyunca işçi sınıfının sahip olduğu en temel yasal ve sosyal hakları tırpanlayarak taşeron ve güvencesiz çalışmanın alanını genişleten hükümet, 2017 sonuna kadar kamuda taşeron olarak çalışan işçilerin kadro sorununun çözüleceğini açıkladı. Önce Maliye Bakanı, sonrasında Başbakan, ‘2018’de taşeron sorunu kalmayacak’ diyerek oldukça iddialı ifadeler kullandılar. 

Yıllardır taşeronda çalışan işçiler, büyük bölümü hastanelerde çalışan taşeron temizlik işçileri, kadro bekleyen 4-c’liler ve güvencesiz olarak çalışmaya mahkum edilen işçilerin iyi niyetli ‘kadro’ beklentilerinin, özellikle seçim dönemlerinde, nasıl istismar edildiği hatırlanacaktır. Başbakanın son grup toplantısında söylediklerinin, her ne kadar taşeronda çalışan işçileri yeniden heyecanlandırsa da, daha önce defalarca söylendiği ve sonucun taşeron işçiler açısından hep hayal kırıklığı ile sonuçlandığı unutulmamalı. 

AKP Hükümetinin bugüne kadar, sadece taşeron çalışma değil, en temel işçi hakları konusunda ne kadar kötü ve olumsuz bir sicile sahip olduğu biliniyor. Taşeron çalışmanın geçtiğimiz 15 yıl içinde kamu ve özel sektörde hızla yaygınlaşmasıyla, başta işçilerin can güvenliği olmak üzere, düşük ücret, sigortasız çalıştırma, yasal izinlerin kullandırılmaması, kıdem tazminatının gasbı gibi en temel konularda ciddi sorunlar yaşandı/yaşanıyor. 

Taşeronun yaygınlaşması ile birlikte iş cinayetlerinde belirgin bir artış oldu. Ülkenin çeşitli yerlerinde ücretini alamayan ya da asgari ücretin altında çalışan, sigortasız çalıştırılan, yasal izinlerini bile kullanamayan, yasal olarak hakkı olduğu halde fiilen kıdem tazminatını alması engellenmeye çalışılan on binlerce işçi var. 

Kapitalizmin ‘vahşi dönemi’ olarak bilinen 19. yüzyıla özgü çalışma koşullarını 21. yüzyıla taşıyan taşeron çalışma düzeni, sadece taşeronda çalışan işçileri değil, işçi sınıfının yeni kuşaklarını da (özellikle kadınları ve gençleri) ciddi anlamda tehdit ediyor. Kadın ve genç işsizlik verilerindeki tehlikeli yükseliş, güvencesiz istihdam uygulamalarının hedef kitlesinin belirgin bir şekilde artmasını beraberinde getirmiş durumda. 

Son 15 yılda kamuda çalışan kadrolu işçi sayısını 350 binden 150 bine düşüren, kamuda kadrolu istihdamdan vazgeçip, mülakata (torpile) dayalı sözleşmeli istihdamı yaygınlaştırmaya çalışanların, kamuda çalışan 700 bini taşeron işçisini kadroya alacağını iddia etmek, bugüne kadar güvencesiz istihdam alanında yaptıklarını ve attıkları adımları tamamen inkar etmek olur. 

İşçilerin mevcut yasal haklarını bile kullanamayan taşeron işçilere, yasal haklarının (düzenli ücret ödemeleri, yıllık izin, kıdem tazminatı) uygulanmasına yönelik yaptıkları düzenlemeleri bile ‘iyileştirme’ olarak pazarlayan ve ‘taşeron işçilere kadro’ müjdesi verip, üç yıllık ‘özel sözleşmeli personel’ uygulamasını hayata geçirecek kadar sinsi bir iktidar var karşımızda. 

AKP Hükümetinin, ülkedeki mevcut istihdam yapısını taşeron sistemine uygun hale getirmek için bugüne kadar nasıl canla başla çalıştığı malum. Taşeron sisteminin patronlar için yarattığı avantajlar ortadayken, kamuda tasarruf söylemlerinin arttığı bir dönemde taşeronda çalışan işçilerin beklediği şekilde bir ‘kadro’ düzenlemesi yapmasını beklemek aşırı saflık olur. 

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu koşullarda güvencesiz çalışmanın temel kaynağı olan taşeron sistemi ile ilgili nasıl bir yasal düzenleme ya da teknik çalışma yapılırsa yapılsın, güvencesiz istihdamı temel istihdam biçimi olarak benimseyen ve taşeron sistemini her alanda yaygınlaştıran hükümetten taşerona kadro sorununu çözecek bir adım beklemek hiç gerçekçi değil.

www.evrensel.net