Köpek ve itibar


26 Ekim 2017 03:00

Bazı Avrupa ülkeleri Türkiye’ye gidecek veya Türkiye’den gelen Türk vatandaşlarını sınır kapılarında köpeklere koklatmaya başlayınca bizimkiler ayağa kalktı.

“İnsanlık dışı!..”

“Faşistler!....”

“Doğru mu?”

“Doğru..”

“Yeni mi?”

Yıllar önceydi. Türk Hava Yolları uçağı Londra pistine iniş yapmaya yeni başlamıştı. İniş hazırlıkları yaparken güler yüzlü T.C vatandaşı hostesimiz elinde bir spreyle uçağın içine gaz sıkmaya başladı. Parfüm sıkıyor sandık ama koku biraz garipti. Hostesi biraz sıkıştırınca sıkılanın dezenfekte ilacı olduğunu ve İngiltere’nin, Türkiye’den gelen uçaklara inişten önce mutlaka gaz sıkılmasını istediğini  söyledi. Çoluk çocuk “Böcek” muamelesi görmüş, gazla dezenfekte edilmiştik.

“Hostes gazı sıkmasa İngiliz polisi nereden anlayacak” diye düşünürken uçak körüğe yanaşınca bir İngiliz polisi uçağın içine kafasını uzattı ve şöyle bir kokladı. Sonra pasaportlarımızı daha uçağın kapısından inmeden kontrol etmeye başladı. Ayağı İngiliz topraklarına basanın “İltica ediyorum” diye bağırması iltica için yeterli sayıldığından bağırma potansiyeli olanları tespit edip uçaktan indirmemeye çalışıyorlardı. Bu sınavları geçmenin verdiği aşağılık özgüvenle İngiliz topraklarına ayak bastık.

“Bu işi yapan sadece İngilizler. Adalarını mikroplardan korumaya çalışıyorlar” türünde yapılan insancıl açıklamaların aslında yeterli olmadığını daha sonra Bulgar sınırında anladık. Kapıkule’nin 15 şeritli gümrük kapısından çıkıp 2 girişli Bulgar gümrüğüne, şişenin boğazına sıkışmış mantar gibi sıkışmıştık. Bulgar gümrükçüsü bagajımızı açtırmış, karşımıza geçip sandalyesinde çayını yudumluyordu. Neden sonra bagaja şöyle bir baktı. Tam “Oh” deyip yola devam edecekken yılan tıslaması gibi bir ses ve ön camımıza havadan gelen yapışkan bir zerrecik yağmuru ile irkildik. Üstüne üstlük arabamız içi su dolu bir çukura girince aşağıdan ve yukarıdan ilaçlandığımızı anladık. Ama son nokta 50 metre ilerideki bariyerde yaşandı. Küçücük bir kulübenin camından başını çıkartan iri yarı Bulgar kadını eliyle zafer işareti yaparak “2 Avro ilaç parası komşu” deyip elimize, börek tepsisi karışmasın diye fırıncının verdiği kağıda benzer bir kağıt sıkıştırdı. “Ulan” dedim, “Bulgar İngiliz’den akıllı. Hem dezenfekte ediyor hem de faiziyle bize ödetiyor. “

Sanki hiç Şener Şen’i Türk kamyonunda Anadolulu göçmen arayan Alman köpeği rolünde izlememiş ve sanki köpekli arama yeni işmiş gibi kızıyorlar. 

Siz önce oturup 6 yıl önce 2 TL olan 1 Avro’yu 6 yılda 4 buçuk TL’ye nasıl yükselttiğinize kızın.  

www.evrensel.net