Sol geniş cephe demokrasisini zorlamalıdır


21 Ekim 2017 04:15

İnsanların eseri olan ve insanlar üzerinde yükselen toplumsal değerler toplumsal benimsenme derecesine göre insandan soyutlaşarak kurumsallaşır. İnsandan soyutlanarak somut kurumlara dönüşen değerler ya da kurumlar artık topluma mal olur. Siyasi eleştiriler kurumları tümüyle çökertemediği gibi, fazla yüceltemez de, çünkü kurumsal ekoller yoktan icat edilmemiş oldukları gibi, toplumun işleyiş sürecinde sistemin kendi kurumsal dinamikleri ile gelişeceği fikri üzerine oturtulmuşlardır. 

Türkiye’de Osmanlı’dan da itibaren çeşitli aşamalardan geçmiş olan sol akımın örgütsel olarak somutlaşma aşamalarında, maalesef, başına olmadık felaketler gelmiş ve günümüzde de gelmektedir. Sol düşüncesi birey olarak kimsenin mülkiyetinde ya da korumasında olmadığı gibi, hiçbir örgütün mutlak hakimiyetinde ve himayesinde de değildir, sol akımın buna gereksinimi de yoktur. Ancak açıktır ki, sol projenin etkin olarak geliştirilmesi ve siyaseten yaşama geçirilmesi bir örgüt marifetiyle olur. Bu misyonu yüklenen örgütlerin, gerek temsilcisi oldukları sol anlayış ve felsefe nedeniyle gerekse Türkiye’nin ve dünyanın günümüz hal ve şeraiti altında çok ciddi bir program ve yürüyüş içinde olması gerekir. Bu şu demektir ki, Türkiye’nin gereksinimi olan sol düşünce ve potansiyel siyaset, bu siyaseti benimseyerek yüklenen ve aktif politikaya taşıma taşeronluğunu yüklenme durumunda olan örgütlerin mülkiyetinde olmayıp, toplumsal değer olarak toplumun soyut ürünüdür. Hal böyle olunca, sol düşünceyi temsil ederek bunu siyasete taşımayı yüklenen örgütler, yüklendikleri toplumsal değeri mülkiyet yapıları içinde doğal doku olarak değil, sosyal dokunun bir tür taşıyıcıları olarak görmeleri ve bu anlayışla davranış sergilemeleri, emanete zarar gelmemesi açısından gereklidir, şarttır. Özellikle, günümüzde betonlaşmış yek vücut yapılanma sergileyen sağ diktatöryal anlayış ve yönetim biçimi karşısında sol dokunun kavramlar üzerinde anlamsız tartışmalara girerek ya da alan kapma mücadelesine yönelerek kendilerine tevdi edilmiş emanete zarar vermesi kesinlikle kabul edilemez. 

Tüm partilere olduğu gibi, sol partilere de seçmenlerin verdiği oy, emanetlerinin iktidara taşınması ve temsil edilmesi yetkisidir. Dolayısıyla, siyaset felsefesi açısından siyasi akımlar partilerin değil, soyut yapılanma olarak toplumun mülkiyetindedir. Siyasi oy mekanizması mülkiyet hakkının kullanımının belirli bir süre için siyasi temsil organına devridir. Parlamento yapılanmaları ve koalisyonlar bu açıdan gerçek demokrasi temsilcileridir.

Siyasi felsefelerin iktidara taşınması halkın icazeti ile siyasi örgüt tarafından gerçekleştirildiği gibi, siyasi örgütler de iktidarda ya da iktidar olmadan da kendilerine tevdi edilen siyasi ekol ya da cereyanları koruma ve yüceltmekle görevlidirler. Sol akımların yükselişine yanıt olarak karşıt siyasi dokuların tetiklenmeleri fevkalade doğal ve beklenir durumdur. Ancak, böylesi oluşumlarda tetikleyen değil, tetiklenmeye açık olan siyasi örgütün sorumlu ve basiretli davranış sergilemesi ve emaneti koruma çabası içinde olması gerekir.  Böylesi mücadeleler ve kısır çekişmeler sol akıma olduğu kadar bu akımı siyasette temsile görevli örgütlere de büyük zararlar verir. Türkiye’nin içinden geçtiği derin karanlık aşamasında özellikle sol kesimlerin güç birliği içinde acil demokrasi ve hukuksal sistem talebini yükseltmesi, karanlığı yırtma potansiyeli taşıyabilecek girişimlere burun kıvırmadan, bu amaca yönelik siyasi geçici işbirliklerine yönelmesi zaruri görülebilir. 

www.evrensel.net