Böyle bir Meclisin meşruiyeti, öldüren kocanın sevgisi kadar


05 Ekim 2017 05:39

Başkanlık sisteminin mini uygulama örneklerinin sergilendiği ilk Meclis performansları sahnede.  Meclis açılır açılmaz savaş tezkeresi geçirildi, Besime Konca’nın milletvekilliği düşürüldü, müftülere nikah yetkisi veren Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı alelacele komisyona getirildi, boşanmaların önlenmesi için kurulan komisyonun akıl almaz önerilerle dolu raporu Meclis genel kurulunda oylamaya açıldı.

Tam bu sırada katıldığı bir televizyon programında “Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe Öğretmen’in hapis cezasının kesinleştiğini ve hamile olan öğretmenin çocuğunu cezaevinde doğurmak zorunda kalabileceğini öğrendik. Tam da müftülere nikah yetkisi ve Boşanmaların Önlenmesi Komisyonu raporu Mecliste iktidar tarafından hararetle savunulurken, 16 yıllık evliliği boyunca her gün şiddet gördüğü için devlete sığınan 2 çocuk annesi Naime’nin Kastamonu’da sığınmaevinden ailesiyle görüşmek için çıktığı araçta boşanmak istediği kocası tarafından kurşunlandığını, oracıkta hayatını kaybettiğini öğrendik. Tam da kadınların “Rızamızın olmadığı yasaları bu Meclisten geçiremezsiniz, eşit ve özgür bir hayat için bu yasalar böyle geçmez” dedikleri günün ertesinde, Mecliste kadınların eşitliği ve özgürlüğü için pek çok kanun teklifinde, soru önergesinde imzası bulunan Besime Konca’nın vekilliğinin düşürülmesiyle Meclisin ilk defa bir konuda “Kadınlara daha çok yer verdiğini” gördük; vekilliği düşürülen 5 vekilden 4’ü kadın.  

Kadınların tarihsel kazanımlarına el uzatan önerileriyle adeta AKP hükümetinin kadın politikalarının belgesi niteliğinde olan Boşanma Komisyonu raporunun, raporun hazırlanmasının üstünden 1.5 yıl geçmişken tam da bugün karşımıza yeniden çıkarılması, müftülere nikah yetkisi veren Nüfus Kanunu’nun alelacele komisyondan geçirilmeye çalışılması, bunların yeni açılan Meclisin ilk gündemlerinde olması oldukça dikkat çekici. 

Meclise getirilen komisyon raporu, yasalarda ve uluslararası sözleşmelerde kesin olarak yasak olan, erkek şiddetinin önünü açan, kadınları şiddetten koruyacak mekanizmaları daha da zayıflatan, çocukların tecavüzcülerle evlendirilmesinin önünü açan öneriler içeriyor. Boşanma davalarında ve şiddet durumunda uzlaşma ve ara buluculuk yöntemi kullanılmasını öneriyor. Kadınların şiddete uğradığında etkili koruma veya tedbir kararı almasının imkansızlaşmasına neden olacak biçimde tedbir sürelerinin 15 günle sınırlandırılmasını ve kadınlardan şiddete dair “belge ve delil” sunmalarını istiyor. Ölüm tehdidini “belgelendirmeyene” koruma sağlanmayacağını söylüyor. Karakolların kapılarının mesai saatleri içerisinde şiddete maruz kalan kadınlara kapatılmasını, kadınların adliyelere veya valiliklere gitmek zorunda kalmasını öneriyor. Geçtiğimiz sene tartışıldığı üzere çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca ‘sorunsuz’ ve ‘başarılı’ bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını meşrulaştırıyor. 

Mesele açık: Hükümet, müftülüklere resmi nikâh yetkisiyle medeni haklar açısından yapılacak bütüncül değişiklikler için önemli bir zemin kazanmak istiyor. Boşanmaların Önlenmesi Komisyonu raporuyla kadınları şiddet dolu bir yaşamın içine devlet zoruyla zincirlemek için zaten fiili olarak hayata geçirdiği pek çok uygulamayı sistemli hale getirmeye çalışıyor.  

Bunları Meclisin ilk faaliyetleri olarak karşımıza çıkarabiliyor. Çünkü kadınların temel haklarını yönelik bu fütursuz gasp girişimleri ancak böyle bir memleket ortamında bu kadar rahatlıkla gerçekleşebilirdi. “Tek adam/ tek parti” rejiminin yaratılması koşullarıyla kadınların haklarının sıfırlandığı koşullar aynı koşullar. Kadınların haklarının sıfırlanması girişimleriyle AKP’nin yeni rejiminin temellerini sağlam atma çabası arasındaki bağ da bu kadar açık. 

Vekillerin vekilliklerinin beşer dakikalık iki gündem maddesi arasında 1 dakikalık bir oylama meselesi haline getirildiği...  Söz hakkının kullanılmasının imkansıza denk getirildiği kurallarla yönetilen... Bir tek komisyonunda bile komisyonun çalışma konusunun muhatabı olan tek bir kesimin sözünün dinlenmediği... OHAL koşullarına rağmen sözlerini sokakta ve hatta Meclis önünde söyleme gayreti gösteren kadınların varlığını görmezden gelerek bildiğini okuyan bu Meclisin kadınlar açısından meşruiyeti, kadınlara sürekli şiddet uygulayıp, zoraki birlikteliğe mahkum etmeye çalışıp, kadın boşanmak istediğinde de öldüren kocaya duyulacak sevgi kadardır. 

www.evrensel.net