IKBY'nin '6 aylık kışı'


05 Ekim 2017 05:37

25 Eylül’den beri Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) dünya gündeminin üst sıralarında. Süreçten rahatsız Türkiye ve İran ise birbirleri ve Bağdat Hükümeti ile yakın diplomasi yürütüyor. 

Her ne kadar perde, “savaş senaryoları” ile açılmış olsa da şimdiye kadar savaş bir tarafa sınırlı çatışma riskinin bile bertaraf edildiği adımlar atıldığı söylenebilir. Savaş ihtimalinin neden çok zayıf olduğunu geçtiğimiz hafta uzun uzun aktarmıştım. Tekrara düşmeden Erbil ve Süleymaniye’ye dış hatlar uçuşlarının durdurulmasının 25 Eylül’den bugüne kadar hayata geçirilmiş en sert yaptırım olduğunu hatırlatıp geçelim. 

Bağdat Hükümeti IKBY’nin elindeki sınır kapılarını geri almak konusunda kararlı görünüyor. “Bağdat’a bağlı gümrük görevlilerinin Türkiye içinde bir noktaya yerleştirilerek sınır idaresinin geri alınması” gibi senaryolar da konuşuluyor. Bu durumda birkaç yüz metre arayla Bağdat hükümetinden sonra bir de IKBY olmak üzere iki sınır kapısı oluşturulması gibi sonuçlar da doğuracak bu senaryoya göre, Irak sınırı birkaç metre bile olsa Türkiye içine doğru genişlemiş olacak. Kulağa inanılmaz geliyor ancak “Olur mu öyle şey, imkansız” eşiği aşıldı defalarca. Zaman zaman Bağdat hükümeti ve Erbil arasında “Sınır kapıları için asker gönderileceği-gönderildiği” yönünde açıklamalar gelse de şimdiye kadar bu açıklamaları destekleyen somut adımlara dair bir gelişme olmadı. Sınıra asker yığılması en iyi ihtimalle çatışma riski ki, bu da Türkiye ve İran sınırlarının çatışma bölgelerine dönüşmesi demek. Zaten bu senaryo dahil onlarca ihtimal ve temenniyle harmanlanmış ön görüyü memleket medyasından takip ediyorsunuzdur.

En iyisi kısa kısa notlarla Erbil’deki havayı ve konuşulan senaryoları aktarayım.

Elbette yarının ne getireceğini, çok aktörlü bir sahada hangi aktörün yapacağı manevranın nasıl bir zincirleme reaksiyon yaratacağı bilinmez. Bu nedenle, “şimdilik”;

- IKBY’ye Irak iç hatlar uçuşları sürüyor, Türkiye ve İran sınır kapıları açık, petrol boruları açık ve vanalar güvende

- Dış hatlar uçuşlarının durdurulmasının IKBY’ye yansımaları başladı. 1.5 milyon civarında göçmenin ve mültecinin olduğu bölgede yardım faaliyetleri başta olmak bölge dışı koordinasyon gerektiren süreçler aksamaya başladı.

- IKBY’nin petrol dışında üretimi yok denecek düzeyde. Günlük yiyecek dahil tüketim ürünlerinin neredeyse tamamı İran ve Türkiye’den ithal ediliyor. Bu nedenle, büyük risklere gebe böylesi bir krizde bölgesel yönetimdeki insanlar dikkatlerini Türkiye ve İran sınır kapılarına çevirmiş durumda. Kısacası, uçuşların durdurulması gerginlik yarattı ancak sınır kapılarının kapanması savaş riskine denk sonuçlar doğuracak bir yaptırım olarak değerlendiriliyor.

- Sınır kapılarının hâlâ açık olması nedeniyle Erbil ve Süleymaniye’deki gerginlik günlük hayatı aksatacak düzeyde değil. Herkesin gündeminde olasılıklar var elbette ancak panik havası yok. İnsanlar işlerine, okullarına gitmeye devam ediyor.

- Sınır kapılarının kapatılmasının IKBY’ye çok büyük etkileri olacağını konuşuyorlar ancak aynı zamanda Türkiye ve İran’ın da o kapılara ihtiyaçları olduğunu savunuyorlar. Erbil’dekiler, “Biz, ithal ettiğimiz için kapıya ihtiyacımız var ancak Türkiye ve İran da ihraç etmek zorunda” görüşünde. Yine Türkiye’ye uzanan boru hattı konusunda Türkiye’nin tek başına tasarrufta bulunamayacağı ve hat ile aktarılan petrolün ulaştığı bütün ülkelerin kararda etkili olacağı savunuluyor.

- Tabii dikkate değer noktalardan biri de “Türkiye ve İran’dan sınır kapılarını kapatabiliriz” açıklamaları yapıldığı günlerde İranlı iş adamlarının Erbil’de daha fazla görünür olması. Türkiye ve İran arasındaki nüfuz savaşı sadece siyasi etki ile sınırlı değil. Erbil civarında Türkiye’nin ticari açıdan piyasayı domine ettiği göz önüne alındığında İranlı iş çevrelerinin piyasada alan büyütme çabasına girişmesi şaşırtıcı değil.

Genel olarak günlük hayat ve insanların konuştukları senaryolar sınır kapıları üzerine endekslenmiş durumda. Ancak bir de siyaset koridorları var. 

Referandumdan önce ve sonra IKBY’deki birçok isim “Referandumdan hemen sonra bağımsızlık ilan edilmeyeceğini ve en azından 2 yıla yayılacak bir sürecin başlayacağını” söylemişti. Referandum sonrası tepkilerin yükselebileceği beklentisi de dile getiriliyordu. Bu çerçevede, Bağdat Hükümeti ile yakın müttefik olan ABD’nin referandumun ertelenmesi için yürüttüğü mekik diplomasinin boşa çıkması hatırlatılıyor ve 25 Eylül sonrasında “referandumu tanımıyoruz” açıklaması yapması da Erbil’de şaşkınlıkla karşılanmadı. Erbil’deki siyaset çevreleri “ABD’nin Bağdat’taki mevcut hükümetin 2018’in bahar ayında yapılacak seçimlerde yeniden kazanması için çabaladığını, referandum ve bağımsızlık ilanı süreçlerinin Haydar el Abadi’yi seçmenler açısından sıkıntıya soktuğunu ancak seçimden sonra ABD’nin IKBY’ye yönelik tavrının değişebileceğini” savunuyor. ABD’nin tavrının da Bağdat hükümeti, Türkiye ve İran’ı etkileyebileceği öne sürülüyor.  

Peki, Bağdat’taki seçimlere daha 6 ay var ve bu 6 ay nasıl geçecek? 

Erbil’de görüştüğüm isimler bu soruya henüz net cevap vermiyorlar ancak birkaç gündür dile getirilen senaryolardan biri de “konfederalizm ilan edilebileceği” iddiasına dayanıyor. Kulağa, “psikolojik eşik olan bağımsız devlet ifadesine tepkileri azaltmak için ve bir ön basamak gibi gelen” konfederalizm senaryosu da karşılık bulursa çok tartışılacak gibi görünüyor. Siyaset koridorlarına göre, IKBY’nin önünde sert sürprizlerle gelen 6 aylık bir kış var.

www.evrensel.net