Emekçinin ağır yükü


05 Ekim 2017 05:31

AKP Hükümeti, ekonomide önümüzdeki üç yıllık (2018-2020) hedeflerini içeren orta vadeli programı (OVP) geçtiğimiz hafta açıkladı. OVP’de belirtilen ve tamamına yakını kağıt üstünde kalması beklenen hedeflere ulaşmak için hazırlanan 130 maddelik torba yasa TBMM’ye sunuldu.

Meclise sunulan torba yasa, ekonominin en ağır yükünün, ağır vergi artışları üzerinden yine halkın sırtına yıkılacağını gösteriyor. Özellikle ücretli emekçileri ağır vergi yükü altında ezen, bütçe kaynaklarını savunma sanayi başta olmak üzere, yerli ve yabancı sermayeye transfer etmeyi kolaylaştıran, yeni özelleştirmeleri gündeme getiren, Varlık Fonu gibi kurulduğundan bu yana ne işe yaradığı anlaşılamayan fonlara yeni kaynaklar aktaran düzenlemeler, her açıdan zor geçmesi beklenen 2018 yılı için hazırlık niteliğinde.

OVP, ilk açıklandığında bütün dikkatlerin motorlu taşıtlar vergisindeki (MTV) yüzde 40’lık artışa yönelmesi ve torba yasadaki diğer düzenlemelerin yeterince tartışılmaması en çok iktidarı memnun etti. Öyle ki, herkes dikkatini MTV’deki artışa çevirirken, önümüzdeki yıldan itibaren ülke ekonomisinin giderek ağırlaşan yükünü emekçilerin sırtına yıkan ve 53 farklı kanunda değişiklik yapan 130 maddelik torba yasa düzenlemelerinden halkın büyük bölümünün haberi bile yok. 

Hükümet, patronların elde ettiği kazanç ve kârlar ile doğru orantılı vergi artışları yapmak yerine, her fırsatta onlara yüksek miktarda vergi indirimi uyguluyor ya da ‘vergi uzlaşması’ adı altında birikmiş vergi borçlarının tamamına yakınını tek kalemde siliyor. Buna karşın bütçe açığını kapatmak için doğrudan ve dolaylı vergileri arttırarak, iki elini birden emekçinin cebine sokmaktan çekinmiyor.

Emekçilerin ücretleri enflasyon karşısında mum gibi erimeye, satın alım gücü sürekli düşmeye devam ediyor. Milyonlarca emekçi işsizlik tehdidi ve borç baskısı ile karşı karşıya bırakılmış durumda. Artan oranlı gelir vergisi uygulamasıyla yıl başında verilen ‘üç kuruşluk’ zammın yılın ikinci yarısında buharlaşması yetmiyormuş gibi, gelir vergisinin üçüncü dilimi yüzde 27’den 30’a çıkarılıyor. 

Hükümet, bugüne kadar en çok övündüğü ‘bütçe disiplini’nden ciddi anlamda sapmış, bütçe açığı ciddi anlamda artmış durumda. İç ve dış borçlar toplamı, uzun yıllar sonra milli gelirin yüzde 52’sine ulaştı. TÜİK verileri işsizlik, enflasyon, gelir dağılımı gibi en temel ekonomik göstergelerin her geçen gün daha kötüye gittiği, iktidarın ekonomik hedefleri ile halkın giderek ağırlaşan ekonomik sorunları arasındaki uçurumun daha da derinleştiği görülüyor. 

Dünyanın en kırılgan ekonomileri içinde uzun süredir zirvede tek başına olan Türkiye’nin temel ekonomik göstergelerinin giderek kötüleşmesi, ekonomide bir taraftan ülkenin geleceğini ipotek altına alan karar ve uygulamaları gündeme getiriyor. Bütün bu sorunlar karşısında Hükümetin aklına gelen çözüm ise yıllardır değişmiyor ve halka çeşitli kalemlerde ‘vergi salarak’, sırtındaki yük giderek ağırlaşan emekçilerin yaşadığı borç ve geçim krizini daha da çekilemez hale getiren adımlar atıyorlar.

Önümüzdeki üç yıl içinde yapılacak olan bütçelerin habercisi olan yeni orta vadeli program, yerli ve yabancı sermayenin çıkarlarını gözeten yapısıyla, gittikçe yoksullaşan, işsizliğin, yoksulluğun ve sefaletin pençesinde yaşam mücadelesi veren emekçilere yüklenen dolaysız ve dolaylı vergilerle, ülke ekonomisinin giderek ağırlaşan yükünü yine emekçilerin sırtına yıkmak istiyor.

2018-2020 yıllarını kapsayan OVP hedeflerinin Türkiye ekonomisinin önümüzdeki süreçte karşı karşıya olduğu riskler karşısında ne kadar gerçekçi ve gerçekleşebilir olduğu ortada. Ancak asıl merak edilen nokta, söz konusu ekonomik hedeflere ulaşmak için sürdürülen emek düşmanı politikalar karşısında emekçilerin ve emek örgütlerinin nasıl tepkiler vereceği.

www.evrensel.net