Kürtler, referandum ve gerçekler


30 Eylül 2017 04:15

Olan neydi?

Kürtler bağımsızlık yönünde bir referandum gerçekleştirmek istiyordu.

Türkiye’de değil, Irak Kürdistanı’nda...

Gazeteler bakıyorsunuz aynı merkezden yönetiliyor gibiler...

Aynı manşetler.

Bir kısmı güya iktidara muhalif.

Oysa ırkçılıkta yarış halindeler.

Irak Hükümeti ile Kürtler arasındaki bir mesele iç meseleleri oluverdi.

Musul, Kerkük...

İşsizlik, açlık, yoksulluk, tarım, fındık, kayısı, çay... unutturuldu.

Reis, “Bir gece ansızın gelebiliriz” deyince...

Gazetelerin tümü aynı manşette birleşmiş oldu.

Gazetelerin şefleri köşkte toplanmış gibi...

“Yiyecek dahi bulamayacaksınız...”

Kürtlere, kadın, çoluk çocuk...

“Yiyecek dahi bulamayacaksınız...”

Gazete değil, Saray bülteni...

Televizyon değil, borazan...

Gazeteci, yazar, akademisyen, araştırmacı değil, yalaka...

Hükümetinden, onun çardak altına sığınan MHP’sine, “Ana muhalefet partisi” etiketi sahibi CHP’den sesli ya da sessiz solcularına kadar... Kürtlere karşı safa geçiş hali...

Doğu Perinçeki’nden Akşeneri’ne, ülkücüsüne, Alpereni’ne kadar acayip bir yarış içindeler, Kürt halkının bir halk, bir ulus olmaktan kaynaklı talepleri ve girişimleri karşısında.

Bir gece ansızın gelebiliriz...

MHP, 5 bin asker hazırladığını açıklayınca, Alperen Ocakları, ilk kafilenin yola çıkacağını ilan etti.

Cumhurbaşkanı “Bir gece ansızın...” deyince; onlar essah sandı.

Oysa bunlar, yaratılanı yaradandan dolayı severlerdi...

Rızkı veren Allah’tı...

Komşusu aç yatarken tok yatanı kendilerinden saymıyorlardı.

Gerçek yüzleri bu!

Her şeyin iktidar, para, petrol, dolar, rant, çıkar olduğu nasıl da ayan beyan...

Myammar’daki zulme, açlığa, göçe duyarlılık gösteriliyormuş gibi yapıp rol çalmalar sürerken... Dünyaya insanlık dersi verilmeye kalkıldığı günlerin içinden geçiliyordu, Kürtlere yönelik olarak bu açıklamaların yapıldığı günlerde.

Sözcü’sü, Akşam’ı, Sabah’ı, Yeni Şafak’ı, Yeniçağ’ı, Aydınlık’ı, Ortadoğu’su, Vatan’ı, Haber Türk’ü, Hürriyet’i, Zürriyeti...

Televizyon ekranlarına bakıyorsunuz, dün ‘Adalet Yürüyüşü’nde, meşruiyetten, haktan, adaletten, iyiden, güzelden söz edenler nasıl da şaklaban oluveriyorlar... Baskı ve şiddete karşı olduğunu anlatanlar nasıl da Kürt’e karşı feriştah kesiliveriyor. AKP’nin politikalarına veryansın edenler nasıl da onlardan daha keskin nişancı oluverdiler.

Kürtler söz konusu oldu mu, renk renk ton ton... Her nevisi yani, nasıl da yarışa giriveriyor.

Bir zamanlar; “Türkiye tam tersi genleşecek” diyerek şişinenler vardı. “Bak Allah uzun ömür verir mi vermez mi bilmem, yazın bu geceyi, üç sene içinde hatta iki sene içinde Kuzey Irak referandum yapıp Türkiye’ye katılma kararı alacak” diyen jöleliyi, avuçları patlayıncaya kadar alkışlayanlar cellat kesildiler.

Kürtler söz konusu olunca nasıl da gerçek renkleri açığa çıkıyor; sözleri, sazları, koroları birleşip “her Türk asker doğar” deyip harekete geçiyorlar.

Daha bir kaç yıl önce Barzani’yi “Irak Kürdistanı Başkanı” olarak övüp, methiyeler dizen Cumhurbaşkanı değilmiş gibi, Barzani ile onca iş, onca ortaklık, onca hesap yapan kendileri değilmiş gibi davranıyorlar. Düşmanlaştırma politikası ile, ırkçı ve milliyetçi söylemle, milyonları bir kez daha politikalarının esiri ediyorlar. 

“Bir gece ansızın gelebiliriz...”

CHP Adalet yürüyüşünü çoktan unuttu...

Fındık, üzüm, fıstık...

Motorlu taşıt vergisi yüzde 40, artan fiyatlar, yağmalamalar, Büyükşehir küçük şehir paylaşımları, iç ve dış kavgalara örtü ettiler Kürtlerin referandum çabasını...

CHP’de bir Musul gazisi! Eski IŞİD esiri, AKP kahramanı, Davutoğlu ödüllü, alnından öpülmüş olan kara yağız biri var ki dünyaya bedel...
IŞİD’e cevvalliği pek görülmese de, Kürtlere savaş ilanında pek acar... Askeri üniformalı gibi;

Kürtler için AKP’yi, 48 olmaz 24 saat süre verile, tez elden sefere çıkıla diye uyarıyor.

Savaş tezkeresi AKP, CHP, MHP eseri olarak çerçevelenmiş durumda.

AKP’yi pasiflikle, hızlı hareket etmemekle, savaşı başlatıp, IKBY’ye haddini bildirmemekle eleştiren “AKP muhalifleri”nin her biri bir askeri deha kesilmiş halde savaş stratejisi çizmekle meşgul haldedir.

Kürtler karşısında nasıl da tekleştiler...

Nasıl da Irak’ın tekçiliğinin kararlı savunucuları oldular...

Irak’a, İran’a, Suriye’ye karşı yıllardır süregelen politikalarını bir anda unutup, nasıl da yılların müttefiki oldular.

Sen, Irak’ı bölüp parçalamayı üstün meziyet sayıp, onca darbe, onca tezgah düzenle, idama mahkum Haşimi gibilerini kahraman gibi lanse edip koruma altına al, Kürtler sandık başına giderek demokratik bir hakkı kullanmaya kalkınca Irak’ın toprak bütünlüğünden dem vurup milliyetçiliği köpürt.

Referandum solu, sosyalisti, enternasyonalisti, ırkçıyı, faşisti partileri, örgütleri, kişileri bir kez daha test etmiş oldu.
Sınav sürüyor!

www.evrensel.net