Referandum ateşi!


22 Eylül 2017 05:00

25 Eylül’e giderken bölgede tansiyon giderek yükseliyor. Irak’taki Bölgesel Özerk Kürt Yönetimi istedikleri güvenceler verilmezse referandumu yapma konusunda ısrarlı. Bu tutumun ardından özellikle bölgenin gerici devletlerinin tehditleri peş peşe gelmeye başladı. Türkiye, Irak, İran yönetimleri tonları farklı olsa da aynı yönde konuşuyorlar. ABD başta olmak üzere diğer büyük emperyalist devletler de referandumu “zamansız” bulmaya devam ediyorlar. Ama Rusya’nın gaz devi araya bir anlaşma sıkıştırmayı başarıyor!

Öncelikle bir gerçeğin altını kalınca çizmek gerekiyor: Bölgesel yönetimde yaşayan Kürtlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi onların en doğal haklarıdır. Referandum yapmak da, bağımsız devlet ilan etmek de, eşit haklara sahip özerk bölge olarak yaşamak da sadece ve sadece onların verebilecekleri bir karardır. Ne Irak merkezi yönetimi ve parlamentosu, ne de bölgenin diğer devletlerinin onların bu kararlarına müdahale hakları yoktur. 

Ama neredeyse bu karara karışmayan hemen hemen yok gibi! Irak Yüksek Mahkemesi referandum kararını geçersiz sayıyor, Erdoğan tatbikat yaptırıyor, Bahçeli savaş ilan ediyor, İran tehdit ediyor, ABD uzun vadeli stratejik çıkarlarına zarar verebileceği kaygısıyla şimdilik durun diyor. İsrail ise stratejik çıkarları gereği destekliyor. Türkiye’nin tüm sağcıları, ulusalcı solcuları ve bazı sosyalistleri bu referanduma karşılar. Üzerinde referanduma hayır, bağımsız bir Barzanistan’a hayır yazan bayraklarını sallıyorlar. Elbette her birinin gerekçesi ayrı, ama vardıkları sonuç aynı!

Bölge devletlerinin korkusu açık! Oradaki referandum diğer bölgedeki Kürtler için güçlü bir işaret fişeği olabilir ve kendi ülkeleri de bölünebilir! Ülkedeki Kürtlere kolektif olarak hiç bir anayasal, yasal hak tanımayan Türk gericileri bile Irak Kürtlerine “Eşit haklarda ortak yaşam” öneriyorlar! Peki “solculara” ne oluyor? Onlar da “Barzani aşiret reisi, ABD’nin uşağı, Kürtler içerisinde eşitsizlikler sürerken hangi kendi kaderinden bahsediliyor vb.” gibi “esaslı” argümanları piyasaya sürüyorlar.

Bölgenin uşak ve gerici yönetimlerini ve onların icraatlarını, her hangi bir büyük emperyalistin onların çıkarlarını onaylaması ve destek vermesi durumunda önünde secdeye duracak olmalarını, bizimkilerin tüm emperyalist kurumlara üyeliklerini uzun uzun anlatmayı şimdilik bir tarafa bırakalım. Bu “solcu” arkadaşlara şunu hatırlatalım: Bırakın Barzani ile ne yapacaklarına Kürtler kendileri karar versinler. Başlarına taç mı yaparlar, yoksa ayaklarının altına alıp paspas mı yaparlar kendi mücadeleleri ile karar versinler. Kürtlerin de bağımsızlıkçıları, işçileri, emekçileri, sosyalistleri, komünistleri var!

Halklar kardeş olsun, emperyalistleri bölgeden kovsun, gerici yönetimleri devirsinler mi diyorsunuz? O zaman her ulusun, her halkın temel haklarını önce siz tanıyın, onların birbirleriyle kardeşçe bağlar kurmasının zeminini yaratın. Yok bunlar uzun iş, biz ülkemizde kestirmeden devrim yapacağız, bölgenin sorunlarını çözeceğiz diyorsanız, buyurun yapın! Yalnız küçük bir uyarı yapalım: İşçi sınıfı enternasyonalisttir! Diğer ulusların ve halkların ezilmesine, köle olmasına kesinlikle karşıdır! Ha bakın bir işçi devrimi diğer halklarda birlik olma duygusunu güçlendirebilir ve hatta birliği sağlayabilir. Ama size bir kötü haberim var, gönüllü olarak birlik olmanın yolu da ayrılma hakkını tanımaktan geçer! Çok çetrefilli bir iş değil mi?

Yok değil! Bölge o kadar karışık olsa da bu sorunda karmaşaya yer yok! Önce ve kayıtsız şartsız bir ulusun kendi kaderini kendisinin tayin etmesini kabul etmek erekiyor. Sonra siyasi kendi kaderini tayin ile, ekonomik kendi kaderini tayin etmeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. En sonunda da -önem sırasına göre son değil- halklara, onların mücadelesine, bu mücadelede edinecekleri tecrübeye ve onların sağ duyularına güvenmek gerekiyor. Ve sonuç: referandum bir biçimde engellense veya sonuçları yok sayılsa bile artık ok yaydan çıktı!

www.evrensel.net