Hatun Tuğluk hepimizin annesidir


16 Eylül 2017 04:15

Kürt halkına karşı artarak süren şiddet ve ırkçılık, yeni gelişmelere sahne oluyor. 

Cizre, Sur, Silopi’de yaşananlar hala tazedir...

Silopi’de, keskin nişancılar tarafından vurulan, cenazesi yedi gün sokak ortasında kalan Teybet anne, 23 gün sonra toprağa verilmişti.
Cizre’de, evine isabet eden bombayla ölen on yaşındaki Cemile’yi, annesi günlerce dondurucuda saklamak zorunda kaldı...
Terörist dedikleri kadın cesedi mi panzerle sürüklenmedi!

Daha neler, ne çok vahşet yaşandı.

Hala süren JİTEM, PÖH, JÖH uygulamaları akıllarda çıkacak gibi değil. 

Tutuklu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesinin cenaze törenine saldırı ve 78 yaşında ölen Hatun Tuğluk’un, toprağa verildiği mezardan geri çıkarttırılması bu politikaların bir devamıdır.

Bu vahşet, iktidarın ektiği tohumların ulaştığı boyuttun vahametini göstermesi bakımından çarpıcıdır. 

İktidardakilerin her gün, her an kullandıkları argümanları kullanarak  cenazeye  karşı saldırıya geçenlerin tek güvencesi de bu iktidarın söylemi ve icraatıdır.

Saldırganların sloganları, hükümet mensuplarının her an her yerde pervasızca dile getirdiklerinden farklı değildir. 

MHP ile AKP’nin “tekçilik” söylemindeki yarışın, nefret söyleminin ve sürdürülen şiddet politikalarının vardığı yerdir gelinen.

İktidarın düşmanlaştırma söylemi, ırkçılığın motivasyonu, bu güruhun en büyük dayanağı ve güvencesi olmuştur.

Saray’dan başlayarak her yana sirayet eden dil ve söylem, böylesi tüyler ürpertici eyleme dönüşebilmiştir.

İktidarın ülkeyi yönettiği dildir, mezarlıkta bu güruhça konuşulan....

Sömürüye örtü görevi de görüyor bu söylem ve politikalar. Bu içerikli söylem ve politikalarla, Türk işçisi, emekçisi, ezilen ve sömürülen milyonlar, şovenizmle zehirleniyor; sistemin ve iktidarın kulu, kölesi haline getiriliyor, getirilmek isteniyor.

“Tek millet” söyleminin, halkları, dilleri, inançları yok saymanın sonucudur yaşanan...

Ankara İncek Mezarlığı’nda yaşanan insanlık dışı olay, dört koldan süren kötü söylemin yarattığı etkinin ulaştığı yeni boyutu göstermiş oldu. 

Öyle birkaç kendini bilmez, bir avuç ırkçının, faşistin çığırından çıkması hali değildir, yaşanan.

İktidar temsilcilerinin müdahalesi geç, açıklama ve kınamaları ise göstermeliktir.  

Jandarmanın, polisin gözleri önünde on dakikalarca süren faşist gösteri devam edip, güruh giderek kalabalıklaşmışsa, bunun sorumlusu iktidardan başkası değildir.

Yaşanan, iktidarın rahle-i tedrisatından geçenlerin, sahnedekilerin son dönemde dozunu daha da arttırarak sürdürdükleri ırkçı söylemin yaşama geçirilmesidir.

Kürtleri, Alevileri, farklı inanç ve dillerden halkları yok saymanın, “terörle, terörizmle” eşleştirmenin varacağı yer burasıdır.

Daha bir hafta önce aynı yerde piknik yapan köylülerin SİHA ile vurulup öldürülmelerini fotoğraflarıyla, bilgileriyle izah eden CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nu linç etmeye kalkarsan, öldürülen ve yaralanan köylülere önce terörist deyip, mızrak çuvala sığmayınca “işbirlikçi” dersen, “öyle değil, gerçek başka” diyerek ağzını açanı, “sen kimden yanasın, devletten mi, bölücü terör örgütünden mi?” diyerek hedefe koyarsan, dindar ve kindar olarak yetişmesi için her şeyi sunduğun gençliğinin yapacağı da budur. 

Mezarlıktaki güruh, iktidardakilerin her an dile getirdiği söylemi ve sloganları haykırmışlardır. “Şehitler ölmez vatan bölünmez.”

“Bu mezarlıkta, Kürdü, Aleviyi, Ermeniyi gömdürtmeyiz. Gömerseniz de çıkartır parçalarız” demişler.

Defnedilen cenazeyi çıkarttırıp, Dersim’e gönderilmesine neden olan zihniyet, iktidarın beslediği zihniyettir.

Acı, çok acı, ama bu iktidarda garipsenecek bir durum yok!

KHK’lerle her gün yeni acılar yaşatılıyor.

Hatun Tuğluk’un mezarından çıkartılması,  kin, nefret ve şiddetin politikalarının boyutunun nerelere kadar varabileceğini göstermiş oldu.

On altı yıllık AKP iktidarının toplumu getirdiği yerdir burası. 

En tepeden başbakanına, bakanlarından milletvekillerine, parti başkanlarından gençlik yöneticilerine, tarikatlarından, imamlarına, prof etiketlilerinden, yazarlarına, gazetecilerine, televizyon yorumcularına kadar iktidar mensupları ve yandaşlarının kin ve nefretle konuşmayı maharet ve övünme meselesi saydığı bu ortamda, İncek Mezarlığı’ndaki bu insanlık dışı olay hiç de yadırgayıcı değildir!

Demokrasi ve barış yolunu tercih edip, farklı dil ve inançlardan tüm Türkiye halklarının eşit, özgür ve kardeşçe yaşayabilecekleri bir toplumsal düzen yaratmak varken; savaşı, şiddeti, ölümü, işkenceyi, kan ve gözyaşını tercih eden bir iktidarın mezarlığıdır İncek...

Diğer yandan, güçlü bir insanlık sesi de yükseldi.

Umut ve gelecek buradadır!

www.evrensel.net