Körfez parası


16 Eylül 2017 04:15

Nihayet, çok şükür(!) kamu binalarını, yolları vs. satar hale geldik. İşin mimarlarına bakarsak, bu satış İslami kurala göre yapılacak. Yani, hülle yolu ile (Allah’ı kandırma!), faiz işlemini farklı dönemsel piyasalarda mal alışverişi olarak gösterip, bal gibi faiz karşılığında Körfez ülkelerinden para borçlanılacaktır. İslam esaslarına göre faiz haram olduğundan, genel uygulama olarak faiz operasyonunu alım satım işlemi gibi gösterip, örtülü faizle yoz kapitalist işlemler yürütülmeye çalışılacaktır. Aksi halde, gerçekten yolların, köprülerin ve kamu binalarının dönüşü olmaksızın parlamento kararı ile yabancılara satışı, parlamentonun, toplumun bekasını sürdürdüğü ulusun varlığını üç-beş kuruşa yabancılara satması demek olacaktır. Ekonomi boyalı bu görüntüyü uluslararası mücadeleye dökersek, ülkenin silah yerine para ile işgali ve ülke sahiplerinin ülkede yabancı olması demektir. 

Siyasiler bu durumu, ekonomiye kaynak gireceği ve yatırımların yükselerek, ulusal gelirin artacağı ve iş olanaklarının yükseleceği şeklinde anlatacaklardır. Bu iddianın gerisini deşmek için birkaç soruya ihtiyacımız var. Birincisi, eğer kamu bütçesi bu denli vahim durumda ise, şu bilinmelidir ki, 15 yıllık siyasetin ülkenin getirdiği yer işte burasıdır. İkincisi, siyasilerin daima söylediği gibi, kamu kesimi borçları eski döneme göre azalmış olduğu halde, giderek yükselen kaynağa ihtiyaç var ise, sorunu başka yerde aramak gerekir. Hazin olan, bu sorunun samimi yanıtının ekonomide değil, siyasette olduğudur. Kamu borcu 2000 yılı IMF politikaları ile, kamu kesimi küçültülüp, yükselen kredilerle ekonomide yaratılan balonla yandaş oy tabanı oluşturuldu. Kısacası iktidar algılandığı biçimi ile ekonomiye ve topluma katkı yapan politikalarla oy almadı, kredi ile pompalanıp koflaştırılan bilinç üzerinde yükselen çıkarcı yandaş seçmen ve sahte olanaklarla gözü boyanan kesimden oy aldı. Oyunun sonuna gelindiğinde anlaşıldı ki, bu yönetim ne kalkınmacı, ne adalet yanlısı, hatta ne de samimi inançlıdır. Bu siyaset tarzı, oyuncuları yaşamları boyunca iktidarda kalmaya mahkum hale getirdi. Son referandumda Yüksek Seçim Kurulunun içine sürüklenmeye zorlandığı vahim durum ve oylama sonucunun iç dış çevrelerde algılanış ve değerlendirilişi, siyasilerin pişkinliğine rağmen, ülkemiz ve halkımız açısından olumlu görülemez. Ne var ki, 2019 seçiminin veya bir baskın seçimin neticesi mutlaka var olan iktidarın lehine olmalıdır ya da yapılmalıdır! Bunun için önümüzdeki dönemde yürütülecek politikalar ya da ekonomik zorbalıklar artık fındık taban fiyatı meselesinin çok üzerindedir. Böyle bir operasyon için bütçenin kat kat üzerinde para gereklidir. 

Avrupa ile ihtilaf, Batı dünyasına karşı açılmış savaş, Batı dünyası kredisini pahalılaştırmakta,  içeride faizlerin yükseltilmesini zorlamaktadır. Körfez para babaları daha düşük faizden kredi vermeyeceğine göre, Körfez sermayesine de yüksek faiz ödenecektir. Doğru, ama o faiz yükü alışveriş operasyonlarında gizleneceği için, hülleli (hileli) satışla sağlanan kredinin alındığı dönemde görülmeyecek, malın geri alınacağı ileriki bir dönemde, yine faiz olarak değil, fakat piyasada oluşan yeni alış değerine gizlenmiş olarak yansıyacaktır. Kısacası, örtülü faiz yükü ileriki nesillere atılırken, siyasi iktidar ve liderler yaşam boyu, sorgusuz, sualsiz ve yargısız iktidar garantisine kavuşmuş olacaklar, ya da öyle ummaktalar. 

Körfez parasını ABD de çekti, çeşitli Batı ülkeleri de çekmektedir. Arada şu fark var ki, onlar ülkelerinde üretim yapma ve istihdam sağlama yolu ile Körfez parasını çekerken, bizim iktidar gelecek nesiller üzerinde soygun vahşeti yaratarak, üstelik de ülkeyi değil, kendilerini kurtarma amacıyla kaynağa uzanmaya çalışmaktadır.  

Umarım, halkımızın sağduyusu ile bu cehennem yürüyüşü savulur! 

www.evrensel.net